Üniversite Bitirme Tezim

yazar:

kategori:

ANKARA ÜNİVERSİTESİ DİL ve TARİH — COĞRAFYA FAKÜLTESİ

SOSYOLOJİ BÖLÜMÜ

SOSYAL GÜVENLİK ve TÜRKİYE’DE SOSYAL GÜVENLİK KURULUŞLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN ÇALIŞMALARI

HAZIRLAYAN:

İkram İŞLER   

YÖNETEN:

Dr. Aytül KASAPOGLU

ANKARA – 1986

III

ÖNSÖZ

Bütün dünyada sosyal güvenlik sağlamak için bir çok örgüt kurulmuştur. Hemen her ülkede bu örgütlerden bulunur.Bu örgütlerin kurulmasındaki en büyük amaç,mev­cut düzenin korunmasına ve yerleşmesine engel olan durum­ların ortadan kaldırılmasıdır.Sosyal güvenlikle ilgili olarak kurulan bu kuruluşlarık Türkiye’de kurulma amacı da diğer ülkelerden farklı değildir.

Biz, bu çalışmada Türkiye’de sosyal güvenlik kurumu* nu tanımaya ve betimlemeye çalıştık. Varolan durumu sapta­mağa çalıştık. Az çok başarılı olduysak kendimizi mutlu sayacağız.

Çalışmaya başladığımızda zamanımızın vee olanak­larımızın ne kadar sınırlı olduğunu da farkettik tabii.

Bu yüzden bir çok ayrıntıdan vazgeçtik. Ülkemizdeki sosyal güvenlik uygulamalarını özetledik sadece. Danka önceleri düşündüğümüz bir anket uygulamasından! vaz geçerek sadece örnekolaylarla yetindik. Sonuçta elimizdeki bu çalışma ortaya çıktı.

Su çalışmanın gerçekleşmesi için gerekli her tür­lü yardımı yapan saynh Dr. Aytül KASAPOĞLU’na teşekkür ederiz.

İÇİNDEKİLER

savfa

Önsöz …………………………………………………………………………………………………       III

T ç irideki ler …………………………………………………………………………………………    IV

  1. BÖLÜM

liri s ……………………………………………………………………………………………………….      I

  1. Metodoloji …………………………………………………………………………………..  k
  2. BÖLÜM

Teorik Çalışmalar …………………………………………………………………………………….  5

  • Sosval Güvenlik Kavramı (tanımlar) ……………………………………..  5
    • Sosval Güvenlimin Yatay ve Dikey

kapsamları ……………………………………………………………………………………………..    6

2.2 Sosval Güvenlikle ilgili Diğer Kav­ramların Tanımlanması ………………    7

  • Sosyal Sigorta ………………………………………………………………………..  7
  • Sosval Yardım ………………………………………………………………………..  9
  • Devletçe Bakılma …………………………………………………………………..  9
    • İ Sosval Güvenlikte Tehlike Kavramı …………………………………..  10
    • Sosyal Güvenlimin Tarihçesi ve

Dünyadaki Durumu ………………………………………………………………………………..  12

  • Ingiltere’de Sosyal Güvenlik …………………………………………………  15

2. t. 2 Sovvetler Birli irinde Sosyal

Güvenlik Uygulamaları …………………………………………………………………………..  17

  • Amerika Birleşik Devletlerinde

Sosyal Güvenlik Uygulamaları ……………………………………………………………….  19

  • ……………………………………………………… Almanya’da Sosval Güvenlik…..    21

2.2.5 Hollanda’da Sosyal Güvenlik ………………………………………………………..  21

  • Ö Nordik Ülkelerde Sosyal Güvenlik

(Norveç, İsveç, Danimarka) ……………………………………………………………………  21

2.2.7 Uluslararası Sosval Güvenlik

Sözleşmeleri …………………………………………………………………………………………… 22

2. BÖLÜM

Türkiye’de Sosval Güvenlik ……………………………………………………………………  22

  • Türkiye1de Sosyal Güvenliğin

Ge 1 iş imi ………………………………………………………………………………………………  22

  • Türkive’de Sosval Güvenlik ve Sosyal Yardım Kuruluşlarının

Kısaca Tanıtılması ………………………………………………………………………………….  30

s. 3 Sosval Güvenlik Kuruluşları-

Genel Müdürlüğü’nün Amaçları ve

Örgütsel Seması ………………………………………………….. •……………………………. 3^

  • Amaçları i Görevleri) ………………………………………………………..    3^+
  • Örgütsel Seması ………………………………………………………………..     i9
    • sosval uüvenlik vuruluşları jeael

Müdürlüğünün Amaçlarına yönelik (“■alışmaları ………………………     ..42

  • Ülkenin ihtiyacına cevap verip vermemesi…… 4-6
  • Konu ile ilgili örnekolaylar…………….. 4-8
  • Örnekolay I İnşaat işçiliğinde sosyal güvenlik uygulamalarıyla

ilgili bir örnekojay ……………………….. 48

  • Örnekolay IX SSK Hastanesinde

hasta-doktor ilişkileriyle ilgili olarak gösterilen bir televizyon programından bir kesit ……………………… 55

  • örnekolay III Dinlence Köyünde sosyal güvenlik

uygulamaları ……………………………… 58

4-. BÖLÜM

SONUÇ VE ÖNERİLER                                64-

4-.1 özet …………………………………. 66

5. BÖLÜM

EKLER ……………………………………. 68

  • Sosyal güvenlik Kuruluşları Genel Müdürlüğü­ne Sorulan Sorular   69
  • Kaynakça………………………………. 71


1. BÖLÜM GrİRÎŞ

Dünya hızla derişmektedir. Hem doğa hem de doğanın bin par çası olan toplum değişmektedir.

Neve doğru veya nereye doğru değişmekte?

dundan sonrası için bir şey söylemek güç. Ancak bundan öne ce hepbasit (ilkel) toplumlardan karmaşık(Modern) topluma doğru olmuştur bu değişme.

d rn a

“İnsanlık tarihinin”İlkel toplum”dan sonra 11 Köleci”, Feo- al”,”Kapitali st” aşamalardan geçtiğini bu gün de “Kapitalizmden osvalizme geçiş aşamasını” yaşadığı gerçeğini gözden uzak tutma- an anlatacağız anlattıklarımızı.”(Tanilli,s.3^•1984).

Demekki gelişmenin bir ucunda ilkel toplum öteki ucunda -i-s- ise sosyalist toplum yer almaktadır. Gelişme ve değişmenin bundan sonra nereye ve neve doğru gelişeceğini kestirmek ancak geçmişin cok ivi değerlendirilmesine bağlıdır. Bu da çok iyi bir tarih bil çişini gerektirmektedir»kuşkusuz. Ancak bu gidişin burada durmaya cağı da bir gerçek.

“insanlık doğuşundan bu yana kesintisiz bir oluşumu yaş a- mıs tır. Kendisini geçmişte olduğu gibi her adımda aşaraksonsuz a^a sr’izel bir geleceğe doğru akın gidecek olanbir oluşumdur bu.”

İnsan toplumları geliştikçe insanın gereksinimleri art­mıştır. Bu gereksinmeler veni tekniklerin oluşumunu etkilemiş,bu voni teknikler toplumun bünyesinde birtakım değişikliklere neden olmuştur. veni değişiklikler yeni gereksinimleri davet etmişlerdi dir. Artık hersevin örgütler aracılığıyla gerçekleş tirildiği ve herşevin örgütlerde gerçekleştiği bir döneme kadar getirmiştir – bu gelusme insanlığı. Çağımız buna çok ivi bir örnektir.

“Çağımızda çoğu hizmet kurumlaşmış bulunmaktadır( sağlık, eğitim, Din, Politika, Spor vb.) Çağdaş insanı örgütler kuşatmış tır; Hastanelerde kuruluşların elinde doğar, ölünce cenazesi kuru luslar aracılısıyla kaldırılır!, İllich, s . 8-10) .

Kurumlarm oluşması zorunluydu. Çünkü her geçen gün veni ger ek sinme 14 ler doğurmuştur. Her veni gereksinme ise veni örgiit4. ler arıcılığınla giderilmeğe çalışılmıştır. Çünkü her voni sorun çözümünü va beraberinde getirmiş va da veni çözümler aratmış tır i i”sanlara.

Kari talizmle birlikte ortava çıkan va da daha şiddetle kon dini hissettiren gereksinmelerden biri de insanların kendi çele­ceklerine güvenle bakabilme gereksinmeleridir. Bu* birevsel olabi­leceği gibi toplumsal da olabilir. Burada birevler bir toplum i-ei çinde kabul edilerek, toplumun güvenliği sözkonusu edilmiştir dah ha çok. Adı üstünde Toplumsal Güvenlik. Yani varolan toplumsal – i Sistemin Güvenliğinin sağlanması ile,birevlerin de güvenliğinin sağlanacağı mantığı yer almaktadır temelde. Varolan sistemin koy runması zaten bütün Sosyal Güvenlik Kuruluşlarının temelinde ver alır.

Toplumsal Güvenlik( Sosyal Güvenlik) Sistemini oluşturma -fi

fikri Kapitalizmin bip bunalım döneminde ortaya atılmış ve daha sonraları gelişerek aıinyava hızla ya virtmiş tır.

Sosyal Güvenlik Sisteminin ortava çıkmasında ve geniş kabul görmesinde, 1. ve 2. Payla^ ım Savaşı sonrasında Dünya Kapitaliz­minin içine düştüğü bünalımm ve 1917′ de Rusya’da gerçekleşen Sovyet Devriminin etkisi belirleyici rol oynamıştır.

0 güne kadar pek ciddiye alınmayan köylüler ile 19.yy’da Endüstri Devrimi ile birlikte ortaya çıkan işçi sınıfı, özellikle Sovyet Devrimivle birlikte ve hemen ardından gelen Şin Devrimi ile birlikte ciddiye alınmağa başlanmıştır. Bu durum sefalet i– çinde vaşayan isçi ve köylü ile birlikte diğer dar gelirli insan- lara da bir takım hakların verilmesini beraberinde getirmiştir.

Bu, sistemin devamı için zorunlu görülmüştür.

