İkram İŞLER 24_01_2026 (Ezeli Doğanay Bilim ve Sanat Akademisi )
- ETİMOLOJİ
Newrozun Etimolojisi için yaptığımız araştırmalarda birkaç harf üzerindeki anlamsız tartışmalarla karşılaştık. Newroz kavramı üzerinde en fazla tartışma olan kavramlar dan biridir. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nin alfabesinde “w” “q” “x” “ê” vb gibi harflerin olmaması dolayısıyla “newroz” kavramı “nevruz” olarak telaffuz edilmektedir.
İsimsel değişimiyle birlikte sözcük, zamanla yeni anlamların yüklenmesiyle anlam değişimi yaşamış, resmi çevrelerde yeni anlamıyla kullanılmıştır. İsim değişimi kendisine yüklenen farklı anlamlarla içerik açısından da farklı hale getirilmiştir.
Sözcük new+roz kavramlarından oluşmakta ve yeni gün anlamına gelmektedir. Köken açısından Kürtçe olan newroz kavramını Kürtlere mal etmek istemeyen çevreler Farsçaya mal etmektedirler.
www. hurriyet. com. tr adlı adresin açıklamaları newroz sözcüğünün eski Farsca’dan hatta pehlevice’den geldiği yönündedir. Farsça ve Orta Farsça (Pehlevice veya Partça) navrōz “eski İran takviminde yılbaşı günü” sözcüğünden alıntıdır. Farsça sözcük Farsça ve Orta Farsça (Pehlevice veya Partça) nav ”yeni” ve Farsça ve Orta Farsça (Pehlevice veya Partça) rōz ”gün” sözcüklerinin bileşiğidir. Kelimenin aslı eski Farsçadan gelir: Yeni anlamındaki nava ve gün ışığı ve gün anlamındaki rəzaŋh birleşerek oluşturmuşlardır. Anlamı “yeni gün/günışığı”dır ve günümüzün Farsçasında da hâlâ aynı anlamda kullanılmaktadır (Hürriyet, 2018)
Aynı saptamayı www. karar. com da yapmaktadır. Bu adresin açıklamaları içinde kelimenin ışık kökünden (Leuk) geldiği de bulunmaktadır. Bütün Hint-Avrupa’nın Ari topluluklarının ortak bir kavramı olduğu vurgulanan bu açıklamada, ışık kavramının bugünkü kullanımları da verilmektedir. Anlamı “yeni gün/günışığı” dır ve günümüzün Farsçasında da hâlâ aynı anlamda kullanılmaktadır (nev: yeni + ruz: gün; anlamı “yeni gün”)
İrani dillerdeki gün anlamına gelen Roz (Farsça), Roç (Beluçca), Roc (Zazaca), Roz (Soranice) ya da Roj (Kurmanci) sözcükleri Proto-İranicenin “Rauça”sından gelir. Bu da eski Hint-Avrupacanın manası Işık olan Leuk- kelime köküne dayanmaktadır. Şu en eski şekilden Rusçadaki Luç, Almancadaki Licht, Yunancadaki Leukós, Latincedeki Lux, İngilizcedeki Light ve Ermenicedeki Luy da oluşmuşlar. Proto-Iranicede Rusçadaki gibi bir kaç ses ertelemesi ortaya çıkmışdır ve ayrıca ‘L’ sesi ‘R’ye dönüşmüştür. Eski İrani dili olan Avesta dilinde Raôçah zamanında esasdan Işık demekti. Eski hint-ari dilindeyse (Bugünkü Kuzey Hindistanda varolan dil grubu) Roçiş kulanılmaktadır. (www.karar.com, 2019)
İzoli “Kürtçe-Türkçe” adlı Ferhenginde newroz bayramı sözcüğü üzerinde şunları yazar: Cejni Newroz. Kürtlerin 21 Marta rastlayan yılbaşı bayramı. Milattan 612 sene önce Demirci Kawanin İran ın zalim şahı Dahhaka karşı giriştiği ihtilalin yıldönümü. Bugün Kürtlerce mukaddes yılbaşı olarak kutlanır. (İzoli, 1992, s. 78) Cejni Newroz. Kürtlerin 21 Mart’a rastlayan yılbaşı bayramı. Milattan 612 sene önce Demirci Kawanin İran’ın zalim şahı Dahhaka karşı giriştiği ihtilalin yıldönümü. Bugün Kürtlerce mukaddes yılbaşı olarak kutlanır. (İzoli, 1992, s. 78)
Abdurrahman Ucaman “Ferhenga Etîmolojî ya Zimanê Kurdî” adlı kitabında kavramı Kürtçe olarak şöyle açıklamaktadır. Newroz: new+roz(roj)>newroz: Navê roşana netewî û sersala Kurd e, li roja 21ê Adarê tête pîrozkirin. “Newe”new” di zara vaya dimilî da mana “nû” dide, “roz” jî di zaravaya dimilî da mana “roj”ê dide. Newroz: Di mana roja newe, roja nû da ye. Mîtosê wê gelek in… . Kurd, Newrozê di rengê roşana netewî da pîroz dikin. Kurd bi vê mîtosê wê pîroz dikin: Dibêjin kû di wê rojê da (21-22ê Adarê) Kawayê çilingir Dehaqê zordest kuştî ye û kurd ji bin darê zordestîya Dehaq derketine. (Ucaman, 2008, s. 104)
Anlamı şudur: Newroz: new+roz(roj)>newroz: Ulusal bir günün adı ve Kürtlerin yılbaşı olan 21 martta kutlanmaktadır. “New ismi dimilîce şivesinde “newe”= “new” yeni anlamına gelmektedir. “Roz” ise gün anlamına gelir. “newroz” ise yeni gün demektir.
Gürdal Aksoy Türkiye’de newroz kavramının kullanımı için “Bir söylence bir Tarih Newroz”adlı kitabında değinir. Ona göre üzerinde en çok oynama yapılan kavramlardan biri de newroz dur. Son zamanlarda, yeni yeni varyantlar da üretilmedi değil; Nevroz ya da Newruz gibi… Sözcüğün Türkçe’deki biçimi Nevruz olmasına rağmen, bu noktada siyasal düşünce farklılıkları su yüzüne çıktığından, biz de, Türkçe varyantını (Nevruz) bir yana ittik. Ancak, Dahhak adında böyle bir ayrılık baş göstermediği için, bu kavramı aynen aldık (Aksoy, 1998, s. 9).
www. sozcu. com. tr adlı web sitesi de Devletin newroza verdiği yeni anlama paralel olarak newrozu Türk bayramı yapma yarışında yerini alır. Ancak biraz daha yumuşatarak Kürtlerin bayramı olduğundan da bahseder. Kürtlerin kurtuluş bayramı yanında Türklerin ergenekondan çıkış gününün kutlanması olarak gösterir.
- NEWROZUN TANIMI
Newroz onu kutlayanların gözünde farklı tanımlara sahip bir kavramdır. Kutlandığı geniş alanda yer alan bir çok toplum ona kendi kutsallarıyla birleştirerek tanımlamışlardır.
