İkram İŞLER
- Adanın konumu nedir?
Ada Van-Tatvan karayolu üzerinde Vangölü içinde bulunan ikinci büyük ada olan Akdamar adasın üzerinde kurulmuştur. Vana yaklaşık 50 km uzaktaki bir feribot iskelesinden kalkan feribotlarla 4 km gölün içine doğru yer alır. 70.000 metrekare olan ada yüzeyinin çevresi 3 km’yi bulur. Deniz seviyesinden 1912 metre yüksekliktedir.[1] Adanın bir yanı kalker kayalıkları ile kaplı iken bir tarafı düzdür. Badem ağaçlarının bolca bulunduğu ada ayrıca tavşanlara da ev sahipliği yapmaktadır.
- Ada neden önemlidir?
Ada, önemini üzerinde bulunan bir kiliseden almaktadır. Bu kilisenin tarih, siyaset, Dini ve sanatsal süslemeleri açısından önemi bulunmaktadır.
- Ada 1100 yaşındadır. Dünyanın en eski kiliseleri arasında yer alır. Bu kadar yıl ayakta duran bir yapıttır.
- Dünyada kiliselerin genellikle içi süslenir. Halbuki bu kilise içinden çok dışının kabartmalarıyla gündemdeki yerini korumaktadır. Hem içindeki freskleri hem de kabartmalarıyla dünyadaki diğer kiliselerden ayrılmaktadır. Özellikle kabartmaları Mezopotamya’nın içinde bulunan bir ayna gibi çevresinin kültürünü yansıtmaktadır. Kilise Ermeni sanatının rönesansı olarak anılır.
- Dini açıdan da Kudüsten getirildiğine inanılan gerçek bir haçın üzerine kurulması da dini açıdan önemli kılıyor.
- Siyasi anlamı ise özellikle soykırımın gündemdeki yerini koruduğu günümüzde Ermeni toplumunun burada bir zamanlar yaşadığı gerçeğini yüzümüze vurmasıdır.
- Adanın tarihi hakkında neler söylenebilir?
Adanın asıl adı “Reştunık”tır. Bu isim Eskiden Gevaş (Westan)’da yaşayan bir beyden alır. Westan Beyi Reştunik, Başkale beyi Hogir Erdzrunî tarafından adada öldürülür. Reştunikin adada öldürülmesi üzerine ada bu isimle anılmaya başlar (705). [2]
908 yılında ada resmen Başkale beyinin eline geçer. Bölgede bulunan Kürt aşiretlerinin de desteği ile burada Krallığını ilan eder. Yeni krallığın adı “Vespurakan” krallığıdır. Soylu sınıf anlamına gelmektedir.
1.Gagik adada o zaman bir kasaba, saray, çarşı ve liman da inşa ettirir.[3] Bunlar 16. Yüzyıla kadar canlılığını korur.
Akdamar Adasındaki Surp Haç kilisesi, Kudüs’ten İran’a kaçırıldıktan sonra 7. yüzyılda Van yöresine getirildiği rivayet edilen Hakiki Haç’ın bir parçasını barındırmak maksadıyla Kral I. Gagik‘in emriyle 915-921 yıllarında Mimar Manuel tarafından inşa edilmiştir. Adanın güney doğusuna kurulmuş olan kilise, mimari açıdan Ortaçağ Ermeni sanatının en parlak eserleri arasında sayılır. Kızıl andezit taşından inşa edilmiş olan kilisenin dış cephesi, alçak rölyef şeklinde işlenmiş zengin bitki ve hayvan motifleriyle ve Kutsal Kitap‘tan alınma sahnelerle bezenmiştir. Kilise bu özelliğiyle de Ermeni mimari tarihi içinde eşsiz bir konuma sahiptir.
Kilisenin yapımında kullanılan taşların bir kısmı Gevaş’tan sallarla, bir kısmı Ahlat’tan, bir kısmı da Diyarbakır’ın güneyinden getirilmiştir.