“Günümüz anlamında zorunlu Sosyal Sigortaların kurulabil mesi için, Avrupa’da önce Sanayi Devrimini ve bunun sonucu korun mağa muhtaç bağımlı bir işçi kitlesinin doğuşunu ve bunların si­yasal bir baskı grubu olmağa başlamasını beklemek gerekmiştirb Almanya’da Sosval Sigortaların kurulmasında izlenen asıl amaç işçi kitlesini veei kurulan İmparatorluk lehine kazanmak, siya^- sal durulma ve kararlılığı sağlamaktı. Bu Kanunların iş güvenli­ği sağlıvan di ^er Kanunlarla sıkı bir ilişkisi vardı. Sosyal Si­gortalar Kanunları olumlu vönlerivle “Sosvalistler Kanunu” gibi zor kullanmavı gerektiren tedbirlerin olumsuz etkilerini giderse* ceklerdi( Bu gerçekler Kral 1. Üilhelm’inl7 Kasım                                                       1881 tarih-i

limeclis konuşmasından açıkça anlaşılmaktadır. Bu sövlevde sosyal sorunların çözüm yollarının “Yalnız Sosval Demokratların zorbalık ve taşkınlıkların bastırılmasında değil, avnı zamanda işçi refa­hının arttırılmasında” aranacağı ve Sosyal Sigortaların vatana i iç huzuru ve güvenliği için yeni ve sürekli güvenceler sağlivocağ ğı belirti İmiş ti) D i 1 i k,s.18-19,1972).”

tik defa”Social Security” adıyla önce ABD’de daha sonrala rı bütün gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin uvgulamağa başlad dıkları bir politika olmuştur. Ancak bu politika her ülke taraf fıhdan avnı ciddivetle ele alınmamıştır.

Sosval Güvenlik Sistemini çok geçmeden Türkiye de benimse mis ve uvgulatnağa başlamıştır.

Türkiye’nin £ 19 82 (naha önceki Anavasalar’da da mevcutla tur. (Anayasasındaki 60 ve 6ö. maddelerde ver verdiği ve güvene ce altına aldığı bu formülün ne kadarının ve ne derece uygulan­dığı, bu çalışmanın konusunu oluşturmuştur. Anayasa’da herkese bir hak olarak görülmüş olan ve uygulamasının devletin ödevi ol­duğu bu politika için bazı kukuruluşlar için ve hatta bakanlık düzeyinde örgütler kurmak için harekete geçilmiştir.

«ugün Valışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ” bağlı ola rak çalışmalarını sürdüren “Sosval Güvenlik Kuruluşları Genel Mü­dürlüğü” bu amaçla kurulmuş ve çalışmalarını* – sürdürmektedir. Sosyal Güvenlikle ilgili ve avnı zamanda da tam vetkili bir ku»- ruluş olduğundan bu çalışmada bu kuruluşun tanıtılmasına daha ge*-. niş ver verilmektedir.

Araştırma Türkiye’de Sosval Güvenlik Kuruluşları Genel Mü dürlüğüniin çalışmaları (Sosyal Güvenlik kavramı ve dünyadaki *■ durumunu özetleven bir öd çalışmadan sonra )nı betimlemek le sı­nırlandırılmıştır. Konunun daha ivi anlaşılabilmesi için örgüt şe ması ve konuya somut örnekler oluşturulması amaçlanan birtakım örnekolatlar da sunulmuştur.

Bu çalışmada amaç muhtaç duruma düşmüş olan insanların ge-i leceğine güvenle bakabilmelerini sağlamak için Dünyada ve Türki-y ye‘de nelerin yapılmış olduğunun genel bir bilgisine varmaktır. Bu yapılırken nedensel bilgilere varılmağa çalışılmayacak , sade-e ce var olanın betimlenmesiyle yetinilecektir. Ayrıca betimlemelr yapılırken olanakları– elvermediğinden ayrıntılara inlmemeğe ça lış ilmiş tır.

Devletin vatandaşlaırma ne ölçüde yardım elini uzatabil-d diğinibilimsel olarak ortaya konmağa çalış-ılırkep, hareket nokta-s sı olaraK Anayasa’nm Sosyal güvenlik Hakkı ile ilgili hükümleri alınmıştır. Bu hükümler 1982 A. nayasa’ sının 60. maddesri ••           oloıı “

Herkes iosval güvenlik Hakkına sahiptir”; hükmü ile Anayasa1 nm 65. maddesi olan “Sosyal güvenliğin Sağlanması Devletin ödevidir” hükümleridir.

X—-X— Metodoloji

Bu çalışmayla ilgili veriler için, Çalışma ve Sosyal Gü­venlik Bakanlığı Araştırma ve Dokümantasyon Merkezi ile Kütüpha nelerden vararlanılmıştır. Ayrıca konu ile ilgili bulonabilinen kaynaklardan da yararlanılmağa dalış ilmiş tır. Ayrıca bu çalışmay yı varanlardan biri daha önce yaşamış olduğu bir olavı sunmakta diri, Bkz. Umekolay I }. Bu örnekolayda konu olarak, İnşaat işçi 1 erinin çalıştığı yerdeki yaşama koşulları ve bu arada sosyal gü venlik haklarıyla ilgili uygulamalar alınmıştır.

ikinci örnekolay : SSK Hastanesinde Hasta — Doktor İliş kileri ile ilgili olarak 21 Ocak 1986’da gösterilen bir televiz yon programından bir kesiti içermektedir. Bu- programda yer yer röportajlar vapılmiş bazen de gizli kamera ile ilişkiler incelen meğe çalışılmıştır. Sözkonusu program, televizyondan teybe aktar rilmiş, teyipten de burava aktarılmıştır. Aktarım yapılırken gör sel olan birtakım bilgiler için ise (televizyondan teybe aktarı- lamadığı için) araştırmacı devreşe girmiş ve konuyu bütünlemeye çalışmıştır. Araştırmacı bunun dışında örnekolaym sonunda yap­tığı yorumla müaaualeuG bulunmuştur. Aktarım olayında bunlar dı­şında hehangi bir müdahale sözkonusu olmamış t ır ,Bö ylec e objektif* lik sağlanmağa çalışılmıştır.

Üçüncü örnekolay ise, sosyal yardım alanlarla ilgilidir. Konu Van1 m JSrciş ilçesine bağlı bir köyde (Binlence) geçmekted dir. Bu köyde yardım alanlarla yardıma gereksinimi olup da almi yan bir takım aileler karşılaştırılmaktadır. Bu çalışmada ayrıca bir kan davasından dolayı yardıma muhtaç duruma düşmüş bir aile ninl olavm akışı içinde) durumunu belirten yazı bulunmaktadır. (Bkz. Örnekolay—1X1 Dinlence Köyünde Sosyal Güvenlik Uygulamala rı)

Bu örnekolaylarm verilmesinde konunun daha somut bir te mele dayandır ılınası amacı güdülmüştür.

Çalışma yukarda belirtiler nitelikleriyle hem bir kitap­lık hem de bir alan araştırmasıdır.

&-BÖLÜM

TEORİK ÇALIŞMALAR

  • 1 SOSYAL GÜVENLİK KAVRAMI (TANIMLAR):
  • Os. İçtimeî emniyet, Fr. Securite social, Al. Sozial sicherheit, İng. Sosyal security, Toplumun bireyleri içinaldığı güvenlikönlemlerinin tümü. Bu deyim özellikle burjuva ekonomisin de devlet garantisi anlamında kullanılmakta ve çeşitli sosyal si gorta kurumlarına kapsamına almaktadır. (Hançerlioğlu, Fels. Ans Sosyal güvenlik kavramı)
  • Çağdaş anlamda soyal güvenlik; herkesin sosyal, ekono­mik ihtiyaçlarını kapsayacak tarzda bu gün ve harınlarını devlet tarafından güvence altına alınmasıdır. (Ünver. I98I, Ank.)
  • Kişilere, gelirleri ne olursa olsun (toplum kendilerine özel bir önem bağladığı için sosyal denilen) belli sayıdaki teh likeler karşısında güvence sağlama görevine sahip kurum veya ku­rumlar topluluğudur. (Tunçomağ, 1975,İst)

^-Bir ülke halkının bu gününü vee yarınını güven altına almayı amaçlayan ve birbiri arasında sıkı bir birlik ve uyum ku­rulmuş bulunan bir kurumlar bütünüdür. Başka bir deyimle sdsyaj güvenlik bir mesleksel, fizyolojik veya sosyo-ekonomik riskten ötürü geliri ve kazancı sürekli veya geçici olarak kesilmiş kim- selerih geçinme ve yaşama ihtiyaçlarını karşılayan bir sistemdir (Talaş,1976, Ank.)

  • Bireyleri kazanç kaybına ya da kesilmesine uğratan ve­ya evlenme, doğum, ölüm gibi bazı belirli harcamalar gerektiren nedenlere karşı güvence altına alan ve hükümütler tarafından yü-4 rlitülen programlar sosval güvenlik olarak tanımlanmaktadır (M. Harlick^ .
  • Esas gavesi çalışma gücuxıu, beden ve ruh sağlığını da­vam ettirmek için muassır kaynaklarını daimi veva geçici birşe-• kilde kaybedenlere kollektif veya cemiyet olarakyardım etmek su­reti vie onları ihtiyaçlarının esaretindefa kurtarmağa çalışan sis tem olarak görür. (Talaş, 1970, İst.)
  • Her insana yaşamın türlü durumları karşısında aşırı bîr muhtaçlığa düşmeden ve özgürlüğünden fedakârlık ettirmeden insana yaraşır bir varlık düzeyi sağlamaya yönelik kamusal, sos­yal düzenleme ve önlemler bütünü, sosyal güvenlik sistemi ola rak nitelendirilmektedir.(Hejager, 1981,s.2l)

Yukaridaki tanımlardan hangisi alınırsa alınsın bireyle rin bu günlerini ve yarınlarını güvence altına almaktan söz edil mektedir. 7.nci tanımda da belirtildiği gibi bu günlerini ve ya­rınların güvencealtma alınmasının karşılığı özgürlük olmamalı­dır. insan özgürlüğünden taviz vererek güvence altına alınmamalı dır. Yine avnı tanımda aşırı muhtaçlığa düşüriilmemekten sözedil mektedir. Aşırı muhtaç olundumu zaten sosyal güvenlik kavramının

bir anlamı kalmamaktadır. 6 ,ncı tanımda millet çg, toplumca çalj,- şamıvacak durumda olanlara bir yardım olarak görülen sosyal gü­venlik, eğer işlemezse ne olur acaba? Sosyal güvenlik, Sistemi

işlemezse , insanlar, muhtaç, dilenci, elinden özgürlüğü ğitmiş, harsız va da suçlu duruma düş erler.Ya da şu sayılan durumlardan birine itilirler. Bunun sorumluluğu o insanlarda arandığında a caba haksızlık edilmiş olunmaz mı?