Newroz dünyanın yaratıldığı gündür: Mircea Eliade Dinler Tarihi adlı kitabında İran’da newrozun dünyanın yaratıldığı güne denk geldiğini vurglamaktadır. Nevruz, hem Ahuramazda bayramı (İlk ayın hürmıiz gününde kutlanır) hem de dünyanın ve insanın yaratıldığı gündür. Nevruz gününde, “yaratılış tekrarlanır. “ (Eliade, 2005, s. 476) Çok büyük bir önem atfedilen bir gündür.
(www.google.com.tr, 2019) Newroz her şeyin yenilendiği gündür: Dımeşkî’nin aktardığı rivayete göre, kral şöyle demiştir: “Bu gün, yeni yılın yeni bir ayının yeni bir günüdür. Zamanın eskittiği her şey yenilenmelidir!” (Eliade, 2005, s. 476).
Bugün bu anlamda bütün evrensel gelişimin bir anda durduğu ve her şeyin yenilendiği bir anla başlamaktadır. İnsanların gelecek bir yılda neler yaşayacağı netleşir. Bugünde insanların kaderi de bir yıllığına belirlenir. Nevruz gecesinde, sayısız ateş ve ışıklar yakılır, 1350 gelecek yılda yağmurun bol olması dileğiyle su ile saçı ve arınma ritüelleri gerçekleştirilir. (Eliade, 2005, s. 476)
Hz. Alinin doğduğu gündür: Alevi ve Bektaşi inanışında Hazreti Ali’nin doğum günü (www.google.com.tr, 2019). Alevilerin bu güne atfettikleri anlam farklıdır. Buna göre Hazreti Alı newroz günü dünyaya gelmiştir.
Newroz bir kıyamet günüdür: Newrozun bir tanımı da newrozun kıyamet günü olduğu ile ilgilidir. Bahoz Şavata www.sonnoktamalatya.com adlı sitede newrozun kıyamet günü olduğu tanımını şöyle dile getirmektedir. Newroz deyince ilk aklımıza Kürtlerin 21 Mart’ta milli talepleri için yaptığı sokak gösterileri ve kalabalık miting toplantıları gelir. Oysa Newroz, Ateşperesti ve Zerdüşt dini olarak adlandırılan İslam öncesi doğu Aryan toplulukların Mecusi (Magici)dinlerinde 21 Martta; o gün tanrı Ahuramazda ’dan bekleni len son dönüşüm; kıyamet günüydü. (Şavata, 2017)
Eliade Dinler Tarihi adlı kitabında newrozun ölüleri diriltme günü olduğuna dikkati çekmektedir. Kıyamet günü ile ölüleri diriltme günleri olduğunun düşünülmesi newrozun farklı bir açıdan ne önemini dile getirmektedir.
Kazvinî de Nevruz gününde Tanrı’nın ölüleri dirilteceğini söyler: “Tanrı ölülerin ruhunu onlara geri verecek ve göğe onların üzerine yağmur yağdırmasını emredecek.
Bundan dolayı insanlar, o günde su serpmeyi adet etmiştir. “ (Eliade, Dinler Tarihi, 2005, s. 476) Eğer tanrı yağdırmıyorsa bir su serperek yağdırırız. Newroz da insanların bir birlerine su serpmesi adetinin neden varolduğu böylece ortaya çıkmaktadır.
Newroz ile suyun bağlantısına bir örnek de Eliadenin aktarı mı ile Telmuttan geliyor. “Sudan yaratılma” (su kozmogonisi; “tarihsel” hayatı yenileyen periyodik tufan; yağmur), doğma ve yeniden dirilme inançları arasındaki yakın ilişki, Talmud’un şu cümlesi ile desteklenir: “Tanrı’nın üç anahtarı vardır: yağmur, doğum ve ölüleri diriltme si. “ (Eliade, 2005, s. 476)
Tanrının üç anahtarı da farkındaysanız newrozla bağlantılıdır. Yani newroz çeşitli kişilerin doğum günü, newroz evrensel ölüm anı ya da newroz tanrının yağmuru yağ dırdığı gün olarak geçmektedir. Hatta bu anahtarlardan birinin su serpmesi geleneği biçiminde kutlamalara neden olmaktadır. (Hıristıyanlıkta vaftiz olayını düşünün.)
Newroz bir bayram ve mücadele günüdür: Newrozun siyasi bir olayla başlamadığına daha önce değinmiştik. Daha doğrusu newroz kawa destanıyla başlamamıştır. Dini boyutu çok daha eskidir.
Newroz Gutilerden bu yana bayram olarak kutlanmakta olup 4000 yılı aşkın bir tarihe sahip tir. Bayram olan Newroz, direniş ve yeni bir mücadele günü olan Newroz ile sonradan bütünleşmiştir. (Yardımcı, 2012, s. 69).
Demirci Kawa’nın zalim Dehak’a karşı kazandığı zafer ise, M.Ö. 612 tarihlidir. Newroz’u sadece Kürtler değil, tüm Orta Doğu Halkları her yıl 21 Mart’ta milyonların coşkulu katılımıyla kutlanmaktadır. Ninowa cayır cayır yanarken meşaleler elden ele dolaşır, dağ başlarında ateşler yakılır ve kurtuluş coşkusu günlerce devam eder. Zalim Dehak’tan kurtulan halklar 21 Mart’ı özgürlüğün, kurtuluşun ve halkların bayramı olarak kutlarlar. Demirci Kawa; başkaldırı kahramanı, Newroz ise, direniş ve baş kaldırı günü olarak tarihe geçer. (Yardımcı, 2012, s. 69)
Hangi boyutuyla yaşanırsa yaşansın önemli bir olay olduğunda çevre buna kayıtsız kalmamaktadır. Orta doğuda bu kadar önemli bir gün kutlanırken bunu gören insanlar eğer inanç sistemlerinin kesin red emri yoksa bundan etkilenmektedirler. Kendi yaşamlarına eklemleyerek bir şekilde bunu yaşamaya çalışmaktadırlar. Newroz da zaman içinde dünyanın birçok bölgesine yayılmış bir bayram ve kutlama günüdür. Bugün paylaşılamayan bir bayram olmasının ardında geçmişten günümüze kadar önemle kutlanmasından gelmektedir.
Newroz Zulüm ve ırkçılıkla mücadele günüdür: Bir tanımı da birleşmiş milletler newrozun genel ruhuna uygun olarak yapmış ve bugünü dünyadaki ırkçı zulümle mücadele günü olarak kabul ederek yapmıştır. Bu açıdan birleşmiş milletlerin aldığı karar gereği newroz insanlığın bir mirası olma özelliği kazanarak önemini resmileştirmiş bir bayramdır denebilir. Irkçılıkla mücadelede önemli bir gün olabilecek bir potansiyele sahiptir.
Newroz vergilerin başladığı gündür: Newroz Osmanlılarda ve Abbasi devletinde vergilerin başladığı gündür.
Bu konuda Osmanlı İmparatorluğu ile İran’da farklı uygulamalar görülmektedir. Örneğin Osmanlıda malı yılbaşı olması ona ekonomik bir anlam yüklemektedir. Osmanlı Newroz gününü vergi almanın başlangıcı olarak algılamaktadır. Padişah vergi almanın sevincini yaşayacak halk ise o günü nasıl atlatabiliriz diye kara kara düşüneceği birgün olarak algılamaktadır.