Adada bulunan yapıları kral kendisi tasarlamış, yapımını ise keşiş mimar Manuel’e yaptırmıştır.[4] 1021’de Vespurakan krallığı yıkılmıştır. Kilise 1113’te manastıra çevrilmiştir. Ub tarihten 1895 yılına kadar bölgedeki Ermeni patrikliğinin merkezi olmuştur.
19. yüzyıl sonlarında 300 civarında keşişin ikamet ettiği manastır, 1895 ve 1915olaylarından sonra terkedilmiştir.
- Adanın bugünkü ismi nereden geliyor?
Bu günkü ismin bir efsaneden geldiği söylenmektedir. Bu efsane şöyledir: kilisenin baş papazının dillere destan güzellikte bir kızı bulunmaktadır. Karada köylerden birinde yaşayan bir Kürt bir çoban bu kıza aşık olur. Kız da onu sevmektedir. Her gece karadan yüzerek kızın tuttuğu fener ışığına doğru yüzen genç çoban kızla görüştükten sonra aynı yoldan yüzerek geri gelir. Fakat kızın keşiş babası bu olayı duyar. Kızı manastırda bir odaya kapatır. Daha sonra feneri alır, bir sala binerek delikanlıyı açıklara çeker. Delikanlı iyice yoruluncaya kadar yüzer. Daha sonra keşiş ve adamları tarafından sopalarla öldürülür. Delikanlının ağzından son çıkan “Axx Tamaraa” olur. Söylenceye göre adanın ve kilisenin bu gün kullanılan adının kaynağı budur.
- Kilise ilk yapıldığı gibi midir? Sonradan ek almış mıdır?
13. yüzyılın sonlarında Katholikos III. Stephanus kilisenin doğusundaki şapeli, 1296 yılında da I. Zacharias güneybatısına bitişik şapeli yaptırmıştır. 1763 yılında kilisenin batısına Jamatun, 19. yüzyılın başlarında ise güney kapısı önüne giriş bölümü ile çan kulesi eklenmiştir. 1918 yılında ada terk edilince manastır yapıları yıkılmış, kilise ise kısmen harap olmuştur.[5]
- Kilisenin yapısal özellikleri nelerdir?
Manastır olduktan sonra Kutsal Haç Kilisesi adıyla anılan yapı 16 x 12.50 m. ölçülerinde, dört yapraklı yonca biçimli haç planında tasarlanmıştır. Dört yöne doğru dışa taşırılan haçın kolları arasına apsis şeklinde diagonal odalar yerleştirilerek cepheler yumuşatılmıştır. Orta mekan yüksek kasnaklı kubbe, haçın kolları yarım kubbe, ara mekanlar merkezi örtü sistemine bağlı olarak çeyrek kubbelerle örtülmüştür. Dışta, merkez kubbesi konik külah, haçın kolları çift meyilli çatı ile kapatılmıştır.
Kilisenin 0.85 1.10 m. kalınlığındaki duvarları iki basamaklı bir platform üzerine oturtulmuştur. Kahverenkli kesme taşlarla örülen duvarların dış cepheleri zengin plastik figürler, iç cepheler ise fresklerle süslenmiştir. Doğu hariç diğer cepheler sonradan eklenen yapılarla süsleme kuşakları hizasına kadar kapanmıştır. Ana girişin bulunduğu batı cephesi, içe doğru kademelenen 1.10 m. eninde iki yırtmaç niş ve yuvarlak kemerli pencerelerle hareketlendirilmiştir. Aynı düzende ele alınan 9 m. uzunluğundaki doğu cephesi dıştan taşıntı yapmayan düz duvar şeklindedir. Kuzey ve güney cepheleri beş kenarlı olarak dışa yansıtılmış, diğerleriyle aynı büyüklükteki giriş kapıları, pencereler ve süsleme kuşaklarıyla donatılmıştır. Haçın kolları üçgen alınlık; aralardaki küçük nişler külah şeklinde sonuçlanmaktadır. Onaltıgen kubbe kasnağına sekiz adet pencere açılmış, konik külah taş plakalarla kaplanmıştır. Pencereler uçları yanlara açılan yuvarlak kemerlerle taçlandırılmıştır.