  • 1-I SOSYAL GÜVENLİĞİN YATAY VE DİKEY KAPSAMLARI

Sosyal güvenlik kavramı ikinci dünya savaşından sonra o- luşturulan, yürürlüğe konan bütün anayasalardave insan hakları . evrensel bevannamesinde– de belirtilmesine karşın, üzerinde tam bir sürüş birliğine varılamamıştır. Çünkü sosyal güvenlik,daha evrimini tamamlayabilmiş bir sistem değildir. But sistem çok hız . lı bir şekilde değişmektedir. Bu tanımlanamamalara rağmen bire­yin (ya da bireylerin) tehlikelerden uzakta kalma vegeleceğe gü­venle balona bir başlangıç noktası olabilir. Yarma güvenle baka­bilme mutluluğun ve gereksinimlerin önde gelen koşullarından bi­ridir. Bu özlem, insanlığın en eski özlemlerinden biridir, insan lık tarihi kadar eski olan sosyal güvenlik, nedense içinde yaşa­dığımız1 vüzyılda ^modern çağda) gerçekleşmiştir. Yaşamdan doğan risklerin önlenebilmesi ve bunların yarattığı sonuçların tek ba­şına üstesinden gelinebilmesi kuşkusuz bireyin gücünü aşan. Bi­reyin tek başına aşamadığı bu sorunları devlet üstlenmiştir. Bu iş de, sosyal güvenlikle ilgili kuruluşlar tarafından yürütül- m ektedir.

… Bir hareket noktası olarak kabul edilmekte- ve ger ne İlikle değişik ülkelerin mevzuatında karşılanan toplumsalrisk- ler hakkımda bir fikir verebilmek için, 102 sayılı uluslararası sözleşmeden söz etmek yerinde olacaktır. Uluslararası çalışma ör gütüniin 102 sayılı ve 19 52 tarihli sosyal güvenliğin asgari norm lan hakkında sözleşmesinde üye ülkelerce karşılanacak riskler sırasınla hastalık, işsizlik, yaşlılık, iş kazaları, meslek has­talıkları, aile yükleri, sakatlık ve ölüm olarak saptanmıştır. Sözleşmede ver verilen risklerden en az üçünü karşılayan ve ça­lışan nüfusun belirli bir oranına sosyal güvenlik sağlamış bulu­nan ülke, sözleşmeye katılmaya hak kazanmaktadır. Günümüzde top lumların gelişmişlikleri oranında 102 sayılı sözleşmede savılan sosval güvenlikle ilgili, fizyolojik, meslekî ve sosvo-ekonomik genel baslıkları altırda toplanan risklerden bir böl;imüna karşı belirli savada kişiyigüvence altına aldığı gözlenmektedir. (Sü- z ek,          19 8 5, s. 90)

Yukarıdaki riskleri de temel alarak sosyal güvenlik kav­ramının kapsamını dikev ve yatay olarak genişletmek mümkündür. Sosyal güvenlik hakkınmyyatay kapsamını belirleyebilmek için bu toplumsal risklerin ortak özelliklerini başka bir deyişle “ortak paydayı” saptamak gerekir. Bu ortak pavda sözkonusu riskleri do­yuran nedenlerde değil, nedenlerin doğurduğu sonuçlarda saklı dır. Gerçekten anılan olavlar birbirinden ne kadar farklı görü­nüş teolurlarsa olsunlar hepsi de kişinin ekonomik durumu üzerin­de amı etkiyi yaratmaktadırlar .Bu riskler ortaya çıktığı zaman va kişilerin gelirleri azalmakta ya da giderleri artmaktadır.

Örneğin yaşlılık, işsizlik gibi riskler gelirleri azaltmakta, ha atalık ise gider artışlarına neden olmaktadır, Öte yandan çalı­şanların, hastalık iş kazası ve meslek hastalığı,analık gibi ne­denlerle işten kalmaları hem gelir kaybına,hem de gider artışla­rına yo1 açmaktadır. (Süzek,1985,s.3l)

Görüldüğü gibi sosyal güvenlik sistemleri toplumsal risk . teri nedenimle ortava çıkan zararları karşılarken temelde kişile rin ekonomik güvenliklerini sağlamaya yönelmiştir. İşte bu ekono mik güvenliğin başka deyişle gelir güvencesinin sağlanması ama­cı sosval güvenlik politikalarının yatay düzeyde ortak özelliği­ni oluşturur. Buradan hareketle gelişim düzeyiyle ilintili ola­rak sosval güvenlik hakkının yatay düzeyde genişletilmesi de söz konusu olabilir. Bu güvenlik genişletmesi, yapılan vardım ve öde elerin giderek arttırılması ya da daha önce güvence altına alın mamış olan toplumsal risklerden doğan zararların karşılanması bi çiminde ortala çıkabilir. Bu; durum sosyal güvenliğin dinamik ya pisini, onun gelişmeğe açık bir süreç olduğu gerçeğini açıklar. (Süzek, 1985, s. 32)

öte vandan yine sosyal güvenliğin kişilerin ekonomik gü­venliğini sağlama işlevinden harakotle sosyal yardım ve primsiz güveni k sistemlerini de bu kavramın yatay kapsamı içinde saymak gereklidir. Sadece çeşitli nedenlerle gelirleri kesilenlere de­ğil avnı zamanda gelir sağlayıcı bir faaliyet gösteremiyen, ça­lışma ve ekonomik gelir sağlama olanaklarından yoksun kişilere de .elirli bir ekonomik güvenlik sağlanması sosyal güvenliğin n-açları arasındadır. (Süzek,1985,S.32)

Sosyal güvenlik politikaları sadece toplumsal risklerin doğurduğu zararların giderilmesini sağlamakla yetinemezler. Bu’ politikaların zaman içindeki gelişmeleri onları günümüzde daha geniş ve kapsamlı a açlara vöne İtmiş tir. Hastalığı önleme her za “an tedaviden daha i “i ve daha yararlıdır, sosyal güvenliğin di— ev kapsamından söz edilirken kastedilen toplumsal risklerin taz mini ortaya çıkmasını engellemektir, sosyal güvenlik böy

lece farklı bir boyut kazanmakta, yeni bir gören üstlenmektedir. Kisklerin önlenmesi amacı sosyal güvenliğin dikev kapsamını oluş turur. bosva1 güvenlik hukuku bövlece hem risklerin önlenmesini hem de risklerini ortaya çıktıktan sonra doğurduğu zararların ği denilmesini amaçlayan çok yönlü bir koruma hukuku niteliği kazan ■ıakt adır .

Başka bir deyimle-, sosyal güvenlik hakkında sahip birey­ler toplumsal risklerin doğurduğu zararların giderilmesi kadar bu risklerin önlenmesini de isteme hakkına sahip bulunmaktadır. Süzek, 19 85,s.33)

  • 2-SOSYA.L GÜVENLİKLE İLGİLİ DİĞER KAVRAMLARIN TANIM­LANMASI:

Sosyal güvenlik bir sistem olarak bir bütündür. Bu bütün, sosyal sigorta, sosyal vardımve sosyal hizmet kavramlarından o- luşmaktadır. Ayrıca sosyal güvenlikle ilgili olarak sırası gel dikçe direr önemli kavramlara da değinilmiştir.

  • 2-l)SOSYAL SİGORTA:

Os.İçtimaî emniyet(tçtimaî sigorta), Fr* assurance soci— ale, Ing, Sooial Insurance. İşçilerin sağlık, kaza, ihtiyarlık vb gibi durumlarda gelirsiz kalmamaları için kurulan işçi sigor­taları. Bu sigortalara işçiler ve iş verenler belli oranlarda pi rim öderler.(Hançerlioğlu, Fels. Ans* sos. sig. kavramı)

…Sosyal sigortalar sosyal risklere karşı korunacak kişi lere kendilerinin ve işverenlerin ödedikleri primler ve bazı du rumlarda finansmana yapılan devlet katkıları karşılığında sözü e dilen risklerle karşılaşmaları halinde tutar ve nitelikleri kanu nlarla genel bir biçimde önceden saptanmış sosyal gelir sağlı yan sistemdir. Sigortalılara sosyal gelirin sağlanması, sosyal yardımlardan farklı olarak bunların herhangi bir maddi kaynak ya da varlığa şahin olmamaları koşuluna bağlıdeği Idir. (Di lilc, 1972, s. 8)

Sosyal sigortaları özel sigortalardan ayıran özellik özel sigortada kendi kendine yardım ilkesi saf bir şekilde uygulanır­ken Sosyal sosval sigortalarda finansmana işveren ve devletin katılmasıdır. Sosyal sigortalar başlıca boş ilkeden oluşmuşlar dır. Bu ilkeler şunlardır:

ı- Finansmana dişardan katkı ilkesi : Bu ilke gereğince işverenler ve gereğinde devlet sosyal sigortaların finansmanına katkıda bulunmaktadır.

  • Si^ortalılar arasında yeniden gelir dağılımı ya da sos yal denge ilkesi: Bu ilke gereğince yüksek gelirli sigortalılar dan diğer sigortalılara oranla ve bunlar yararına daha yüksek prim alınmaktadır. Uygulamada bu ilke sigortalılardan kişisel rizikosuna bakılmaksizm gelirleri üzerinden prim alınması,fakat sağlanan sosyal gelirlerde ödenen primlerin her zaman göz önünde bulundurulmaması voluyla gerçekleş tirilmektedir.
  • Kendi kendine yardım ilkesi: Bir sigortalı topluluğu çerçevesinde düşünülmüş olan bu ilkeye göre her sigortalının kendi primini ödemesi gerekir. Bu ilkenin uygulamadaki izleri ni işçi primlerinde görüvoruz.