İran’da ise bunun tam tersi bir uygulama vardır. Devlet kasası Newroz’da halk için açılmaktadır. Şah Newroz haftasında halkı dinlemekte onların sorunlarını büyük bir içtenlikle dinledikten sonra onlara çözümler sunmaktadır. Bu durumda Şah kasası nın boşalacağı, halk ise sorunlarının çözüleceği birgün olarak newrozu algılamaktadır. Ayrıca newroz kaç gün olarak kararlaştırılmış ise o kadar gün bütün çalışanlara tatildir.
Dünyanın kötülüklerden temizlendiği ve cinlerden kurtulduğu gündür: İnsanların arada kaldığı iyi ve kötücül güçlerin savaş yeri yine insanların yaşadıkları yeryüzüdür. Bu güçlerin kimisi insanlara ve dünyaya iyilik getirirken bir diğeri her şeye kötülük getirmektedir. iyiliğin gücü Ahuramazda, melekler ve perilerden oluşurken, kötülük güçleri Ehriman, devler ve cinlerden oluşmaktadır. Newroz günü insanların da müdahalesiyle kötülük güçleri yenilince geri çekilecekler ve bütün dünya bu kötü güçlerden kurtulacaktır.
Bu olayla ilgili olarak dinler tarihi adlı kitabında Mircea Eliade şu notu düşmektedir. Darmesteter tarafından çevirisi yapılan bir Pehlevî metnin de şöyle denir “Fravartin ayında, Huıdad gününde Rab Hürmüz yeniden dirilişi ve ikinci bedeni gerçekleştirecek, dünya, kötülüklerden ve cinlerden temizlenecek… her şey bol olacak, hiçbir kimse yiyecek aramayacak; dünya kusursuz bir hal alacak, insanlar da (kötü ruhların) zıtlıklarından kurtulacak ve ebedîleşecektir. “ (Eliade, Dinler Tarihi, 2005, s. 476)
Newroz yılın ve baharın ilk günüdür: Newroz 21 Martta ilkbahar ekinoksunu yaşamaktadır. Yani gece ve gündüzün eşit olduğu dönem başlamaktadır. Bundan sonra artık gündüzler uzayacak ve insanlar daha aydınlık bir dünya yaşayacaklardır. Aynı zamanda kışın da bitimine denk gelen bugün bütün canlılar için hayatın yeniden başladığı gün olmaktadır. Eski bir İran takvimine göre yılın ve baharın ilk günü; miladi takvime göre martın yirmi ikisine rastlayan gün. (www.google. com.tr, 2019)
Newroz kırlara çıkılan geleneksel bir bayramdır: Anadolu’nun birçok yerinde nevruz günü kırlara çıkılarak ya da çeşitli biçimlerde kutlanan geleneksel bayram. (www.google. com.tr, 2019)
Kürtler o gün kırlara çıkar. O gün evde kimse kalmaz. İnsanlar en güzel kıyafetlerini giyer. Herkes bakımlı bir şekilde newroz alanına gelir. Bugün başlanan aşkların gerçek aşk olduğuna inanılır. Ateşler yakılarak ve üzerinden atlanarak insanların günahlarından arınmaları sağlanır. Çünkü insanlığın düşmanı cinlerin ateşi görünce kaçması ve kötülüklerin insandan uzaklaşması bu sayede olur.
Newroz kapalı bir ortamdan kurtulmanın yıldönümüdür: Uzun bir zaman kışın getirdiği kapalı ortamda yaşamaktan kurtulan insanlar baharın gelişinden çok kışın gidişine sevinmekte ve newrozu kışın bitişi olarak da algılanmaktadırlar.
Nevruz ergenekondan çıkış bayramıdır: Özellikle Türkiye Cumhuriyeti’nde 1992 yılından sonra alınan siysal bir kararla newroz devlet tarafnıdan sahiplenildi. Ve o güne kadar kimsenin bahsetmediği ergenekondançıkış bir kurtuluş bayramı oluverdi. Newroz tanımlarının arasına yeni bir tanım daha katılmış oldu. Nevruz ergenekondan çıkış gününün bayramıdır.
Bunların dışında bazı tanımlar şöyle yapılmıştır.
Kakioğlû nun hazırladığı “Türkçe- Kürtçe Sözlük”de ise yeni yıl anlamında “cejna serê salê”, “newroz” ve “sala nû”, bir başka sözlükte de yeni gün anlamında “nevroz” yeni yıl anlamında da “seri sali”, Tori’in hazırladığı “ Kürtçe-Türkçe” sözlükte de “sersal” yılbaşı “newroz”, “Mart’ın yirmi birine rastlayan yılbaşı ve Kürt Ulusal Bayramı” anlamında kullanılmıştır.
Diğer taraftan “nevruz” kavramını etimolojik anlamı “yılbaşı” kavramını değil de “yeni gün”ü ifade etmektedir. (Aksoy, 1996)
İkram Balekanî, bir yazısında şöyle demektedir. Örnek olarak denebilir ki İranlılar için bahar başlangıcıdır. Hintliler ve Özbekler için doğa bayramıdır. Fakat Kürtler için başkaldırı ve direniş bayramıdır. Bu tarihte böyle imiş. (Balekanî, 2008, s. 4)
Newrozun ruhunu yansıtmayan tanımlar uydurma ve newrozu anlamayan tanımlardır.
Bu yüzden Sümerlerdeki Temmuz’un ölüler diyarından çıkması için sevinme ya da ölüler diyarına inmesi yüzünden gerçekleşen üzülme de insanların kendi iradesiyle katıldıkları bir savaşın sonunda kazanılan bir zafer olmadığı için newrozu dile getiremez. Ancak baharın gelişini anlatmak ve açıklamak ihtiyacından meydana geldiği için önemsiyoruz.
Newrozu benzer diğer kavramlardan ayıran bazı özellikler vardır. Bunları şöyle sıralamak mümkündür.
1. Bir kutlamanın newroz olabilmesi için insanın özgür iradesiyle girdiği zülme karşı bir savaş olmalıdır.
2. Newroz bu savaşın sonunda elde edilen bir zafer olarak gelen yeni bir gündür. Yeni gün olması onu eski yaşamdan ayıran önemli bir ayrıtnıdır.
Bu haliyle her newroz bir devrimi dile getirir. Bir günün yeni olması insanı yeni bir yaşama taşıması demektir.
3. Devrim olması newrozu insanlık için ilerici bir gün yapar. Marx’ın ve Hegel’in sözünü ettiği gibi her değişim insanlığı bir adım daha öteye taşımaktadır. Her newroz insanı ileri götüren toplumsal bir değişimdir. Bu değişim kendiliğiden gelmez insa nın mücadelesiyle gelir.
4. Newroz aydınlığın ve karanlığın savaşı olması itibariyle dualist bir öz taşır. Karanlığın güçlerine ve yeryüzündeki temsilcilerine açılan bir savaş olarak diyalektik bir niteliğe sahiptir. Tez anti-tez sentez üçlemesinin sentez aşamasıdır.