Kilisenin iç mekanı, apsis şeklinde yuvarlatılmış ve üstte merkez kubbesiyle bütünleşmiş cepheleriyle büyüleyici bir etki bırakmaktadır. Apsisin yer aldığı doğu kanadı ile asıl girişin sağlandığı batı koluna geniş kemer biçiminde birer tonoz eklenerek haçın doğu batı ekseninde uzaması sağlanmıştır. Berna ve apsis bölümü diğer mekandan 1 m. daha yüksek tutulmuştur. Apsisin iki yanında, kare mekanın doğu köşelerindeki küçük nişlerden geçilen papaz odaları yer almaktadır. Dikdörtgen planlı bu küçük odalar beşik tonozla örtülmüştür. Hücrelerin doğusunda mazgal pencereli yarım daire planlı küçük nişler mevcuttur. Güney haç kolunda, girişin üzerine kral mahfili yapılmış, ancak kapı önüne çan kulesi eklenirken çıkış merdivenleri kaldırılmıştır.
İçte, büyük nişlerle küçük nişler arasında yer alan ve yüzeyinden 0.15 m. çıkıntı yapan sekiz adet duvar payesi de iç mekana bir hareketlilik sağlamaktadır.
- Üzerindeki kabartmaların anlamı nedir?
Akdamar Kilisesi, Doğu Anadolu Bölgesi’nin en zengin mimari plastik süslemelerine sahiptir. Yapının dış cephelerinde, farklı yüksekliklerde ve kuşaklar halinde dolanan kabartma tekniğinde işlenmiş değişik konular mevcuttur. Giriş kapılarının üzerinden başlayan kabartma sahnelerinin alt sınırını, yüzeyden 0.10 m. çıkıntı yapan dar bir asma sarmaşığı şeridi oluşturur. Bu şeridin üstünde, kilisenin bütün cephelerini dolanan dört süsleme kuşağı bulunmaktadır. Alttan itibaren birinci kuşakta İncil ve Tevrat’tan alınan konular anlatılmaktadır. Burada belli bir resim programı takip edilmemiştir. Din konuların arasında Ermeni tarihiyle ilgili kişiler, prensler, krallar ve azizler görülür. Dinsel konular ile Ardzruni Sülalesi’ni canlandıran figürler, diğerlerine göre daha büyük yapılmıştır. Resimler arasında, (457) çift olarak işlenmiş hayvan figürleri ile mitolojik yaratıklar da mevcuttur. Cephelerin yaklaşık üçte ikisini kaplayan bu ilginç kabartma sahneleri, serbest kompozisyonlar halinde tasarlanmıştır.
İkinci kuşakta bağımsız heykel görünümü veren veya çörten biçiminde işlenmiş balık, kuş, geyik gibi çeşitli hayvan figürleri yer almaktadır. Üçüncü kuşağı, haçın kollarındaki üçgen alınlıkların altlarında ve pencerelerle yırtmaç nişlerin üzerinde yer alan süsleme grubu oluşturmaktadır. Asma sarmaşığı içindeki insan ve hayvan figürleriyle bezeli bu kuşak da yapıyı boydan boya dolanmaktadır. İri üzüm salkımları arasına hükümdar figürleri, av sahneleri, saray eğlenceleri, günlük hayattan kesitler ve av hayvanları gibi konular işlenmiştir.
Dördüncü süsleme kuşağı çatı saçakları altında yer alır. Düz bir zemin üzerinde birbirini takip eden çeşitli av hayvanları ve insan yüzlü masklar bu kuşağın konusunu oluşturur. Aynı kompozisyon piramidal külahın saçağı altında da yinelenmiştir. Haçın kollarındaki her bir üçgen alınlıkta bir İncil yazarının tasviri bulunmaktadır.