Sosyal sigortalarda sigortalıların sosyal risklere karşı güvenliklerini sağlamak için, işveren primlenii ve devlet katkı lan yanında özel sigortalarda olduğu gibi bizzat prim ödemek zo runca olmalarının bunların sorumluluk duymalarını yitirmemeleri açısından önemli olduğu ileri sürülmektedir.

^-Sigortacılık ilkesi: Bu ilkeye göre sigorta tekniğinden yararlanılarak sigortalılar arasında riziko eşitlenmesi sağlan maktadır.

  • Zorunluluk ilkesi :Bu ilkeye göre soyal sigortaya ka­tılmak zorunludur.( Dilik,l972, s.9-10./

Sosyal sigortalar tarafmdanise şöyle açıklanmaktadır.Mes lekî, fizvoloiik ve sosvo—ekonomik risklerden dolayı geliri ve kazancı devamlı veya geçici olarak kesilmiş yahut azalmış bu lunan fertlerin geçinme ve yasama gereksinimlerini karşılayan devlet güvencesine davalı zorunlu bir sistemdir.Sosval sigorta lar öncelikle kişilerin gelirinin devamlilığını karşılarken kar şılamak zorunda olduğu bütün riskleriçin alınması gereken ön- levici tedbirlerle beraber hastalık, analık, iş kazası, meslek hastalığı, malûllük, yaslılık, ölüm, işsizlik ve aile yardımları nı da kapsar.

Bu sistem ”edim-karşı edim” prensibine dayanır. Bir bakıma kişi kendi güvenliğini kendisi sağlar. Sosyal sigortalar da,her sigortalıdan kişisel rizikosuna göre değij., (mırlamalar da olsa) kişinin gelir seviyesine göre prim alınmaktadır. Bu da sigortalı lar arasında gelirin yeniden dağılımına yol açar. Sosyal dengesiz liği azaltır ise de bazen sosyal gelirler ödenen primlere göre de Şiştiğinden sigortalılar arası yeniden gelir dağılımı ve sağla nan sosyal denge sınırlı kalmaktadır. (Ünver, 1981,s* 5—I0)

2-2-2 SOSYAL YARDİM:

Gereksinme sahibi kimselere yapılan giyecek »yiyecek, yaka cak yardımı gibi yardımlar. (Yılmaz, 1982, s. I—2’5)

Os.İçtimai muavemet, Fr. Assistance publique, îng. Public relief. Yoksullara devlet,belediye vs. gibi resmî kuruluşlarca yapılan vardım, karşılıksız olmakla sigorta kavramından ayrılır. Yoksulluğun sürdüğü ve daha da süreçeğiğin onaylandığı anamalci ülkelerde geçerlidir. Toplumcu ülkeler’de yoksulluit bulunmadığı için bövle bir kavram yoktur. Yoksullara sadaka verilmesini buyu ran dinler de, yoksulluğun varlığıhı ve daima var kalacağını onay larlar. Gerçekte bütün bu yardımlar insanlık öncesi çağına özgü­dür ve insanlık onurunu kırıcı niteliktetıdır.(Hançerlioğlu, 1979 Fels. Ans. sosyal yardım kavramı)

Sosyal vardım, sosyal güvenlik uygulamasında bir yöntemdir Sosyal yardımdan başka sosyal sigorta ve devletçe bakma yöntemle ri de bulunmaktadır. Sosyal yardım yöntemi kişilere sosyal gelir sağlamak, muhtaç olmak koşuluna bağlıdır, sosyal güvenliğin uygu­lamasında en eski yöntemdir.

Sosyal yardımlar, kamusal örgütlerce ya da çeşitli yardım kurumlan ve vakıflar gibi yarı kamusal ve ya özel kuruluşlarca muhtaç ve fakir çevrelere dağıtılmaktadır. Kamusal örgütlerce yü­rütülen sosyal yardımların fininsman kaynağını-_ vergiler oluştur­maktadır. Diğer kuruluşlarca dağıtılan sosyal yardımların malî yü kü bu kuruluşların bireysel karar ve çabalarına göre devlet bütçe sinden yapılan, yanı vergiler dahil değişik kaynaklardan karşılan maktadır, (jjilik, 1972, s. 2)

Sosyal yardım konusunda İslamiyet ise zakâtı kurban hayra mmda dağıtılan eti ve sadakayı öngörmüştür. Bu, durum düzeltici olarak görülmeğe yetmiş olup, sosyal adaleti sağladığıyla ilgili bir inanç haline gelmiştir. Islâm dini,bir yandan köleliği doğal karşılarken, bir yandan da yoksulluğu Tanrı1nın bir lûtfu olarak göstermiştir, (.irsel, I979*s. 320;

Hemen belirtmek gerekir ki 1400 yıl öncelerinin kekâfan layışı , kurban eti dağıtımı veya benzeri şekillerdeki yardım an lanşını aacİ yüzyılın gelişmişliği içerisinde İra şekilde savun­manın yetersizliği açıktır. !Arsel,1979,s.19)

2-2-3 ,1 DEVLETÇE BAklnLA

De-“Tetin tamamen finansmı karşıladığı ve bireyin özel bir katkndîa bulunmasına ferek duymadan bireye önceden miktarı be­lirlenmiş bir gelir alma hakkının tanınmasıdır. Bu yöntem çok es­kiden de uvgulanır dı. Ama günümüzde daim geniş bir kitleve ve dah.a.temel gereksinmelere yönelik olan çalışmaları veni sayılır.

Bu yöntem de sosyal güvenliğin sağlanması için geliştirilmiş bir

yöntemdir. Buyöntemin bireydeki sorumluluğu yok edeceği ile ilgi­li endişelere de rastlanılmaktadır, Ancak, onlara şu yanıt veril­melidir; Devletin ödeyeceği ücret zaten asgari bir düzeyde olaca­kından, birev başka yollarla geçinme yolları aramak durumunda ka lacaktır. bunun için endişe etmeğe gerek yoktur.buradaki amaç kop lumu koruma’ctan öteye gitmemektedir.

Devletçe bakılma bir dayanışma ilkesi olarak risklerin ve güvensizliklerin sosyalize edilmesine yarayan yöntemlerden birisi dir.Devletçe bakılmanın varolmuş nedeni, savaşlar gibi sonucu be­lirsiz olan risklerin sigorta yöntemleriyle giderilememesidir.

Eğitim ve öğretim giderlerinin devlet tarafından karşılan­ması da devletçe bakılmadır* Parasız kitap sağlanması, öğretim görenlerden öğretim ücreti alınmaması,okullarda parasız olarak verilen yemekler(öğretimin yol açtığı gider artışlarıve gelir ka­yınları) karşısında bireylere sağlanan sosyal gelirlerdir. Öğre­nim nedeniyle kaybolan gelir v~> artan giderlerin bu tür sosyalgi- derlerin bu tür sosyal gelirlerle karşılanması geniş anlamdakisos yal güvenliğin görov alanına girmektedir.(Dililc, 1972, s.II—14).

2-2-4)SOS YAL GÜVENLİKTE TEHLİKE KAVRAMI:

Belirli olaylar kişinin çalışma hayatından uzaklaşmasına-, çalışma gücünde kayba neden olmaktadır. Kişinin gelir devamlilığı nı bozan ve çeşitli ihtiyaçlarına cevap vermesine engel olan fak­törlere risk (tehlike7 adı verilmektedir. Tehlike (risk) kavramı; sosyal güvenliğin temel kavramlarından olup, kısaca sosyal ğüven-r li~ri doğuran nedenlerdir. Tehlikelaler, insanlık tarihinin başlan­gıcından sonsuza kadar olacaktır. Bu nedenle sosyal güvenlik, en ilkel toplumlarda da , en gelişmiş toplumlarda da bir temel ihti­yaçtır.

Tehlikeye karşı mücadele , içinde bulunan çağın ekono; mik ve sosyal imkânlarına göre çeşitlilik göstermiş tir.Tehlikeye karşı yapılan mücadelede temel amaç; gerçekleşmiş veya gerçekleş*– mesi mümkün veya muhtemel riskler sonucu bireyin başkalarına ih tiyaç duvmasmı (gerek fiziki gerekse maddî) önleyici tedbirlerin önceden alan bir düzerin kurulmasıdır. Tehlikeye karşı yapılan mücadele; Tehlikenin kehdisivle yapıvan mücadele ve tehlikenin za narlarıyla yanılan mücadele olmak üzere iki şekilde incelenebilir

Tehlikenin kendisiyle yapılan mücadele:

Tehlikenin kendisivle yapılan mücadele, tehlikeden korunma kaçınma, tehlikeyi azaltma veya ortadan kaldırma biçiminde yapı­lan mücadelelerdir. Bu’ mücadele’ bireysel alanda yapıldığı gibi tonlumsa! alanda da devletin ekonomik ve sosyal imkânları içersin de de yanılmaktadır.

Birnvin mücadelesi:

“ehlikenin oluşmasından önceki mücadelenin bireysel şekil­de varılmasıdır. Gerek tonlumun bütününa yönelen, gerek bireyle­re yönelen tehlikeler dolavlı ve doğrudan bireyi ilgilendirmekte ve bireylerin tedbir almasını gerekli kılmaktadır.

b)Devletin Müvadelesi s

Tehlikelere karşı bireyin ve devletin mücadelesini eski tarihlerde de görmek mümkündür. Devletin mücadelesi, doğal fela­ketlere devletin , başka devletlerin saldırısından korunmak biçi minde vürütülmüştür. Hukuk devleti anlayışının çağdaş toplumlar da yerleşmeye başlamasıyla devletin bu konudaki mücadele biçimi değişmiş ve mücadelenin sınırı genişlemiştir. Sosyal güvenlik i— çin yapılan ekonomik harcamalar devlet bütçesinden oldukça geniş paylar almağa başlamış ve bu devletin bireylere tanıdığı bir hak biçimini almıştır.