5. İnsan iradesiyle gelişmeyen, bir savaşın sonucunda oluşmayan, köklü bir değişimi getirmeyen, İnsanlığın genel gidişatı içinde toplumu bir adım öteye taşımayan bir gün newroz olarak nitelendirilemez.
Tabiattaki spontane periodik bazı değişimleri newroz olarak kabul etmek newrozun ruhunu anlamamak olur. Newroz uygulamalarının elbetteki doğal temelleri de vardır. Kötülüğe karşı bazı kazanımların kutlanması doğaldır. Ancak bunlar özellikle newroz inancında doğal mücadelenin kazanımları olarak görülür. Örneğin bahar kendisi gelmez. Kötülüğün güçlerinden zorla alınır. Kışı yaratan güç ile savaşılarak bahar getirilir. Öyle kendiliğinden gelen bir doğal süreç olsa bunu bayram vesilesi yapmanın bir anlamı olmaz.
- NEWROZUN ÖNEMİ
Kürtler için önemi:
Kürtlerin newrozu inatla ve ısrarla kutlamalarının nedenleri onların bir ulus olarak inkar edilmesi ve asimilasyona tabi tutulması vardır.
Kürtlerin newroz efsanelerine göre Zalim Dehak’ın omuzlarındaki yılanlara Kürt gençlerinin beyinleri yedirilir. Yani yılanlar Kürtlerin beyinlerini yemek için birer sembol olarak değerlendirilmektedir. Bu yüzden Kürtler ona karşı birleşmiş ve onunla mücadele ederek onu demavend dağında kilitleyerek ondan kurtulmuşlardır.
Günümüzde aynı koşullar devam etmektedir. Kürtlerin çocuklarının beyinleri yeniden yılanlara yedirilmektedir. Ancak günümüzdeki yılanlar farklı yılanlardır. Bunlara Kürtlerin beyinlerini yiyen yalanlar olarak da adlandırabiliriz. Bunlar Kürtleri asimile eden asimilasyon araçlarıdır.
Bu araçları şöyle sıralamak mümkündür:
Çağdaş Dehak Yılanları (Asimilasyon Araçları)
- Siyasi Yılanlar: Siyasi baskılar, korkular, katliamlar, demokrasi yalanı,
- Milliyetçilikler (Türk milliyetçiliği, Arap milliyetçiliği, Fars milliyetçiliği).
- İdeolojik yılanlar: Kemalizm, Turanizm, Evrenselcilik, Sosyalizm, İslamizm, sağcılık-solculuk. Hümanizm vs.
- Dini yılanlar: Tasavvufçuluk, Tanrı sevgisi, Din kardeşliği, İslamiyet, Hristiyanlık. Yahudilik, Mezhep ayırımları (Alevilik, Ezidilik, Kadirizm, Şiacılık, Sunnilik).
- Ekonomik araçlar: Çıkarcılık, para kazanma ve güçlüden yana olma merakı.
- Teknolojik araçlar: Radyo, televizyon, internet, gazeteler, kitaplar.
- Eğitim araçları: Okullar, ilkokullar, liseler, üniversiteler, camiler, kiliseler, sinegoglar, havralar.
- Kürtlerin sosyolojik farlılıkları: Ülkelerin fiziki sınırları, siyasi sınırlar, dini sınırlar, ideolojik sınırlar, şive farklılıkları.
- Cahil bırakılma Yukarıda sayılan yılanların açıklamaya ihtiyaçları olacaktır. Her biri farklı bir kitabın konusu olacak kadar geniş olan bu asimilasyon araçlarını dilimiz döndüğünce özetleyerek açıklamaya çalışalım.
Bu yılanlar ya da yalanlar kürtlere karşı kullanılmakta ve onların kendisi olmasını engellemektedir. Bu yüzden bu tür araçlarla mücadele etmek gerekmektedir. Dehak’ın yılanlarıyla newrozun ruhuyla mücadele edilmiştir. Aynı türden araçlarla mücadele edebilmek için newrozun ruhuyla hareket etmek gerekmektedir. Newroz binlerce yıl öncebizi nası zalimdehaktankurtardıysa aynı şekilde bu günkü zalimlerden de kurtaracaktır. Birlik olmak değerlere sarılmak ve kimliğini tekrar hatırlamak için newrozu hatırlamak ve onun ruhuna uygun davranmak bize yetecektir.
Farslar için önemi:
Farslar newrozu kendi devletlerini kurdukları ilk zamanlarda uzun zaman yasakladılar. Newrozu yasaklayarak Kürtlerin ve belucilerin baskıaltına almaya çalıştılar. Newroz bu iki kesim tarafından her geçen gün biraz daha güçlenerek kutlandı. Başka çaresini görmeyince newroz kabul ederek onu sahiplenmeye çalıştılar. İçini boşaltmayı. Anlamsızlaştırmayı denediler. Fakat işe yaramadı. Kürtlerin ve Belucilerin ikna edilebilmesi için newrozu resmileştirdiler ve tatil yaptılar. Daha da ileri giderek newroz’da bir hafta boyunca bütün devlet imkanlarını yoksul halka açtılar. Onların sorunlarıyla ilgilendiler.
Halk için bugün newroz demek devlet imkanlarının kendilerine açılması akla gelmektedir. Kürtler yine aynı eski heyecanla newrozlarını kutlarken Farslar devlet imkanlarını halka açarak yeni bir anlam vermeye çalışmışlardır.
Türklerde Newrozun önemi
Ergenekondan çıkış diye halkın gündeminde bir şey olmamasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti İrandaki Farsilerin yaptığı gibi newrozu sahiplenmek, içini boşaltarak kürtlerin elinden almak için bir bahane olarak bunu ortaya koydular.
1992 yılına kadar newroz kutlanmasın diye büyük katliamlar yapan devlet birden bire newroz bizimdir diyerek ona bir masal uydurdu.
Bunun dışında Orta asya sakinleri kışın bitimi ve ilkbaharın gelişini her hengi bir güne sıkıştırmadan bahar temizliği yapmak gibi bir davranışla karşılyadılar. İrandan etkilenen bazı topluluklar newrozu yumurta boyayarak ya da çeşitli etkinliklerle kutlamaya giriştiler. Ancak hiçbirinin aklında bir zaferin kutlanması gelmemiş, baharın gelişini ve kıştan kurtulma sevinci olarak anlamlandırmışlardır. Yine de büyük bir coğrafyada yaşayan insanları farklı davranışlarda bulunabileceğini de değerlendirmek doğru olacaktır.
Araplar için önemi:
Araplar ateşi cehennemden çıkmış kötü bir şekilde algıladıkları için ateş ve güneşle ilgili kavramları içeren bayram ya da etkinliklere de kötü gözle bakmışlardır.
Newrozu araplar mecusi bayramı olarak görmüştür. Newroz kutlamanın günah olduğuna karar vermişlerdir. Newroz arapların yoğun yaşadıkları yerlerde sadece Mısır kıptilarince kutlanmaktadır. Bunun nedeni kıptilerin Selahattinê Eyubi yönetiminde Kürtlerden etkilenen bir toplum almaları diye düşünülmektedir.