Batı Cephesi: Kilisenin ana girişinin bulunduğu batı cephesinin birinci kuşağındaki temel konu, Kral I. Gagik’in Kutsal Haç Kilisesi’nin maketini Hz. İsa’ya sunma sahnesidir. Kompozisyon yırtmaç nişlerin arasında yer alır. Gagik, haleli, taçlı ve zengin desenli kaftanıyla canlandırılmıştır. Sağ eliyle kilisenin maketini işaret etmektedir. Tahrip olmasına rağmen kilise maketinin üzerindeki ayrıntılar seçilebilmektedir. Hz. İsa dökümlü bir giysi içinde ve haleli olarak gösterilmiştir. Başının üstünde ismi yazılıdır. Sol elinde İncil tutarken, sağ elini takdis eder vaziyette havaya kaldırmış durumdadır. Hz. İsa ile kral arasında iki küçük melek, pencerenin altındaki süslü bir haç madalyonunu tutmaktadır. Aynı kuşakta yırtmaç nişlerin dış kenarlarında kerubin melekler yer almaktadır. (460) İkinci kuşağa haç motifleri işlenmiştir. Ortadaki haç motifinin iki kenarında iki aslan başı kabartması mevcuttur. Yüzlerinin bir kısmı tahrip olmuştur. Üçüncü kuşakta, çeşitli hayvanlar ve av sahneleri canlandırılmıştır. Sarmaşık ve üzüm salkımları arasına yerleştirilen figürlerden, ayıyla güreşen avcı, yere çökmüş boğa, ceylan, yavrusunu emziren ayı ve yere diz çökerek okunu atar vaziyette tasvir edilmiş figürler dikkat çekicidir. Buradaki figürler profilden gösterilmiştir.
Kuşakta, üçgen alınlığın tam ortasında İncil yazarlarından Matheus betimlenmiştir. Saçağın altındaki bordürde, düz bir zemin üzerinde koşarak birbirini kovalayan aslan, geyik, ceylan gibi hayvanlar yer almaktadır. Burada figürleri çevreleyen asma dalları ve bitkisel motiflere yer verilmemiştir. Saçakların bitiş kısmında, kuzey ve güney uçlarda birer insan yüzü görülmektedir.
Yırtmaç nişlerin ve alt pencerenin üzerinde, uçları yanlara kaldırılmış taç kemerleri mevcuttur. Kemerler asma dalları ve üzüm salkımlarıyla bezenmiştir.
Güney Cephesi: Güneye bakan cephe, konu bakımından oldukça zengindir. Birinci kuşakta, batıdan doğuya doğru gruplar halinde Tevrat ve İncil’de geçen, çoğu Kuranı Kerim’de tekrar edilen peygamber kıssalarından Hz. Yunus’un gemiden atılması, balık tarafından yutulup sonra karaya çıkarılması ile Ninova Kralı’na nasihat etmesi ve İbrahim Peygamberin oğlunu kurban etme sahneleri canlandırılmıştır. Bu konuları takiben, On Emir’i taşıyan Musa Peygamber, pencerenin altında karşılıklı iki keçi, doğusunda bir aziz büstü ile altında bir melek; tahtta oturan İsa Peygamber, kucağında çocuk İsa’yı taşıyan Hz. Meryem; iki yanında Cebrail ve Mikail; üstte ise madalyonlar içinde aziz ve peygamber büstleri ile büyük bir geyik resmedilmiştir. Çan kulesi bazı sahneleri kapatmıştır. Doğusunda sıra ile karşılıklı iki ayı, üstünde kanatlı aslan ve aziz büstü; Ardzruni Prensi Aziz Şahak ve Hamazasp, mitolojik hayvan figürleri ve mücadele sahneleri; pencerenin üstünde Kahin Eli, doğusunda Vaspurakan Kralı Saul, Davut Peygamber ve en sonda Dev Golyat yer almaktadır. Figürler temsil ettiği değer ve derecelere göre çoğu cepheden gösterilmiş ve isimleri yanlarına yazılmıştır.
Cephenin ikinci süsleme kuşağında, asimetrik bir dağılımla yerleştirilmiş ve yüksek kabartma tekniğinde işlenmiş hayvan figürleri ile az sayıda insan başı mevcuttur.