Tehlikenin zararlarıyla mücadele:

Bireyin ve devletin aldığı tüm tedbirlere rağmen bazı teh likeleri önlemenin mümkün olmadığı anlaşılmış ve bireyi ve devle ti ikinci tür bir tedbir almağa zorunlu kılmıştır. Bu ikinci ted bir(Mücadele) tehlikenin oluşturduğu zararı ortadan kaldırıcı ve ya azaltıcı bir mücadele biçimidir. Bu mücadele üç şekilde ya pıinaktadır.

a(Bireyin mücadelesi:

Tehlikenin gerçekleşmesi, başına gelen insanın ihtiyaç i- çine düşmesi gelirinin kesilmesi veya ihtiyaçlarını (bedensel ih tivaçlarını) karşılayamıyacakduruma düşmesine neden olacaktır, birevin bu durumdan korunmak için aldığı tedbir bireysel tasarru fa gitmektir. Oysa günümüz toplumlarındst çok düşük gelirle çalı­şan, bu geliri en temel gereksinimlerini bile karşılamakta yetor siz kalan is çi-memurt,düşük statülü memurjvb. Bireylerin tasarruf yoluyla tehlikeye karşı mücadele etmesi beklenemez, b(Toplu mücadele:

Ekonomik bakımdan yetersiz olan bireylerin, tek başlanma tehlikenin zararlarından kurtulabilmesi için, mücadelesi yetersiz hatta noksandır.Bu nedenle, insanlar bir araya gelme ve tehlikenin sonuçlarına karşı birlikte mücadele etme gereği düvmuşlardır.Dinî yardımlar, aile içi yardımlar, işletme içi yardımlar ve vakıflar bu gruba girer.Fakat hızla sanayileşme sürecine giren ve birbiri­ne yabancılaşan birevlerden oluşan bir topluluk içinde bireyle rin birbirine yardım etmeleri, birlikte mücadele etmeleriçok sı nırlı ve vetersiz kalmaktadır. Avrupada maden işçilerince kurulan arkadaş sandıkları, bizde bir örgüt içinde kurulan benzer yardım­laşma sandıkları , kızılav, çocuk esigeme kurumu , vardım seven­ler derneği bu gruba girer.

c(Devletin Mücadelesi:

‘İl mü m :;zde bireyin ve toplulukların tehlikelere karşı raüca-. d-» leşinin yetersiz kalması tehlikenin gerçekleşmesi durumunda Diren korumak devlete düşmeKteaır. Günümüzdeki birçok devlet ta rafından sosyal güvenlikl, tehlikelere ) vatandaşlara hak olarak tanınmıştır. Devletin bu alandaki mücadelesi sosyal güvenlik nis— temlerini kurmak, geliştirmek ve yaygınlaştırmaktır.

Yukarıda sosyal güvenliğin çeşitli tanımlarının söz konusu olduğu ve sosyal güvenlik kavramının herkesçe kabul edilen ortak ve kesin bir tanımının mümkün olmadığından söz edilmişti,. Bunun nedeni sosval güvenlik anlayışının ve dolayısıyla uygulamaların zamana ve yere göre çok hızlı ve aşırı bir değuşme içinde olması­dır. Yukarıdaki tanımların hepsinin de gerçek payı bulunmaktadır.

Ancak sosyal güvenli’ , sadece insanların geleceğini güven ce altına alan bir hukuk dalı veya bir kurallar bütünü değildir aosval güvenlik herşeyden önce bir politikadır. Daha doğrusu sos yal, sosyal politikanın bir parçasıdır. Bu politika içinde durma dan değişenamaçlar kurallar, türlü yöntem ve ilkeler yer almakta dır. Buniteliği itibariyle sosyal güvenlik birsistem içinde sis­temdir. Genel politika terefmdan yönlendirilen bir sistemler bü­tünüdür. (Talaş, 1968,s.28) Richardson’un belirttiği gibi hemen bütün ülkelerde sosyal güvenliğin yöntem ve ilkeleri devamlı ola rak tartışılmakta ve sık sık değişmektedir. Hiç bir yerde kesin bir model kurulamamıştır. Biir çok yerde sosyal güvenlik sistemle­rinde büyük boşluklar vardır. Bu boşluklar büyük halk kitlelerini ya hiç ya da yeterli ölçüde korumamamasına neden olmaktadır. Az gelişmiş ülkelerde bu boşluklar çoğu kez kaynakların yokluğuna ve ya az lığına,bazı gelişmiş ülkelerde de kamuoyunun bir sosyal gü­venlik uygulaması için yeterince hazırlanmamış olmasına bağlanabi lir.(Tuncay,s.27, 1982 ). Sosyal güvenlik sistemininuzun bir geç mişi voktur.

ikinci dünya savaşından sonra avrupa devletlerinin bir kıs mısosyal güvenliği düzenlemeğeçalışmışlardır. Alman sosyal güven­liğini örnek alan bu çalışmalar daha çok barış anlaşmalarıyla ye­ni bir statüyü benimsemiş ülkelerde görülmüştür. Ancak bu çalışma lar sadece ticaret ve endüstride çalışanücretlileri içine alabiL mis tir.ikinci dünya savaşından sonra sosyal güveniikalanını düzen leme gavreti daha artarak amerikaya ve hatta latin amerikasına ka darvavılmıs tır.

Eski çağlarda yanı ikinci dünya savaşından çok önceleri a- ileler tarafından korunan birey daha sonra daha kuvvetli birevler daha kuvvetli gruplar ve giderek toplum tarafından korunmağa baş­ladı. Kollektif yardımlaşmalar için orta çağda lcoorperasvonlar i- yi bir örnektir.Dha sonra fransada mutalite, İngiİtere1 defriendlv societies denilen yardım kurumlan kurulmağa başlamıştır. Bu ku­runlar üretim ve tüketim kooperatifleriyle, hastalık ve ölüm ha­linde vardım saridıkları kuruyorlardı. Ancak bu kurumlara ve san dıklara belli bir avlık ödeyebilenler alınıyordu. Aylık ödeyemi- yenler yanı üye olmavanlar ise (halkın büvük bir çoğunluğunu teş­kil ediyor) sefalet içinde yaşamını hiç bir güvencesi olmaksızın sürdürüyordu. Buduruma karşı önlem olarak çok daha sonraları çe­şitli vardım kurumlan kurulma yoluna gidildi.

Sosyal güvenlik kavramı ilk olarak 1923 yılında ABD’de kul lanıİmiş tır.Bu sırada ABD’de milyonlarca işsiz ve yaşlı vardı. Ve ASD yönetimi bunların sorunlarına çözüm bulmak zorundaydı.Bu iş si ve yaslılar dünyayı sarsan 1929 ekonomik bunalımın kurbanı idile»

Kavram olarak ” social security” ilk defa ABD’de kullanılmasına rağmen avrupadaki sosyal yardımlaşma sisteminden daha geri bir uygulama olarak vardı. Bunun nedeni :Teknik gelişmeler sonucu 19. y. yalda köylülerin kentlere göçü ve bu göçün doğurduğu sorunlar dı. Göç, sefalet içinde yaşayan büyük insan kitleleri doğurmuştu. Serbest rekabetin sert prensipleri, işçiye ailesi’nin en temel ge rekşinmelerini bile karşılayacakbir gelir sağlamaktan uzaktı. Bu durum işçilerin kendi aralarında örgütlenmelerineneden olmuş ve en aşırı rekabet savunucuların bile sosyal sigortaların kurulma- sinın bir şart olduğunu kabul etmelerini sağlamıştır i( Selvi,1967 s . 5 )

Bu gelişme 1983 yılında ilk olarak Almanya’da meyvesini vermiş ve özellikle işçilere sosyal garantiler konusunda bazı hak lar tanımışiardı. 1984fde İngiltere’de “işlcazaları” ile ilgili ka nun çıkartılmıştır. Biirinci ve ikinci dünya savaşları çeşitli ül kelerde ekonomik ve sosyal alanlarda şiddetli sarsıntılara neden olmuş, insanların düşünce ve duygularında değişmeler yaratmıştır Her ülkede sınıflar arası ilişkileri değiştirmiş ve sefaleti art” t irmiş tır. Gerek maddi ve gerek manevi alanda sıkıntılara yoksul lukları hafifletmek için milli iyiniyetin de etkisiyle hükümet ler ve devlet adamları sosyal güvenlik konusunda ileri ve cesur adımlar atabilmişlerdir, (Selvi, 19^7, s. 5) •

Daha sonra 19I9(da uluslararası çalışma örgütü kurulmuş ve çalışmalarına hızla başlamıştır. Fransa 1930’da sosyal sigortala rı kabul etmiş, I932’de de çocuk ödeneklerini düzene koymuştur.

İl dünya savaşı sosyal hayatı sağlamlaştırma gereğini milletlere daha ivi öğretmiştir.

194i’de ikinci dünya savaşı devam ederken ABD başkanı Roo svelt ve Ingiltere başkanı Uhur chile şu anlaşmayı imzalıyor İardı:

  1. söz ve yazı özgürlüğü
  2. Vicdan özgürlüğü
  3. ioksulluktan kurtulmaozgürlüğü

G—Knr “madan yaşama ozgurlugü

5—Herkese daha iyi çalışma coşulları, daha fazla maddi re­fah. sosval güvenlik garantisi vermek amacıvla ekonomik

alanda bütün milletler arasıtam cir iş birliği sağlanması (Selvi, I967,s.6).

Bu beşinci madde insanları yarınlarından emin kılmak amacı nı güderek 3* maddeyle birleşmektedir.