- NEWROZUN ÇEŞİTLİ BOYUTLARI
- YILBAŞI OLARAK NEWROZ
Dünyanın birçok takvimi newrozu ya da 21 mart ekinoksunu yılın ilk ayı ya da ilk ayın ilk gününü yılbaşı olarak kabul etmektedir. Büyük oranda takvimin aynı şeyle başlamasının nedeni nedir acaba?
Birbirinden etkilenmelerin yanı sıra kış ayının bitimi olarak görülen ve baharın başlangıcı olarak görülen bu dönemin zamanı saymanın başlangıcı yapılmasının doğal gelişimlerle ilgili olabileceğini düşünmek gerekir.
Bunun newroz olarak değerlendirilmesi ise kültürel etkileşimle meydana gelmiş olması gerekir.
Takvimin gelişmesine etki eden faktörler
Ekonomik faktörler:
Tarım ve çobanlık için takvimin başlangıç noktası ilkbaharın gelişidir. Kışın ağır koşullarında iş yapamayan eve tıkılıp kalan insanların tüm faaliyetlerini başlatacakları bir noktaya ihtiyaç duyması ilk baharı önemsemelerine neden olmuştur. Bunu da unutmamak için bazı başlangıç günleri -ki bugünler bütün yaşamsal faaliyetlerinin başlangıç noktasını teşkil ediyordu- belirlemek gerekiyordu. Bugünlerin unutulmaması için toplumsal bir kabul ile bayam olarak kutlanması da önemliydi. Newroz tam da bu ihtiyaçlar içinde ve bu ihtiyaçlarla ile birlikte anlam kazanmaktadır. Özellikle mezopotamyada dünyanın diğer yerlerine göre binlerce yıl öncesinden başlayan tarım ve hayvancılık takviminde newroz bu anlamda bir başlangıç noktası olarak belirlenmiş oluyordu.
Bunun dışında sosyolojik, kültürel , tarihi ve biyopsikolojik faktörler de takvimin oluşmasında etkili olabilmiştir.
EKİNOKS NEDİR?
Ekinoks (gece-gündüz eşitliği olarak da bilinir), Güneş ışınlarının Ekvator’a dik vurması sonucunda aydınlanma çemberinin kutuplardan geçtiği an. Gündüz ile gecenin eşit olması durumudur. İlkbahar Ekinoksu ve Sonbahar Ekinoksu olmak üzere yılda iki kez tekrarlanır. Ekinoks, Güneş ışınlarının Ekvator’a dik vurması sonucunda aydınlanma çemberinin kutuplardan geçtiği an, gündüz ile gecenin eşit olması durumudur. Bu tarih Güney Yarım Küre’de Sonbahar, Kuzey Yarım Küre’de İlkba har başlangıcıdır. (www.haberler.com, 2021)
21 Mart ilkbahar,
21 Haziran yazın başlangıcı (en uzun gün)
21 Eylül sonbahar ekinoksu
21 Aralık (en uzun gece)
Dört mevsimin bu ekinokslarla başladığını keşfetmek takvim açısından önemli bir olaydır.
Sümer takviminde temmuzun yeryüzüne gelişi ilkbaharın gelişidir. Bilindiği gibi temmuz 6 ay yeryüzünde 6 ay yer altında kalır. O geldiği zaman bütün yer yüzü canlanmakta ve newroz etkinliklerine benzer şekilde kutlamalar yapılmaktadır. Kutsal evlilik etkinlikleri ile baharın gelişi kutlanır.
Babil takviminde Zagmuk törenleri vardır.
Babilliler’in kutladığı yeni yıl bayramı ise “Zakmu”, “Zakmu ku” “Zagmuk” adını taşımaktadır. Bu Babil bakar bayramı 12 Nisan’da kutlanmakta idi. Babil’de yeni yıl kutlamaları M. Ö. 2400’lerde Kral Gudea döneminden beri bilinmektedir. Mezopotamya’nın ünlü Gılgamış destanında törenlerden, bu törenlerde yenilen yiyeceklerden bahis vardır. Buna göre zeytinyağı, üzüm suyu, bira, şıra ve su bu törenlerin başlıca içeceğidir. Zagmuk kutlamalarını Asurlular Babil’den alarak devam ettirmişlerdir. (Çay, 1999, s. 12)
Babillilerin kutladığı Zakmug kutlamaları hesaba göre bu günkü 21 Mart dönemlerine denk gelmektedir. Sümer takvimini aynen kabul ederek kullanmışlardır. Asurluların da kullandığı takvim aynı takvimdir.
Mısır takviminde yıl başı Nil nehrinin hareketlerine göre olur. Yılın belirli dönemlerinde kabarır. Genellikle ilkbahard kabaran nilin taşmaları yeni ya da eski yolo birbirinden ayırır.
Celali takviminde yılbaşı 21 marttır. Ömer Hayyamın çeşitli takvimleri örnek alarak ve sentezleyerek oluşturduğu bir takvimdir. Bu takvimde yılbaşı güneşin Koç burcuna giriş günü, yani ilkbahar ılınımı günüdür.
Çin takviminde bahar göçü törenleri newroz dönemine yakın bir dönemde gerçekleşiyor.
12 Hayvanlı Türk takviminde yılbaşı 12 hayvanlı çin takviminin benzeridir. Çin takviminde yılbaşı 5 şubattır ve bu dönemden başlayarak evlerin ya da yaşam alanlarının temizlenmesi ve ile ilgili yaşanan sevinçlerdir. Özel bir günü yoktur. Ancak Türkler göçebe insanlar olarak zaten kırlarda yaşadıkları için ayrıca kırlara çıkmak terimi yanlış olur. Ev temizliği konusunda da zaten bir ev bulunmadığı için böyle bir problem de bulunmamaktadır.
Hicri takvim ay takvimini kullanır Hicret edilen bir dönem milad olarak kabul edilir. Bir olay ay takviminde on günlük hata nedeniyle belirli bir dönemde durmadığı için yılbaşı olarak kutlanabilecek bir takvim değildir.
Maya takviminde başlangıç M. ö. 3113 yılının 12 ağustosuydu.
Bizans Takvimin başlangıç aşamasında 1 Eylül olmasının dışında tamamen Jülyen takvimine dayanmaktadır.
Gregoryen Takvimi Julien takviminde bir yılın uzunluğu 365 gün 6 saat olarak kabul edilmiştir. Bu süre gerçek yıl uzunluğundan 11 dakika 14 saniye daha uzundur. Bu nedenle de her 128 yılda gerçek takvim yılından bir gün önce tamamlanır. 325 yılında İznik Kilise Konseyi’nde ilk olarak Hırıstiyan takvimi yapıldı. Bu yılda, o günkü takvime göre ilkbahar ekinoksu 21 Mart’a rastlıyordu. Paskalya Yortusu’nun saptanması amacıyla alınan İznik Konseyi’nin kararıyla, ilkbahar ekinoks günü değiştirilmemek üzere Julien takvimine göre 21 Mart’a bağlandı. Bu nedenle, ilkbahar ekinoksunun sürekli olarak bu tarihten uzaklaşışı takvimin giderilmesi gerekli bir kusuru olarak kaldı. Bu durum dinsel alanda tartışmalara neden oldu (Erginer, Uşak Halak Takvimi ve Meteorolojisi, 1984, s. 16)
Kürt takvimi
Kürt illerinde yaşam çok eskiden beri vardır. Örneğin Şanedar mağarasında MÖ 56 000 yıl önce yaşam bulunmaktadır. Hennerbichlere göre Kürtlerin kendi ataları mö 49 000 yıl önce kuzeybatı İran’da çobanlık ediyorlardı.