En üst kuşakta ise cephe boyunca uzanan ve doğu cephesindeki kuşağın devamı olan asma sarmaşığı ve iri üzüm salkımları arasında çeşitli pozisyonlarda ayı ve ayı avı; aslan, panter, çeşitli kuşlar ve diğer av hayvanları yer almaktadır. Sahneler hareketli bir doğa atmosferi içinde verilmiştir. En üstteki üçgen alınlıkta ise İncil yazarı Aziz Lukas tasvir edilmiştir.
Doğu Cephesi: Kilisenin doğu cephesindeki birinci kuşakta yer alan taş kabartma süslemeler, bir konu anlatmaktan çok, bağımsız figürler şeklinde değerlendirilmiştir. Vaftizci Yahya, Gregori, Nisibili James, İlyas Peygamber gibi aziz, havari ve peygamber figürleri bu kuşağın temel öğeleridir. Burada, farklı büyüklük ve yükseklikte, bazıları sadece büst şeklinde cepheden resmedilmiş dokuz adet kutsal figür yer almaktadır. Altta ise değişik yönlerde hayvanlar mevcuttur.
İkinci kuşakta; aynı yatay düzlem üzerinde, dokuz adet hayvan başı kabartması yer alır. Yırtmaç nişlerin arasında kalan kısımda, madalyon içinde tasvir edilen Hz. Adem figürü dikkat çekicidir. Güney ve kuzeyinde yüzleri kısmen tahrip olmuş iki aslan başı vardır. Burada, diğer cephelerde görmediğimiz bir şekilde, dış kenarlardaki hayvan figürleri ön ayakları görülecek şekilde işlenmiştir. [6](463)
Üçüncü süsleme kuşağında, diğer cephelerdeki kompozisyonlar tekrar edilmiştir. Asma sarmaşığı zeminli bordürde dikkati çeken en önemli kabartma, cephenin tam ortasında bağdaş kurarak oturan, giysileri, etrafındaki muhafızları ve sembolleri ile sağ eliyle kadehini kaldırmış hükümdar tasviridir. Orta Asya ve İslam sanat üslubunu yansıtan bu kompozisyon, bütün cepheler boyu aynı hizada devam eden bordürün doğu cephede bir taş sırası yukarı kaydırılarak verilmesiyle de vurgulanmıştır. Araştırmacılar bu hükümdar figürünün Abbasi Halifesi Muktedir olduğunu öne sürerler.
Dördüncü süsleme kuşağı, haç kolunun düşük seviyede olması nedeniyle üçgen alınlığın köşesinde kesilmiştir. Saçak altındaki bordur, taht sahnesinin uzunluğu kadar işlenmiştir. Süslemesiz ve düz bir zemin üzerinde birbirini takip eden tavşan ve geyik tasvirleri bulunur. Üçgen alınlığın tam ortasında İncil yazarı Havari Yohannes yer almaktadır.
Kuzey Cephesi: Sonraki dönemlerde eklenen şapeller, bu cephenin kuzey doğusunu ve haç kolunun batı yüzünü alt bordur seviyesine kadar kapatmış durumdadır.
Kuzey cephesinde birinci süsleme kuşağı, doğu haç kolunun batı yüzeyinde yer alan Samson’un Filistinli’yi öldürme sahnesi ile başlar. Samson güneydeki Golyat ile aynı boyda işlenmiştir. Sahnenin hemen batısında madalyonlar içinde üç, madalyonların altında ise ayakta canlandırılmış iki aziz figürü vardır.
Dövüşen horozlar, aslanı öldüren Samson ve deniz kızı grubundan sonra, batısında çeşitli hayvanlar ve Kral Hezkiyal; büyük pencerenin iki yanında ise Hz. Adem ile Havva’nın yasak meyveyi yeme sahneleri ve yılan görünümünde Havva’yı kandıran şeytan resmedilmiştir. Atlı üç aziz figürünü takip eden av sahnelerinden sonra, en batıda Tevrat konularından üç İbrani genci ile baş aşağı duran iki aslan arasında Daniel Peygamber gösterilmiştir.