Bu anlaşmanın kabul edilmesi için gereken maddî ortam, Av­rupacın bir çok devletinde mevcuttu. Unun için kabul edilmesi ve hızla yayılması pek büyük engellerle karşılanmadı, bir çok hükü­met sosval güvenliği bir numaralı hedef ilân etmişlerdi. Özel­likle uygulanması daha kolav olan Ford Beveridge plânı çok çabuk uygulama alanı bulmuştur, neveridge’e göre amaç: iler vatandaşa gereksinmelerini karşılamağa yetecek kadar bnr gelir sağlamak böylece yoksulluk halini ortadan kaldırmaktır. Kevnes’in ilkeleri ne dayanan Beveridge,sosyal güvenliği, bir ekonomik tedbirler o~ larak (^tedbirler bütünü olarak) görmüştür.

sosyal güvenliğin sağlanması için ise sosyal sigortaların kurulması bu yolla alınacak pirimlerin finans kaynağını teşkil et

esiyle olacaktır. Yanı Jtıerkes belirli bir pirim ödeyecek ve öde iği pirime göre sosyal güvenliğe kavuşacak, ya da gereksinme duy duğu sosyal güvenlik oranında pirim ödemekle yükümlü tutulacaktı Bunun içirt ise tam bir çalışma sağlanılması gerekecektir.

lam nir çalışma, yanı herkesin bir işe sahıpoiması ve iyi çalışması.Bu ise işsizliğin olmaması demektir. 1944 yılında vavınlanan uluslararası çalışma örgütünün amaçlarını ve hedefleri ni açıklayan ve adına”yiladelfia beyannamesi ” denen bir belge’de şu kararlar yer almıştır. (Selvi, I967,s.ö)’

  1. Tam çalışmanın sağlanması, hayat seviyesinin yükseltil,

mesi

  • Korunmaya muhtaç olan herkese asgari bir gelir sağlan­

ması

37.Nolu uluslararası çalışma önerilerinde ‘de şu madde­ler yer almaktadır.

a—Her sosyal güvenlik sistemi yaşlılık dahil bir çolc- nedetılerle kesilen geliri yerine koymaK zorundadır.

b—Geçim(tiretim/araçlarının güvenliği sigorta sağlanmalı­dır .

c-Sosval sigortalarca karşılanmayan gereksinme ler, varctım Larla sağlanmalıdır.

d-Çocuklar,sakatlar, dullar, ibtiyariarın önceden tespit e dildiği birmiktarda yardım görmeye hakları vardır.

e-Sosval güvenlik sistemi aşağıdaki sosyal sigorta bölümle rini kapsamaktadır.

ı) Savrılık^hastalık)

  • Analık
  • Yaşlılık
  • sakatlık(malüliyet)
  • ölüm(aileyi geçindirenin ölümü)
  • İş sizlik

7 ) Sosyal yardımlar sosyal giderler)

8)is kazaları ve mesvek hastalıkları

İkinci dünya savaşında savaş boyunca karşılaşılan güçlük­ler İngiltere’yi sosyal güvenlik politikasına bağlamış.Ve sosyal güvenlik araçlarım geliştirmesine neden olmuştur. Herkesin sos­yal güvenliğini sağlamayı amaçlayan İngiltere ¥.Beveridge plânı­nı uygulamıştır. Beverıdge yoksulluğu ortadan kaldırmaya hedefle­mişti. Bunun için herkese iş bulmak gerekmektedir, lşbulduktan sonra çeşitli nedenle çalışmıyacak olanlara devlet,yardım Vsigor ta)sağlamalıdır. Aynı zamanda iş bulunmayınca işsizlere de işsiz­lik sigortası uygulanmalıdır, sosyal güvenlik aracılığıyla ulusal gelir veniden dağılacak, sosyal adalet gerçekleşecektir. Yeniden dağıtımın amacı insana yaşamak için en gerekli enaz geliri sağ­lamaktır. Bu görevi sosyal güvenlik kuruluşları gerçekleştirecek­lerdir.

Beveridge başkanı olduğu araştırma komisvonu bugöriişlere o zamana kadar kurulan rejimleri inceliyerek varmışlar ve düşüncele rini şöyle özetlemişlerdir:

I—Devlet gereksinim duvan bütün vatandaşlara yardım edecek

tir.

2-Yoksulluk, zorunlu bir sigorta ile toplumun bütün birey­leri için bertaraf edilecektir, tiuservis genel kamu sağlığı ve a- ile yardımlarıyla Takviye edilecektir.

B-Sosyal yardımlar bütün toplumu kapsayacak ve herkes için aynı temel yardımları sagiıvacaktır.

Yerli ve yabancı (üelvi,19b7, s. ) herkesi kapsayan bu formül bu gün İngiltere de uygulanmaktadır, halk bölümlere ayrıl­mıştır. Her kategorinin sogortadan nasıl yararlanacağı belirlen mistir, ilk kategoride işçiler vardır. Bunlar iş kazasıve işsiz lik sigortaları dışında ücretli işçilere taranan yardımlarınhep^ sinden varaklanırlar, ikinci kategoriye mesleksiz olanlar Vev-li kadınlar, işsizler, 16 yaşından küçük çocuklar ve emekliler) girer Bui ‘i kategorinin arasında bağımsız isçiler bulunmaktadır, işsiz-i lik ve is kazası sigortası dışında ücretlilere tanınan bütün hak­lardan          tanırlar.

Sigortanın kaynağı her sigortalıdan alınan tek bir ödenti ile sağlanır. Bu ödentiyle bütün riskler karşılanır. Ödentide ya çılan tok ayrım yaş ve cinsiyet ayrımıdır, işsizlere ödenen öden­ti isi o Tanlara göre daha yüksektir.

Ingiltere’de doktor ve ilaç yardımı dağıtımı ulusal sağlık örgütü tarafından gerçkleşt iri lir.Bu örgüt hiç bir ayrım gözetmez herkese açık tır.Mut laka başvuru zorunluluğu olmadığı istenilen doktora başvurunun yapılabileceği de belirtilmiştir. Sosyal si gortaya üye olduğunu belgelenmesi bile istemeyen bir vatandaş hastalığının niteliğine ve derecesine göre muamele ayrımına tabi tutulur. Vatandaş isterse keridisine sürekli bakan bir doktor se­çebilir. İstediğinde değişebilir. Her doktorun Süreliler liste­sindeki insan savısı döryüzü geçmez.Hasta doktora her zanan git mek zorunnda delildir. Doktor da isterse hastaya bir hafta önce den haber vermek koşuluyla listesinde istemediği hastavı siler.

Doktor, listesindeki isim sayısına göre ücret almaktadır.

Hasta doktorun kendisine verdiği reçeteyi göstererek iste diği eczaneden bedava ilaç alabilir. Ulusal sağlık örgütü kurul» duktan sonra ilaç tüketimi oldukça artmıştır.

3u durumda daha sonraki tarihlerde ve şu anda birtakım sı nırlandırıİmalar getirilmiş tir.

UYGULAMALARI

Suvyetler Birliği’nde sosyal güvenlik politikası, genel politikanın etkisinde ve rejmin gereklerine göre avarlanmış ve sosyalizme uydurulmuştur, Sovyetlerde , muhtaç olana el atmaktan başka ve değişik olarak üretimin artmasını teşvik için kullanılan bir sistemdir.Sosyal güvenlik uygulamaları SSSB’de şöyle gerçek leş tirilmektedir;

“Sosyal sigortanın yönetimi, işçi sendikalarına bırakılmış tir. Yönetimi,sogorta kurulları ve sigorta temsilcilerinin işbir ligi sağlar. Sigorta kurullarının üye sayısı, fabrikanın önemine göre değiş ir.Üyeleri fabrika işçileri seçer.Sigorta kurulu, işlet me kurulundan avrıdır. Sigorta kurulunun yetkileri çok geniştir. Sigorta kurulu, sigorta komisyonlarının da yardımıyla hastalık ve kaza yardımlarının tutarlarını tesbit eder”

“Sağlık kurulu, hastaları denetler ve doktor reçetelerinin yerine getirilmesini sağlar. Sigortalı, ya da doktor hakkını kötü ye kullunacak olursa kurul tarafından cezalandırılır. İş hazala rı ve meslek hastalıklarını önleme görevi de sigorta kurulunun­dur. Sosyal sigorta temsilcileri işletme sendikası tarafından seç çilir. Temsilciler iş saatleri dışında da hastaların evlerine gid derler,çocuklar için gerekli tedbirleri alarak aile yardımını ya­par lar.Böylece sigortanın teşkilatlanmasında, sendikalar önemli bir rol oynarlar. Buna karşılık sendikaların yetkiai iki konuda e sınırlıdır. Yaşlılık maaşının dağıtımı ve denetimini devlet yenid den kendi eline almıştır. Emeklilik maaşları, federal cumhuriyet tin sosyal güvenlik komiserleri tarafından dağıtılmaktadır, öte yandan doktor ve hastanın hastahane masrafları da toplu bir sağli lık teşkilatı tarafından yerine getirilir. Doktorlar bu teşkilat içinde bir memur olarak çalışmaktadırlar,”

“Sosyal güvenlik için gerekli kaynaklar sadece işletmele- rinverdiü ödentiler ile sağlanmaktadır. Sosyal güvenlik için ğe*» rekli paranın sağlanması da sovvet ekonomisine uygun olarak ger­çekleş tiri İmektedir.

Ödenti tutarı, işçilere ödenen ücretler üstündon hesaplan­maktadır. işletmelerin ödeyecekleri ödentinin tutarı, halk komi­seri tarafından tesbit edilir. Buı oran, endüstrininçeşitlikolları na göre değişir. Mesela kimya endüstrisinde oran c/o 10.7, maden end düstrişinde %9 dur.

Sovyet rejiminin özellikleri, yapılan vardınların alanında Sovyet yöneticilerinin sosyal güvenliği bir üretim aracı olarak k kullanma isteğini aksettirdiği ileri sürülebilir, yardımlar tamam men kişileştirilmiştir. Yardım, bazı işçilere üstün bir durum sağ lama amacı g: der. Yardımın teşkilatında ve tesbitinde aynı işletm mede sürekli olarak çalışma süresinin uzunluğu, işçinin verimi, i isçinin meslek sendikasına bağlı olup olmadığı gözönünde tutulur, flövlece sigortalılar arasmdaönemli bir eşitsizlik ortaya çıkar. Mesela, eğer işçi aynı işletmede üç yıldan az çalışmışsa, günlük hastalık yardım tutarı ücretin c,i50’sine aittir. İşçi, işletmede « üç yıldan fazla re beş yıldan az çalışmışsa yardım ücretinin %60′ ma ; eşittir. İşçi işletmede , beş yıldan çok ve sekiz yıldan az çalışmışsa cnJ0r sekiz yıldan fazla çalışmışsa fcSO’ini alır.

