İkram İŞLER
- Kumalık sistemi nedir?
Kuma poligamik (çok eşli) evlilik türlerinden polijiini (çok kadınla evlilik) denilen evlenmelerin doğal sonucunda oluşan statüdür.
Poliandri ve Polijini. Bir kadının aynı anda birden fazla erkekle evlenmesine poliandri denir. Bu evlilik türüne az rastlanmaktadır. Genellikle Tibet ve Alaska’da, Tobalarda (Hindistan) bu evlilik türü görülmektedir.
Bir erkeğin birden fazla kadınla evlenmesi ise polijini olarak adlandırılır. Bu evlilik türü ise daha çok İran, Pakistan, Türkiye, Irak, Süriye, Arabistan, Afganıstan, Hindistan, Mısır, Orta ve doğu Asyanın bazı yerlerinde görülür.
Kuma Polijini ailesinin bir statüsüdür. Aynı eşle evli bulunan kadınların biri birilerine göre durumlarını dile getirir.
- NE ZAMANDAN BERİ VARDIR?
Anaerkil toplumlarda eş seçme hakkı kadınlar tarafından kullanılmaktadır. Bu dönemde görülen kadın erkek beraberliğinin adı polimêrî (Poliandri) dir. Bir kadın istediği kadar erkekle beraber olabilir. Erkekler egemen olduktan sonra durum değişir. Eş seçme hakkı bu sefer erkeklere geçer. Her erkek birden fazla kadınla beraber olma hakkını kullanır. Birliktelik dememizin nedeni evlilik kurumunun bu günkü gibi var olmaması nedeniyledir. Kadınların cariye edilmesi dönemindeki gibi kadınların hakları giderek kısıtlanır. Hazır kölelik döneminde erkeklerin köleleştirilmesi kadınların da köleleştirilmesi anlamına gelir.
Tarımsal üretimin şekil değiştirmesi ile birlikte kölelik kalkar. Köleci toplum yerini feodal toplum yapısına bırakır ancak erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları baki kalır. Birden fazla kadınla evlilik devam eder. Özellikle tarım ailesi de denen büyük aile yapısında kadınların bir erkeğin eşleri olarak aynı çatı altında bulunması o dönemin ekonomik ve sosyolojik ihtiyaçları gereğidir. Büyük aliede büyük şef ve diğer aile fertlerinin biri birilerine göre statüsü o dönem ailesinin ihtiyaçları disiplin anlayışları tarafından belirlenir. Kimin kiminle evleneceği, aile içinde nasıl davranacağı kesin çizgilerle belirlenmiştir. Gelin-kaynana ilişkisi, baba-oğul, baba-kız, dede-torun, kadın-koca, kadın-kuma, torun-torun vs statüler ve roller kesin bellidir. Bunun dışına çıkmak aile yapısını bozar. Özellikle büyük şefin diğer aile fertleri üzerinde disiplin kuramaması toplumun geleceği açısından büyük tehlikedir.
Kumalık bu ilişkiler içinde sadece bir statüdür. Kumaların biri birilerine nasıl davranacakları binlerce yıldır nettir. Polijini devam ettikçe kumalık da doğal olarak devam edecektir.
Bu evlilik sanayiinin gelişmesi, makineleşme ve beraberinde gelen toplumsal ilişkiler tarafından anlamsız hale getirilir. Kadınların üretime katılması dolayısıyla eğitim olanaklarından yararlanmaya başlaması, kadın ve erkek arasındaki farkı azaltır. Özellikle kadınlar erkeklerin bakımı olmadan kendi başlarının çaresine bakabilecek hale gelmeleri kocaya olan ihtiyacı azaltmıştır. Bununla birlikte erkeklerin aile içindeki statüsü zorlanmaya başlar. Kadın kendi başına evini kiralayarak, çocuklarını bir kreşe vererek, bir işte çalışarak üretim sürecine katılır. Birçok kadının birçok erkekten daha başarılı olmasının verdiği psikolojik güven erkekleri karşı onları daha rahat hale getirir. Kendine bu kadar güvenen bir kadın artık bir erkeğin birden fazla evliliğinin bir parçası olmasını reddetmesi doğaldır.
Bu süreç zorunlu olarak bir çekirdek aile yapısını ortaya çıkarır. Artık ana yanı ya da baba yanı yerleşmelerle birlikte büyük aile yapısı içindeki katı statü ve rolleri çekmek zorunda değildir. Bu durum büyük aileyi parçalara ayırır. Çekirdek aileler toplumun genel aile yapısı olarak görülmeye başlar.
