İkram İŞLER
Hayatta en nefret ettiğim şeylerden biri aç iken yemek yemek için imamin sesini beklemektir. Çocukluğum bunu yapmakla geçti çünkü.
Tanrının bir çocuğun açlığına neden ihtiyaç hissettiğini düşünmüşümdür hep. Düşünsenize tanrı insanların kendilerini 30 gün aç bırakmasını istiyor. Neden diye sormalarıma verilen cevap da bir o kadar ilginç. Bu onun büyük olmasının bir gereği imiş. Tanrının büyük olmasının benim açlığımla neden bir bağlantısı olabileceğini düşünmekten helak oldum. Bunu halen anlayabilmiş değilim.
Oruç denen kendini sabahtan akşama kadar aç bırakmak eylemi ile tanrının büyüklüğünün ne alakası var? Ben aç kalmazsam tanrı küçük mü kalacak? Bu kadar küçük bir şeyin bu kadar büyük bir etkisinin olabileceğini düşünmek bir aklın alabileceği bir şey değil doğrusu. Akıl ve mantık dini olarak kabul edilen bu kuralın akıl ile açıklayabileceğini mümkün görmüyorum.
Ben yıllardır bu konu galiba beni aşıyor. Ben bilmiyorum. Biraz daha araştırayım bari diyerek kendimi kandırdım. Şu an yaşım 50 yi geçiyor. Emekli bir felsefe öğretmeniyim. Hala kendimi yetersiz bulmak gibi bir eğilim içindeyim. Yetersiz olduğum için cevaplayamadığımın doğru olmasını isterdim. Ama artık kendimi kandırmaktan vaz geçeceğim. Bu konu düpedüz bir kandırmaca. İnanıyorum ki siz de benim gibi yapıyorsunuz. Yani kendinizin yetersiz olduğunuzu düşünerek bu soruyu cevaplamayı ertelemeyi seçiyorsunuzdur. Çünkü cevaplayamadığı sorular çıkınca bütün imamlar aynı şeyi söylüyor. Bizim aklımız ermez. Siz de böyle şeyler düşünmeyin maazallah imanınızdan olursunuz.
Bir şey sorunca sınır dışına atıldığınız iman nasıl bir imandır arkadaş?! Hiç soru sormayın deseler daha iyi.
Düşünmeyin. Siz anlamazsınız. Siz sadece yapın. Yani kendinizi aç bırakın. Ötesine karışmayın. Neden diye sormayın günaha girersiniz.
Ya sonuçta aç kalacak olan benim. Ve nedenini bilmediğim bir iş yapıyorum. İş mi şimdi bu?
Siz anlamazsınız. Anlamadığınız işlere de karışmayın. Zaten geri zekalısınız.
Bunu açıkça söylemeseler de tavırları bunu anlatıyor yeteri kadar.
Bu konuda sadece siz değil herkesin yaptığı aynı şey. Kendi yetersizliğini düşünerek susmak. Soru sormadan istenilenleri yapmak.
Evet yetersizsiniz. Peki çevrenizde hiç mi yeterli kimse yok.
Bu soruya bırakın cevap vermeyi, soru sormayı yasaklıyorlar. İlginç olanı yetersiz oldukları soruları daha çok sormak ve öğrenmeye çalışmak, kendilerini yeterli hale getirmek yerine soru sormayı yasaklıyorlar.
Peki bu yetersizlik nasıl aşılacak. Sorunun ucu tanrıya ya da inancın temel noktalarına dokunulduğu an kocaman bir yasak çıkıyor karşınıza. Sonuçta ne sorarsanız sorun sorunuz karşılık bulamıyor.
Sorularınız çoğaldıkça ve siz onları geleceğe aktardıkça rahatlamıyorsunuz tam tersine daha çok rahatsız oluyorsunuz. Bu da sizi ya kendinize güvensizliğe ya da filozofluğa giden yolu açıyor. Bunlardan biri çok işlerine geliyor. Diğeri ise maazallah. Ya bu kişi düşünmeyi öğrenirse.. O zaman bütün saltanatı süleyman yerle bir olabilir…

Bir yanıt yazın