İşlerinde başarı sağlamış “Stafchonovistler1 le çarpışan takım’1 ü— yeleri,işletmede çalışanr bir yılın sonunda %I00 oranında yardıma hak kazanırlar. Buna karşılık disiplin cezasına çarptırılmış işçi ler, para yardımından yararlanabilmek için sigorta’da altı aylık bir süre geçirmek zorundadırlar. Sendikasız işçiler, normal olarft rak yapılmakta olan yardımın genel olarak yarısını aşmayan bir yardıma hak kazanırlar”,

Sovyetler üirliği’nde sosyal güvenlik, kapitalist iilkelerd dan oldukça farklı bir şekilde uygulanmaktadır. Hem şekilde fark! lılık, hem de amaçta varolan farklılık sosyalist üretim biçiminde den kaynaklanmaktadır. (Selvi, 1967,3.2^-25)

. 2.-3-3) AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’NDE g 08 YAL GÜVENLİK UYGULAMALARI:

ABD’de uzun süre öüvenlik kavramı gelişmemiştir, i aka t **” 1929 mali bukranı sırasında devletler işsizlerin ihtiyacını karşı layabılmek için, mali kaynaklarını sonuna kadar zorlamışlardır, ook geçmeden, bütün genişliğiyle ortaya çıkan sosyal ve ekonomik sorunları çözmek içm bölgesel olanakların yetersiz olduğu anla­şılmıştır. bunun üzerine, federal kukümer işe karışmış ve ^aşkan koosevilt tararından düzenlenen toplumsal politika anlayışı içer­sinde büyük bavmdırlık çalışmalarına girmiştir.

l.ıhayet 19 i5 yılında ilk olarak işsizlik sigortası sağlavet yan Toplumsal Güvenlik Yasası yürürlüğe girmiştir. Amerikan işsiz lik sigortası federal Uovlet sistemine dayanır, ianr her devletin kendi işsızliK sigortası vardır. Bu durum, Amerikan teşkilatının özelliğidir. Konfederasyona üye devletlefcinkanun vapma konusunda geniş bir bağımsızlığı vardır. Federal Hükümet, bütün devletler tarafmdanuygulanacak zorunlu bir sigorta sistemi kuramamıştır.

Federal Devlet, toplumsal sigorta konusunda belirtilen ilk kelere uygun bir toplumsal güvenlik kanunu yürürlüğe koyacak olan devletlere para vardımı yapacağını belirtmekle yetinmiş tir.Buna k karşılık Federal Hükümete özel vergiler koyma vetkisi tanımaştır. Federal Hükümet üva devletlere görüşlerini ancak bir çeşit mali baskı ile kabul ettirebilmiştir.

Amerikan toplumsal güvenlik sisteminin özelliği, en az ge-f çim için gerekli verdimin sağlanması değil, eski yaşama düzeyine en vakm bir vardımı sağlamaktır. Yardımın herkes için eşit, beü lirli bir tutarı yoktur. İşsizlikten hemen önce alınmakta olan üc retle orantılı olarak hesaplanır. Bu’ oran haftalık ücretin %50’si dir. Çeşitli derneklerde 20 ile lOarasmda değişen vardımmtutarı aile yükü gözönünde tutularak 48 dolara kadar çıkartılabilir.Bir hafta süre ile işsiz kalanlar bu yardımdan vararlanabilirler.Yar­dım, genel olarak 20 hafta sürer. 26 haftaya da uzatılabilir. Mes lek kusuru viizünden işsiz kalmış olanlar, kendisine bulunan işi b beğenmeyen sigortalılar, toplu is anlaşmazlığı sonucu işsiz kal­mış olanlar vardımdan yararlanamazlar.

İşsizlik sigortasının mali kavnaklarını işletmeler sağlar. Mentiler hesaplanırken ücretler, sözkonusu işletmelerin içinde bulunduğu meslek bölümü ve 0 devlette vapılmaktaolan vardımm tü­teri gözönünde bulundurulur. İşverenlere, işsizlik sigortası için ödedikleri ödentilerin udO’mı Federal vergiden düşme vetkisi ta­nınmıştır. Federal, vergi, dört’ten fazla ücretli çalıştıran işve­renlerden alınmaz. Federal verginintutarı, ücret toplamlarının

‘üne eşittir. Ote vandan devletlerden çoğu bu son vıllar bovune ca \-ergi tutarından indirmeler vararak işverenlerin işsizliğin ön lenmesi konusu ile ilgilenmelerinin sağlanmasına çalışmışlardır.

Yaşlılık sigortasının temelinde de ekonomik anlatış 1.ar ta­tar. Yani ABD’nin kapitalist sistem bu sigorta’nın da temelinde bulunmaktadır. Bu sigorta da ekonomik ölçülerle cözümlenmove çalı şılir.

yaşlanmaya yüz tutmuş işçilerin gençlerden daha çok güçlüklerle karşılaştıklarını denemeler bize göstermektedir.Demek oluyor ki yaşlılık da sürekli bir işsizlik doğurmaktadır. üstelik istatisti- tiklere göre yaşlı nüfus her geçen gün genç nüfustan daha da art maktadır. Çeşitli devletlerde kurulan bu sigortalar son yıllarda bir ulusal sigorta içinde birleştirilmişt r. Bağımsız İŞÇİ v® üc­retlilerin çoğunun ödenekleri, Federal yaşlılık sigortası tarafın dan sağlanmaktadır. Ödentiler maliye organları tarafından toplaa-a. nır. ABD’de uygulanan sisteme göre çalışan kişiler kendilerinin v ve ailelerinin geçimini sağlayabilirler. Ancak işsizlik ve yaşlı­lık sonucu çalışamama durumlarında, insanları koruma tedbirleri almak yerinde olur, işsizliğin gerektirdiği malî varıdımlarm ya­pılması toplumsal güçlere düşer. Bu yükün bir parçası da işletme­lere aktarılarak, işletmelerin, işçilerine gelişigüzel yen vermel lerinin önüne geçilir. İşsizlik sigortası için ödenen ödentilerin federal vergiden düşürülmesi devletin koruyucu tedbirleri destek lediğini gösterir.

Hastalık da işsizlik ve yaşlılık gibi , gelri kaynakları» nm uzun bir süre için kesilmesi sonucunu doğurabilir. Yönekici- ler bunu da gözden uzak tutmamışlardır. Ancak bu güne kadar toplu bir hastalık sigortası kurma yoluna gidilmemiş, sağlık hizmetleri ile anaların ve çocukların korunması kanunları, genel sağlık po-i litikası içinde ele almar akgeliş tir ilmiş t ir. Federal hükümet, hastahane ve senatoryumlarm yapılması için devletlere büyük krem­diler sağlamıştır.(Selvi, I969»s.                                 16-19).

ABD’de toplumsal güvenlik ve yoksulluk kültürü üzerine bs« car levis’de şunları yazmaktadır;

…ancak Geniş toplumdaki birtakım işbirlikleri ve bazı kuruluşlara katılmalar, yoksulluk kültürünü ortadan kaldırmaz. İnsanları yarı aç yarı tok yasatan yandım sistemlerinde esas yoksulluk ve umutsuzluk kültürünün ortadan kaldırılacağı ya da a— zaltılacağı yerde devam ettirilir. (,Lewis, 1966, u-iriş s.nlll.)

vine Levis avnı yapıtın başka bir yerinde de şunları vaz- maktadır^ Lewis belgesel bir roman olan bu yapıtta olayları baş­kalarına anlattirmiş tır) :

…Bana kalırsa (Erasmo) Porto Riko için en ivisi birle­şi’: devletlerin eyaleti olmak.(Porto Riko,ABD’nin sömürgesi konu­munda bulunmaktadır^ . 0 zaman voksul halkın da bir sürü hakkı o— lacak.Amerikada pek çok şey öğrendim. Bvalet nedir? İşsizlik pri mi nedir0 Sosval sigorta nedir’. Dana bir çok şey. urneğin 6 ay çalışıp, 500 dolardan fazla kazanmışsam, ondan sonra issiz de kal-s san sigorta sana bir vıl süreyle 4ü dolar veriyor, rorto Riko1 da haftada 8dolar bile kazansan işsiz kaldın mı hapı yuttun demektir Yanma işvereni , sürüyle de tanık alıp kapı kapı dolaşman gerek. Sonuçta vere vere verdikleri de ayda ıç dolar. 0 da sadece 4 uy— için, sonra bak basının çaresine.vLewis,1966,s.x04)

Bu ülkedeki ilk sosyal gavenlik temelleri, 1881 yılında sosyal zararlarıh karşılanması prensibi ile başlamıştır.I883 yılında hastalık, 1884’de iş kazaları ,1889 ‘da malüliyet-ihti- yarlık, 19H4deölüm sigortası ve memurların sigortası, 1927’ de işsizlik sigortaları kurulmuştur. Bunlara 19641 den itibarenaile yardımları eklenmiştir.

Sistem, son yıllara kadar devam eden değişikliklerle mo- dernize edilmiş, bazı serbest çalışanlar dışında bütün toplumu kapsar hale getirilmiştir.

oosyal güvenliğin branşı, uluslararası normlara uygun şe­kilde tatbik edilmiştir.

2-3-5)HOLLANDA’DA bOSYAL GÜVENLİK:

İlk sosyal güvenlik mevzuatı I90Itarihini taşımakta olup, işkazaları sigortasını iİğrendirmektedir. Tehlikeli işlerden baş­la vanuygu lam a, bugün tarım dalıil olmak üzere her türlü kazayıkape sar hale getirilmiştir.

Birinci dünya savaşından sonra maluliyet, ihtiyarlık, ölüm ve hastalık sigortaları yürürlüğe girmiştir. Ancak bu branşlar ge liri muayyen bir miktarı aşmayanlara uygulanıyor, diğeri özel sig gortalarla bu tehlikelerekarşi korunuyorlardı.

İkinci dünya savaşını takiben OİTTm 102 sayılı normlara uygun dokuz bronş konularak işlemesi sağlanmıştır.

Halen ihtiyarlık, ölüm, işkazaları ve meslek hastalıkları, maluliyet, hastalık, aile yardım sigortaları bütün toplumu kapsa­maktadır.