Takvim zamanın düzenli sayılması olduğuna göre yaşam ne kadar eski olursa yaşamda ortaya çıkan yaratımlar da o kadar eski olmaktadır. Dünyanın birçok ilkleri mezopotamyada başlar. İlk kentler, ilk ibadet yerleri, ilk yaşam mağaraları, ilk kentler ve ilk medeniyetler. Dolayısıyla ilk bilim, ilk festivaller bunların büyük bir kısmı tarımla ve ya hayvancılıkla bağlantılı direct ve ya yan alanlardır.
Newrozun nuhun ilk defa gemiyi terkettiği gün olarak görülmesi, ya da geminin ilk medeniyetlere konu olması ve destan olarak yer alması bu eskiliğin ne kadar geriye gittiğinin göstergesidir. Mezoptamyada kullanılan birçok zaman sayma formlarını bir yana bırakarak çağdaş Kürt takvimi için farklı söylemler vardır.
Günümüzde hala kullanılan kürt takvimi kimilerine göre MÖ 700 medlerin kuruluşu ile başlar. Kimilerine göre ise Ninova savaşında elde edilen zafer ile başlamaktadır. Bunu hesaplarsak 2026+612=2638 yıllık bir takvim olduğu söylenebilir.
Bayramlar ve törenler de Mezopotamya yaşamı kadar eskidir.
- TARİHİ AÇIDAN NEWROZ
Mitolojide newrozdan bahsetmek ve bir özet yapmak gerekirse newrozun Hz. Nuh ile başladığını iddia edenler var. Hazreti Nuh’un ne zaman yaşadığını bilen yok ancak MÖ 3000 yıllarında Sümerlerin onlardan sonra Babillilerin, Asurların, Urartuların ve Medlerin newroz ya da başka isimde yılbaşını 21 Mart’ta kutladıklarını biliyoruz.
-Mezopotamya’da büyük bir uygarlık kuran Sümerler, 21 Mart’ı doğanın uyanışı olarak karşılamış, Newroz’u Aşk Tanrıçası İnnana’nın şerefine ‘Diriliş Bayramı’ olarak kutlamışlarıdır.
Eski Samiler, Akad ve Babilliler gibi halklarda Tammuz ya da Dumuzi Bayramı olarak kutlamıştır. Kutsal evlilik törenleri de bu festivallerin bir parçasıdır.
Babil destanına göre, 21 Mart’ta Tanrı Marduk, Ejder Tiamat’ı öldürmüş ve bu zafer Akitu Bayramı’na vesile olmuştur. (Dağlı, 2019)
Newroz efsanesinin tarihsel kökenine inildiğinde günümüz den yaklaşık 4350 yıl gerilere dayanan bir geçmişinin olduğu görülmektedir. Bu dönemde Gutilerin tapınaklarda Zagmuk adında bir bayram kutladıkları bilinmektedir. Zagmuk o gün kullanılan dilde “yeni gün” anlamına gelmekteydi. Zagmuk Bayra mı törenlerinde ateşler yakılır, kral halkın arasına girerdi. Daha sonraki yüzyıllarda Zagmuk geleneğinin Zerdüştlükte de ortaya çıktığı görülür ve bu tören gelenekleri Gutiler’ den sonra Kassit, Urartu ve Medler dönemlerine de korunarak gelmiştir. (Yardımcı, 2012, s. 68)
Gutilerin ateşgâhları olduğunu biliyoruz. Bu ateşgâhlar da göstermektedir ki, onlar ateşe tapıp, ölülerini yakmaktaydılar. Newroz geleneğine ilham kaynağı olan ateş üzerinden atlama da, aslında bu dinin esası olan, günahtan arınmanın bir gereğiydi. (Odabaş, 2016, s. 322)
Bu hizmetlerin büyük bir bölümünü Kürt annelerine borçlu olduğumuzu uygarlığın Doğuşunda Kültür ve Kürtler adlı kitabında M. Sait Yıldırım uzun uzun anlatmaktadır. Bu kitaptan bir alıntı yapıyoruz.
Demek ki kültür ve uygarlığın doğuşunda Kürt anaları ve atalarının rolü başattır. Kuzey Mezopotamya’da yaratılan uygarlık, buradan önce Güney Mezopotamya ovalarına, Sümer ülkesine yayılmış; Sümer ülkesinde kent devrimi ve köleci devlet uygarlığı biçiminde yeni bir atılım ve sıçramanın ardından, bu kez de Güney Mezopotamya’dan önce Kuzey’e ve oradan da dünyanın diğer alanlarına doğru bir yayılma sürecine girmiştir. Önce Neolitik, peşinden Tel Hâlâf ve daha sonra da bunlardan beslenerek boy veren Sümer köleci uygarlığı, tarihin ilk üç büyük kültür dalgası, Kürdistan’dan dalga dalga yeryüzüne yayılmıştır. (Yıldırım, 2014, s. 249)
Hititler Anadolu’ya M. Ö. 1800 civarında Kuzey Mezopotamya, Suriye ve Akdeniz bölgelerindeki kültürlerle ilgilenmiş ve o kültürleri Hattuşaş’a ithal etmeyi başarmışlardı. İthal ettikleri tanrı kültlerine ait metinlerin çoğunu da Huri-Kürt kökenli öykülerden elde etmiş bulunmaktadırlar.
Din inançlarına dayanan bir bayram da Antahşumşar bayramı. Din görevlileri katılır buna. Hititlerin en yoğun olduğu Kızılırmak yörelerinde düzenlenir. Sonradan bütün Anadolu’ya yayıldı. Adonis adına düzenlenen bayramlar, eğlenceler gibi ikinci büyük bayrama Prulliya denir. Birincisi ilkbaharda ikincisi kışın kutlanmaktadır.
Hristiyanların Paskalya bayramı da, menşei bakımından, eski insanların tabiata taptıkları çağdaki cihanşümul yaz bayramının devamından ibarettir. Milâttan önceki üçüncü bindeki göçebe veya hudi kavmi bu bayrama Pesah adını verirdi.
Hristiyanlar bu paganizm devrinin bayramını “kitaba uydurup” İsa’nın ölüp dirildiği şerefine yapılan muhteşem dinî bayram olarak kabul ettiler. İranlıların Türkiyede “Hızır İlyas” bayramları da bu makuledendir. En eski inancın izi “Hızır” adında muhafaza edilmiştir. “Hızır-İlyas” gelenek ve görenekleri de en eski Mitra kültünün izlerini taşımaktadır.