- HANGİ GEREKÇELERLE YAŞATILIYOR?
Ekonomik olarak isimlendirilirse bu yeni toplumun adı kapitalist toplumdur. Bu toplum tipi dünyanın her yerinde aynı anda yaşanmaz. Sanayii dönemini bitirerek bilgi çağına geçen ileri ülkelere rağmen hala feodalizmin etkisinde kalan toplumlar vardır. Büyük aile, feodal üretim biçimin den kaynaklandığı için feodalite devam ettikçe bu aile de devam edecektir. Doğal olarak Yukarıda saydığımız poligamik (çok eşli) aile yapısı sanayii sürecini yaşamayan toplumlarda devam etmektedir. Bunun ortadan kalkabilmesi için o toplumların da benzeri bir süreci yaşaması gerekmektedir.
- TOPLUMLAR KUMALIK SİSTEMİNİ NASIL KARŞILAMAKTADIR?
Aynı eşin kadınları arasındaki ilişkiler (kuma ilişkileri) kuma kadınların kendi rollerini benimseme durumlarına göre farklı karşılanır. Bu rolü benimseyen ve hayattan başka bir şey beklemeyen toplumlara göre bu son derece doğaldır. Kadın evlendiği eşinin diğer kadınları ile mümkün olduğunca uyum içinde yaşamayı öğrenmelidir. Başka türlü bir ailede yaşamanın imkânı kalmamaktadır. Kuma gidecek olan kadının ailesi de içinde olmak üzere bütün toplum eğer bu statüyü benimsemiş ise kadının tek başına yapacak bir şeyi yoktur. Rolünü yapmayan, kendi statüsüne göre yaşamayan kişiler toplum tarafından dıştalanır. Kişi yaşama şansını yitirir.
- YASAKLAMALI MI NE DERSİNİZ?
Günümüzde bu tür ilişkilerin yaşanmasını tasvip etmem mümkün değildir. Ancak daha önce dediğimiz gibi bu bir süreç meselesidir. Kumalık sistemi büyük toplumsal sistemin küçük bir parçasıdır. Bu parçanın tek başına değişme şansı yoktur. Toplumu bir pazıl olarak düşünün. Bütün parçalar biri birilerine uyumlu iken tek bir parçayı değiştirirseniz o pazılı bozarsınız. Toplumun kafası karışır ve zamanla o toplumda yaşanmaz olur. Hele de yasaklamaya kalkarsanız onun yerine mantıklı bir şey koymanız gerekir. Bütün toplum kendini yaşatacak, ihtiyaçlarını karşılamak için kendine göre bir formül bulmuşsa ve bunu binlerce yıldır devam ettirmiş ise bu formülün ortadan kaldırılması o toplumun kimyasını bozar. Yani kısaca yasaklamak çözüm değildir. Bunun en iyi örneği birleşmiş milletler tarafından yasaklanan kölelik ve beyaz kadın ticaretidir. Özellikle eskiden din savaşlarında ganimetlerin arasında kadınlar ve erkekler de getirilir pazarda cariye ve köle olarak satılırdı. Süriyede gördük ki ilk fırsatta yapılan din savaşları aynı manzarayı bütün modern dünyanın önüne serdi. Binlerce Kürt kadını pazarlarda cariye diye satıldı. Bunun alıcısı da vardı. Yasaklanmıştı işte.
Bana göre parçalarla mücadele etmek tek başına yeterli değildir. Bütün ile savaşmak gerekir. Eğer bir şeyi köklü olarak değiştirmek isterseniz o şeyin nedenleriyle savaşmalı ve bu nedenleri ortadan kaldırmalısınız. Aynı nedenler kaldığı sürece aynı sonuçlar devam eder. Kumalık bir neden değil bir sonuçtur. Yani sivrisineklerle değil bataklıkla mücadele daha etkili bir sonuç getirecektir.
Bir örnek de güncel bir konudan vereyim. Şu an korona virüs salgını dolayısıyla gerçekleşen sokağa çıkma yasaklarından vazgeçildi. İnsanlar hiç virüs vakası yaşanmamış gibi davranmaktalar. Gerçekten tehlike ortadan kaldırıldı mı? Hayır. Peki biz o yokmuş gibi davranınca o yok mu oluyor? Umarım gelmez ama salgının nedeni devam etmekte iken önlemleri gevşetmek ikinci bir salgın getirirse dizlerimizi mi döveceğiz?

Bir yanıt yazın