Kuzey cephesinin ikinci kuşağında güney cephesindeki gibi aynı yatay düzleme serpiştirilmiş plastik hacimde hayvan figürleri işlenmiştir. Üst kuşaklar diğer cephelerin devamı şeklindedir. Alınlıkta İncil yazarı Markos yer almaktadır. Konik külahın altındaki saçakta, kasnağı kuşatan ve çeşitli av hayvanlarından oluşan bir kabartma şeridi daha mevcuttur.
Kilisenin dış cephelerindeki kabartma süslemelere karşılık, iç mekanda zengin fresklere yer verilmiştir. Ancak çoğu bozulmuş veya dökülmüş durumdadır. Kaynaklarda, tamamen Hıristiyanlık konularını içeren ve siklus esaslarına göre programlanan fresklerin renk ve kompozisyon bakımından kilisenin önemi ve mimarisine yakışacak bir üslupta işlendiği görülmektedir. [7]
Kilisenin batı haç koluna bitiştirilen jamatun, dıştan 12.70 x 12.30 m. ölçülerinde kare bir plana sahiptir. Duvarlar, dışyüzleri kesme taş dolgu duvar tekniğiyle örülmüştür. Yer yer onarım izleri görülmektedir. İç mekan, ortada dört payeye yaslanan kemerlerin taşıdığı dokuz bölümlü bir örtü sistemiyle kapatılmıştır. Yapının batı cephesinde giriş kapısı ile üç mazgal pencere dışında açıklık bulunmamaktadır. Kapının üzerinde, 1 m. yüksekliğinde sivri kemerli bir alınlık mevcuttur.
Güneye bakan cephe zemini, manastır yapılarının yıkılması sonucunda pencere hizalarına kadar yükselmiştir. Bu cephenin üst ekseninde üç adet mazgal pencere yer almaktadır. Jamatun’un doğu cephesi kilisenin batı haç koluna 0.85 m. kalınlığındaki bir duvarla bitiştirilmiştir. Doğuya doğru meyilli bir şekilde yükselen kuzey cephesinde de üç adet mazgal penceresi bulunmaktadır.
Payeler üzerine oturan 3.55 m. çapındaki kaburgalı ve basık orta kubbeye pandantiflerle geçilmektedir. Diğer kısımlar çapraz tonozlarla örtülmüştür. Doğu ve batıdakiler orta mekana göre 1 m. daha dar tutulmuştur.
Jamatunun zemini kiliseden 1.20 m. daha düşüktür. Bu nedenle kiliseye, bugün basamakları bozulmuş olan merdivenle çıkılmaktadır. Yapının batı girişi hariç herhangi bir süsleme unsuru yoktur. Kapı alınlığındaki yedi satırlık kitabenin üzerinde, etrafı gül bezeklerle çevrilmiş dekoratif bir haç kabartması bulunmaktadır.
Kilisenin kuzeydoğusundaki Katholikos I. Zacharias Şapeli 6.60 x 4.80 m. dış ölçülerinde dikdörtgen bir plana sahiptir. Batı cephesi, sonraki dönemlerde eklenmiş tarihi bilinmeyen bir yapı ile çatı seviyesine kadar kapanmış durumdadır. Ancak şapelin 2.70 m. uzunluğundaki duvarı kiliseden bağımsızdır. Duvarlar, dış yüzleri kesme taş örgülü dolgu tekniğinde yapılmıştır. Cephede, apsise açılan bir pencere mevcuttur. Şapelin üzeri dıştan çift meyilli çatı ile örtülmüştür. İç mekana batıdaki ek yapıdan 0.95 m. genişliğinde bir kapı ile geçilmektedir. Sivri kemerli alınlığa sahip olan kapının çevresini iki sıra halinde kaval silme dolanmaktadır.