- NEWROZUN COĞRAFYA BOYUTU
Yeryüzünü kaplayan yatay ve dikey meridyenler bütün yer yüzünü bir koordinat alanı haline getirmektedir. Bu bağlamda düşünüldüğünde newrozun hangi koordinatların içinde daha anlamlı olduğu ya da olabileceği ortaya çıkabilir demektir. Newrozun hangi koordinatların arasında gerçekleştiği ise bizi onun gerçek sahiplerine götürebilir. Dünyanın neresi ya da hangi bölgesi koç burcuna mart ayının 21’inde girmektedir. Bu soru nun cevabını verebilirsek newrozun nereye ait olduğu problemi ni en azından koordinatsal olarak çözmüş olacağız.
Coğrafya kaderdir derler. İnsanlar yaşadıkları yerin verdiği imkanlarla yaşamlarını sürdürürler. Çöl ortamında çöle göre, verimli topraklarda ona göre deniz kenarında denizin verdiği imkanlara göre yaşarlar.
21 Mart newroz bayramının nasıl bir ortamın ürünü olabileceği tahmin edilebilir. Deniz kenarında ya da bir çölde ve ya Grönland kıtasında newrozun çıkması için gereken ortam yoktur. Sürekli göçebe bir yaşam sürdüren insanlar için de çok bir anlamı olmaz.
Ağır kış koşulları ve 21 martta newroz dedirtecek ortamın oluştuğu yerlerden biri hiç kuşkusuz eski İran ve Mezopotamya koşullarıdır. Bu hikayede Anadolu denen yerin rölü çok sonradan ortaya çıkmaktadır. Ancak iran dediğimizde son şekliyle her ne kadar düalist inançlardan etkilense de bunun çok öncesi bulunmaktadır. Efsanenin kaynağı da isimlendirme de İran (aryen) topraklarında görünüyor. Dünyaya oradan yayılmış olabileceği her ne kadar eldeki koşullarda ispatlanamazsa da kanaatı mevcuttur.
Newrozun yayınldığı coğrafya gözönüne alındığında büyük bir alandır. Yayılma alanlarının genişliği nekadar fazla ise zaman içindeki tarihi derinliği de o kadar eski olmaktadır.
Gutilerde zagmuk ve akitil, sümerde kutsal evlilik (temmuz), Babillerde zagmuk ve Akitu, Rusyada mesleniksa, Azerbaycanda Kuloça ve Serêsalê (yeniyil bayramları), Hindistanda Holi kutlamaları, hititlerde Adonis kutlamaları ve onun devamı olan Mesir macunu etkinlikleriOrta Asya belucilerinde İranda, ve Kürdistanda, mısır kıptilerinde newroz, bazı yerlede navriz olarak anılan tören ve festivaller newrozun yayılmış versiyonları gibi durmaktadır.
- NEWROZUN POLİTİK BOYUTU
Newrozun aidiyeti üzerine tartışmalar newrozun politik boyutlarını ortaya koymaktadır. Özellikle farsların Türklerin ve Kürtlerin arasında yaşanan bu tartışmanın konusu gerçekte newroz değildir. Bir egemenlik problemidir. Newrozun ne olduğu nasıl kutlanacağından çok tartışmalar Farsların ve Türklerin Kürtlerin değerlerine sahip olması ve onları asimile etmesi noktasında anlamlı hale gelmektedir.
Farslar İranda newroz kutlayan halkları egemenlikleri altına alabilmek için onların her sene kutladıkları newroz başta olmak üzere festivalleri yasaklamaya gittiler. Amaç onların tuplumsal bilincini yok etmekti. Fakat yaszaklamaların çözüm olmadığı görülünce bu sefer sahip çıkıldı. Newrozun bir Fars bayramı olduğu propaggandası yapıldı. Fakat kürtlerin kutladıkları anlamda değil de içini boşaltarak ve anlamsız hale getirerek kürtlerin toplumsal bilincini etkilemeye çalıştılar. Olmadı.
bu sefer devlet resmen newrozu tanıdı ve resmi tatil ilan edilerek senenin bir haftası boyunca devlet imkanlarını halkla paylaşma yoluna gittiler. Kürtlerin ve beluçların kutladıkları newrozları da kabul etmek durumunda kaldılar.
Aynı süreç Türkiyede gerçekleşmektedir. Newroz yasaklarında kutlama yapan halkın üzerine tankları ve panzerleri sürdüler. Büyük katliamlar yapıldı. Ancak kürtlerin kutlama inatları devleti newrozu kabul etmeye ve sahiplenmeye götürdü. Bunu yaparken anlamıyla oynamaya ve türki bir öz kazandırmaya çalıştılar. Profesörlere görevler verilerek türk tarihi ile newrozu birleştirme çabalarına hız verdiler. Ergenekondan çıkış bayramı dediler. Bu kürtleri daha çok kızdırmıştır. Komik bazı uygulamalar ile devlet görevlileri yaktıkları küçücük ateşlerden atlamaya çalıştılar. Olmadı hala ikitaraf da inatla kendi newrozlarını kutlamaya devam etmektedir.
- NEWROZUN EKONOMİK BOYUTU
Newrozun daha önce de yer yer değinildiği gibi ekonomiyle de sıkı bir bağlantısı bulunmaktadır. Üretimin desteklenmesi ve daha iyi ürün yetiştirmek için yıl içinde birçok festival ve eğlenceli törenler yapılmaktadır. Hayvancılıkta beranberdan, kosegel, vs törenler yapılır. Toplumsal yaşamda Hizir-Elyas gibi zor koşullarda yardımı istenen ve ya gençlerin kaderinin nereye gittiğini anlama çabasıyla kutladığkları başka günler de vardır.
Newroz bunlardan biri ve en önemlisidir. Hangi ürünün ne zaman ekileceği ne zaman toplanacağı ne zaman kışın geleceği ne zaman cemrelerin düşeceği gibi zaman ve yıla özgü bilgilerin toplumsal festivallere dönüştürülmesi üretimde fonksiyanel olmaktadır.
- NEWROZUN ASTRONOMİ VE ASTROLOJİ BOYUTU
Medenilet tarihinde gerek Mezopotamya gerek Mısır, Hint ve Çin uygarlıklarında gerekse daha sonra oluşan yunan ve Avrupa uygarlıklarında gökyüzündeki yıldızlar ile insanların kaderi arasında bir paralellik olduğuna inanılırdı. İnsanların kişilikleri ya da kaderi hakkında bilgi sahibi olabilmek için yıldızlara bakılır ve gelecek hakkında tahminlerde bulunulurdu.
Dünya düz bir tepsi olarak algılanırdı ve bu tepsinin kenarında kale burçlarını andıran bazı düzeneklerin olduğuna inanılırdı. Bunlar ilk ekinokstan başlayarak (koç burcu) yani 21 marttan başlayarak on iki aya göre on iki burca ayırır hangi burçta doğmuşsanız yılın belirli ayında burcunuzun çevre yıldızlarla ilişkisi içinde kaderiniz hakkında tahminlerde bulunmaya çalışırlardı. Astroloji newrozla başlar v yılın son ayında biten bir dizi seçeneği değerlendirirdi.
- NEWROZUN PSİKOLOJİDE KULLANILMASI
Newroz kavramı psikoloji biliminde bir hastalık adıyla anılmaktadır. Bu hastalığın adı Newrozdur. Psikotik hastalıklara göre daha hafif olsa da psikolojide önemli bir yer tutar. Çokyaygın ve ilerlediğinde ciddi sıkıntılar yaratan bir hastalıktır.
Newroz ile bir bağlantısı var mıdır diye merak ettik.
Newroz ilkbaharda insan kanının kaynadığı, insanın kuzular gibi zıplamak istediği, insanın içinin içini yediği bir dönemdir. Kedilerin dama çıkması da bu döneme rastlar. Yeni bir iş yeni bir aş yeni bir eş aranan, istenen arzuların şaha kalktığı bir dönemdir newroz.
Bu dönemde bir yanda kışın getirdiği karanlık ve dondurucu pasiflik ve tembellik, kışın zorluklarından bıkmış tükenmişlik hissi veren psikolojik yapı diğer yandan yeniden başlama ihtiyacı ve arzusu insanda gelgitlere neden olabilmektedir. İsteklerin çatıştığı bir dönem bütün insanları aynı şiddette etkilemeyebiliyor. İstek ne kadar derin ve engel ne kadar yüksekse çatışma o kadar derin yaşanabilmektedir. Bu durumun üstesinden gelemeyen insanlar çok aşırı üzüntü ve sevinç halleri arasında gidip gelmekte ve bunu dengelemekte zorlanabilmektedir.
Cinsel gelgitler ve derin psikolojik çatışmalar insanların bazılarında aşırı tepkiler ortaya çıkarır. Aşırı gülme ve ardından aşırı ağlama anormalisine newroz denilmektedir. Tedavisi çok ağır olmamakla birlikte ilgi ve sevgiyle bilinçli olarak yaklaşmak gerekmektedir.
Hastanelerde sebebi bilinmeyen baş ağrıları gibi rahatsızlaklar da bu sınıfta algılanır. Bu tür hastalıklar nöroloji bölümüne gönderilir. Nöroloji kavramı newrozloji kavramının bozulmuş bir halidir. Newroloji, Neurolojiye ordan da nörolojiye dönüşmüştür.
- NEWROZUN DİNİ BOYUTU
Newroz dini açıdan özellikle kürtler açısından düalist inançlardan etkilenen bir anlama sahiptir. Özellikle Zerdüşt dininde ikili gibigörünen ama aslında üçlü bir tanrı anlayışı bulunmaktadırd. En üstte Zervan (zaman) adı verilen ve her şeyi kuşatan tanrı. Ve onun iki ikiz oğlu olan Ahura Mazda ve Angra Meinyu. Ahura mazda iyilik tanrısıdır. Angra Meinyu ise kötülürleri yaratan bir tanrıdır. Örneğin ilkbaharı, gündüzü, ekin ekmeyi, Ateşi Ahura mazda yaratmıştır. Buna karşılık Angra Meinyu geceyi ve karanlığı, soğuğu, kışı ve savaşı yaratmıştır. İnsanların açlıktan ölmesi için uğraşır.
Baba tanrı zervan her şeyin bilgisine sahip olarak sadece onları izlemekle meşguldür ve müdahale etmez. Bu iki tanrının askerleri ve komutanları vardır. İyilik tanrısının askerleri periler komutanları ise meleklerdir. Kötülük tanrısının komutanları devler askerleri ise cinlerdir.
Bu iki tanrı evrensel bir savaş içindedir. Bu savaşta bazen biri bazen de ikincisi zaferin sahibi olmaktadır. Biri kazanınca kış gelmekte ve geceler uzamaktadır. Diğeri kazanınca ilkbahar gelmekte ve günler uzamaktadır.
21 mart öncesi akşam gece ve gündüzün eşit olması iki tanrının güçlerinin eşit olduğu anlamına gelmektedir. İyilik tanrısı Zerdüşt aracılığıyla insanların bu savaşta taraf olmalarını ve kendi kaderlerini tayin etmelerini istemektedir. Ya kötülükten yana olunacak kışın devam etmesi sağlanacak ya da iyilik tanrısına yardım edilecek yeni bir dönemi başlatacaklardır.
Ne yapacağız diyen Zerdüşte yüksek tepelere çıkın yakabildiğiniz kadar büyük ateşler yakın. Cinler ateşten korktukları için kaçacaklar ve meydanı periler dolduracaktır. Böylece denge değişecek ve iyilik üstün gelecektir. İnsanlar 21 mart akşamı yüksek yerlere çıkarak ateşler yakarak emri yerine getirdikleri için ertesi gün yeni bir gün başlamıştır. Bu zafer günüdür. Kötülükler kaçmış ve meydanı iyiliklere bırakmıştır.
Bundan en çok insanlar etkilenmektedir. Çünkü yeraltı ve yer üstü güçlerin savaş alanları insanların yaşadığı yer yüzüdür. Ahura Mazda böylece evrensel savaşın kahramanlığını insanlara kendi eliyle vermiştir. İnsanları onurlandırarak iyilik ve kötülük savaşında taraf olmalarını sağlamıştır.
- NEWROZUN KÜLTÜREL BOYUTU
Kültür bir yaşam tarzıdır. İnsanlar yaşam koşulları içinde kültürel bir tarz yaratır. Ekonomisiyle sanatıyla edebiyatıyla bunları dile getirir. Bir doğal ortamya yaşayan insanların o ortama doğanın verdiklerine ek olarak yaptıkları bütün katkılara kültür diyoruz. Maddi veya manevi yanı vardır. İş, iş ile ilgili alet ve edevatlar, barınma, yeme içme vb bütün uğraşlar kültürün maddi boyutunu inançlar mitolojiler gelenek ve görenekler festival bilgileri vs elle tutulmayan ve gözle görünmeyen bütün yaratımlar manevi kültürdür.
Newroz bir manevi kültür ürünü olarak ortaya çıkar. Hangi kültüre ait olduğu ve ne tür özellikleri taşıdığı o toplumun yaşam tarzıyla (kültürüyle) anlaşılır.
Yapılan halı ve kilimlerde, okunan şiirlerde ve şarkılarda, müziğin her alanında newrozu görmek mümkün olacaktır.
Örneğin Kürtlerin sembollerinin işlendiği halı ve kilim desenlerinde newrozla ilgili unsurlara çokça rastlanılmaktadır. Dehakın iki omuzunda iki yılanla halı ve kilimlere işlendiğini görmek mümkündür.
Yine Kürtlerin yazdıkları yazılar ve şiirler, okuduğu şarkılar, Müzik makamları, ağıtları sevinçleri, aşkları içinde newrozun yeri çok büyüktür. Biz newroz adlı iki ciltlik kitapta bu örnekleri verdik.
Bu seminerin böylesine uzun olması verilerin çokluğuna verilmelidir. Konu çok derin ve çok boyutludur. Bir saatte dile getirilemeyecek kadar derindir. Bir çok konuyu değinemeden bir çoğunun da üstünden kuş bakışı geçtik. Ancak elimizde bir kitap olması üzülmemizi engellemektedir. İstenildiğinde ulaşılabilecek bilgilerin varlığı bizi rahatlatmaktadır.
Bizi sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Sorularınız varsa seve seve cevaplandıracağımızı söylemek isteriz. Teşekkürler ve saygılar hepinize…

Bir yanıt yazın