Kuzey güney doğrultusunda uzanan 3.15 x 2.80 m. ölçülerindeki şapel, beşik tonozlu tek bir mekanla doğudaki apsisten oluşmaktadır. Zeminden 0.80 m. yüksekte bulunan yarım daire planlı apsis 2.10 m. derinliğindedir. Buna karşılık tonozu orta mekanın tonozundan 1 m. daha aşağıdadır. Apsisin tam ortasında bir mazgal pencere yer almaktadır. Yapıda herhangi bir süsleme bulunmamaktadır.
Kilisenin güney haç koluna eklenen çan kulesi 0.90 x 1.20 m. ölçülerinde, dört paye üzerinde üç katlı olarak düzenlenmiştir. Kule 2.70 x 2.75 m.’lik alan üzerinde yükselmektedir. Birinci kat, payeleri birbirine bağlayan sivri kemerler üzerine oturan çapraz tonozla örtülmüştür. İkinci kat, birinci kattan yüzeyden çıkıntı yapan düz bir silme ile ayrılır. Bu bölüm payelere ve kemerlere yaslanan üçgen alınlıklarla son bulmaktadır. Alınlıkların üzeri taş kaplamalı kırma çatı ile kapatılmıştır. İkinci bölüm üzerinde, altı sütunun taşıdığı piramidal külahlı çan kulesi yer almaktadır.
Alt kattaki payelerin üzerinde, kemer ayaklarından başlayan ve dışa taşırılan kabartma şeklinde bir süsleme şeridi vardır. Üstte ise iki sıra mukarnas dizisi yer almaktadır. Çan kulesinin ikinci katına bir güneş saati işlenmiştir.[8]
- Kilisenin yıkılma tehlikesi geçirdiği söyleniyor doğruluk payı var mı?
Akdamar Kilisesi son yüzyılda tarihin, maalesef define avcılarının ve atış meraklılarının kurşunlarıyla yıprandı ve harap oldu. Dış yüzeyindeki kabartmalar ve içerisindeki duvar resimleri ise zamanla, hava şartlarına da dayanamayarak hasar gördü.
Doğudaki birçok başka Ermeni anıtı ile birlikte Akdamar Kilisesi’nin de 1951’de hükümet emriyle yıkımı kararlaştırılmış, 25 Haziran 1951’de başlatılan yıkım çalışması o dönemde genç bir gazeteci olan ve tesadüfen olaydan haberdar olan Yaşar Kemal’in müdahalesiyle durdurulmuştur.
On yıllar boyunca bakımsız olarak kalan kilise 2005-2007 döneminde Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde, Türkiye Ermenileri ve komşu Ermenistan ile ilişkilerin geliştirilmesine yönelik bir adım olarak, 1.5 milyon dolar harcanarak restore edilmiştir. Restoran çalışmalarını Ermeni mimar Zakariya Mildanoğlu yürütmüştür.
29 Mart 2007 tarihinde yeni hayatına gözlerini ‘anıt müze’ olarak açan Akdamar Kilisesi’nde uygulanan restorasyon çalışması bazı uluslar arası kültür çevrelerinde “siyasi amaçlı” olarak tanımlanmıştır.
Kilise, Van gölü’ndeki Akdamar Adası’nda tek başına duruyor. Yaklaşık 1100 yıllık Akdamar Kilisesi, 90 yıldan fazladır ibadethane işlevinden uzak.[9]
[1] http://blog.milliyet.com.tr/akdamar-adasi/Blog/?BlogNo=359069
[2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Akdamar_Adas%C4%B1
[3] http://blog.milliyet.com.tr/akdamar-adasi/Blog/?BlogNo=359069
[4] Oktay Belli Tarih boyanca VAN s.449
[5] Age.s 454
[6] Oktay Belli Tarih boyunca VAN s. 463
[7] Oktay Belli Tarih Boyunca VAN s. 467
[8] Oktay Belli Tarih Boyunca VAN s. 471
[9] http://www.medyafaresi.com/haber/akdamar-kilisesinin-bilinmeyen-oykusu-neden-bu-kadar-onemli/39822

Bir yanıt yazın