NORDİK ÜLKELERDE SOSYAL GÜVENLİK (NORVEÇ- İSVEÇ- DANİMARKA

Sosyal güvenliğin yaygın ve etkin olduğu1 ülkeler olup, uz« un bir tarihçeye sahiptirler. Halen, devlet 6 5yaşmda bütün vat» tandaşlara aylık bağlamaktadır*

Bütün branşlar, en etkin ve ileri normlarla uygulanmakta^*

dır

2-3-7 : Uluslararası sosyal güvenlik sozleşmeleii :

1957 yılında Ro ma anlaşmasıyla Avrupa EkonomikTopluluğunun temelinin atılması, senmaye mal akımı ile beraber emek akımı ger­çekleş ti . Ehı ek, siyasi sınırları aşarak yabancı ülkelerinüretim ha­yatına katılmıştır. Özellikle kalkınmakta olan ülkelerden kalkın— m ş ülkelere doğru yabancı işçilerin gidip çalışması, Uluslararae sı Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinin yapılmasına sebebiyet vermişti t ir.

Amaç ayrı ayrı ülkelerde çalışmış bulunan işçilerih Sosyal Güvenliğinde bir devamlılık sağlamak, çeşitli ülkelerde yatırıl­mış sigorta primlerinin birleştirilmesi yolu ile işçiye ihtiyacı o lan garantileri sağlamaktır.

19^0 vılmdan sonra çoğunlukla Batı Avrupa Ülkelerinde iş-ş çi göndermeğe başlıyan Türkiye, ikili anlaşmalar yoluyla yurt dışındaki Türk işçilerinin Sosyal Güvenlik haklarını teminat altı na almak istemiştir. Bu yüzden İngiltere, Hollanda, Belçika, Avus turva, Federal Almanya, Fransa ve İsviçre ile avrı avrı Sosyal Gü v^nlik sözleşmeleri imzalanmıştır. Bu vedi ülkeden beşi imzalanan çalışmaları imzalamış (onaylamış), Fransa ile İsviçre ise gereken onayı yanamadıklarmdan ötürü bu ülkelerdeki Türk işçilerinin Sos ve 1 Güvenlik Sözleşmelerinin getirdikleri haklardan yararlanmala­rı halen mümkün olamamıştır.

Genellikle sağlık,malülliyet veşraşlılık konularını kapsa- vnn sosyal güvenlik sözleşmelerine göre, İşçiler sağlık ve malüll livet hallerinde kanunların yabancı olmayan işçiler için öngör­düğü haklar dan istifade edebilmektedirler.

Yaslılık konusunda ise yaşlılık süresinin bir kısmı kendi memleketinde bir kısmını da sosyal güvenlik sözleşmesinin imza­landığı ülkelerden birinde çalışarak dolduran işçinin çalıştığı sigortalı vıllar tonlanmakta her ülke kendisine isabet eden sü- ravi taahütetmektedir. işçinin yaşlılık süresinin bütütıünü yabane cı ülkelerde çalışarak geçirdiği hallerde de yabancı ülke, işçi­nin yaşlılık sigortası sorumluluğunu tek beş ma karşılamaktadır.

( Çubuk, 19 R ğ, s . I80<)| .

Öte yandan gelirim el sanatların!da yalnız emek faktörü ne davanması nedeniyle çalışanların birinin üretimden düşmesi sonucunda ailenin geliri düşmekteydi. Bu da ailenin geçimini – zor laş tırmaktaydı.

Tüm bunlara karşın doğal sosyal güvenlik düzeni tarımda olduğu gibi yaşantının devamını sağlıyabiliyordu. Çünkü geniş e ile tininin egemen olması nedeniyle üretimden düşen bireyin ye rini bir başkası alıyordu.

Meslek Kuruluşları İdinde Yardımlaşma:

Slsanatlarmda çalışanların sosyal risklere karşı güveni liğinin az oluşu nedeniyle üretim birimleri meslek kuruluşları (loncalar) halinde birleşme yoluna gitmişlerdir. Bu örgütleşme» nin tek nedeni el sanatlarında sosyal risklere karşı güvenliği ğin az oluşu değildir. Organik dayanışma tipinin hakim olması ü- retim birimlerinin aynı merkezde bulunması vb. nedenlerle örgüt­lenme yoluna gidilmiştir. Bu meslekî birlikler çok geniş bir ör güt sel yapıva ve yetkiye sahiptiler. Plammadda ve iş günününsağ- lanması fiyatların belirlenmesi ve hatta tüketimleri bakımından üyeler, bu meslekî kuruluşlara bağlıydılar. Bu meslekî kuruluş­lar yardımlaşma sandıkları kurmuşlardır. Bunlara “Orta sandığı” ya da “Teavün sandığı” denilmekteydi. Bu sandıkların kuruluşunu bu günkü anlamda resmî otorite örgütlememiştir. Bu sandıkları mesleki kuruluşun başkanı yönetirdi.

Bu sandıklarca karşılanan risklerin kapsamı oldukça ge­nişti. tek koşul muhtaç olma durumuydu. Hastalanan üyelere,yaş­lanarak üretimden düşen ustalara, Hastalık yada kaza sonucu ça­lışamayacak durumda olanlara , muhtaç duruma düşmüş ailelere,fa kir durumda olan bir ailenin ferdinin ölümünde sosyal seviyee sine uvgun olarak cenaze törenleri düzenler ve giderlerini san­dıktan karşılardı. Ayrıca durumu ivi olmayan esnafa faiz karşılı ğı para da verirdi.

Bu sandıkların geliri üyelerin aidatlarandan, yapılan ba­ğış Vardan ve çıraklıktan kalfa ve ustalığa geçişte ödenen harçS- landan oPusmaktaydı.Daha sonra sanayi devriminin hızlanması baş ka deyişle üretim araçlarının gelişimi sonucunda üretim ilişki Leri de değişmeve başlamıştır. Feodalizmin üretim örgütlenmesi kapitalist üretim biçiminin gelişmesiyle lonca sistemi de çökmüş yerini fabrikalar almaya başlamıştır. Osmanlı ise belli bir nok’fe tadan sonra Avrupa’nın gerisinde kalmış onun rekabet gücüne da­yanamamış ve bir tüketim pazarı haline dönüşmüştür.

Sosyal Yardımlar:

Osmanlı’da sosyal yardımlar daha çok dinsel kural ve ge­leneklere dayandırılmıştı. Örneğin İslam dininin gerektirdiği zekât, fitre, adaklar, kurban ve kefaretlerle diğer bağış ve sa Pakalar seklinde dar gelirliler ve muhtaçlara yapılan yardıular gelirin yüksek düzeyden alt düzeylere doğru yeniden dağılımını sağlıvordu. Bu yardımlar varlıklı sınıfın kişisel olarak yaptığı vardımlardı.

Hu sosyal yardımlarla ilgili bir takım örgütler kurulmuş­tu. Bunların en önemlileri vakıflardı.”Avarız”ve”müessesat-ı hay

riye1‘ ad.ru taşıyan vakıflar bir tür sosyal yardım kurumlandır lar, Bu1 kuruluşlar dinin etkisiyle kurulmuş, köprü, mescit, kü­tüphane vb. kamu ihtiyaçlarını karşılamakta ve muhtaçlara yar­dım yapmaktaydılar.

Ayrıca Osmanlı’nin son dönemlerinde sosyal yardımla ilgi–. li dolaylı veya dolaysız kurum ve kuruluşlar oluşturulmuştur. “Darulacaze” , “Daruleyfamlar•’, “Kızılay” v.b. gibiyapılanmalarla muhtaç durumda olanlara yardım amaçlamıştır*

oonuç olarak OsmanlInın feodal üretim tarzına sahip olma­sı, bunun yanında batıdan ayrı olarak teokratik bir yanının da -• olması g-bbi nedenlerle toplumsal dayanışma çok üst düzeydeidi. So layisıyla resmi olarak insanların sosyal güvenliğinin sağlanma­sından çok doğal güvenlik izliyordu.

Osmanlı*da Sosval Mevzuat ve Önlemleri:

OsmanSrı’da işçilerin korunmasiyla ilğili önlemler çok sı­nırlıdır. Bunun çok nedenleri vardır. Her şeyden önce Osmanlı fe odalizmini tasviye edip kapitalizme geçmekte gecikmiştir. Bunun sonucunda batının fabrika üretimine karşın el sanatlarırekabete davanamamış Osmanlı devleti bir pazar haline gelmiştir. Dolayısı ile burada bir işçi sınıfı oluşmamıştır. Bu nedenle bu konuya so rumluluklar i lgili-duymamış lar dır . (Didik, 1972.

badece maden sektörü için 1865’te Dilaver Paşa nizamname» si ile I86b da Maadin nizamnamesi çıkarılmıştır, Dilaver Paşani— zamnamesinin Ereğli kömür bölgesiyle sınırlı idi. Amaç, çalışma koşullarım düzeltmekten çok, üretimi arttırmaktı. Bu üretimi , arttırmakiçindir ki işçi lehine birtakım maddeler getirilmiştir. Ve hatta işletmeciler, çok ufak olan bu kurallara, düzenlemelere bile uymaktan kaçınmışlardır.

Maadin nizamnamesi, Dilaver Paşa nizamnamesine göre önemi li sayılabilecek yenilikler getirmiştir.Bu nizamnameye göre zorla çalıştırma sistemine son verilmiştir. Iş kazalarına karşı koruyucuve önleyici önlemler, madenlerde ilaç ve doktor bulundu­rulmasını zorunlu kılmıştır, Nizamnameye göre iş sırasında kaza* ya uğravan isçilere va da bunların ölümü halinde ailelere tazmi nat ödenmesi, kazanın izinin kötü yönden doğmuş olması halinde işverenlerin avrıca para cezası ödemeleri gerekmekteydi.Kazanm doğmasında işçinin kusur riurumunagöre işverenin sorumluluğunu a- zaltmak v.b. maddeler yoktu. Bu da F.Berker ve     Sövmen tara­

fından Maadin nizamnamesinin kusursuz sorumluluk ilkesini benim- sememişoIduğunu vurgulamaktadır,

1877’de Mecelle çıkarilmiş tır.İşçi yararına hiç bir hü­küm yoktur.Bu kanunda işçi—işveren tamamen birevcil liberal esas J_ara bağlanılmış t ır. Bövlece de çökmekte olan lonca sistemi hu­kuksal yönden de sürecini tamamlamış oluyordu. Daha sonra I9O8 tarihli anavasa ile de meslek faaliyetlerinin serbestçe yürütül­mesi ilkesi benimsenmiş oluyordu.

Avrupa, doğal siireç içinde feodali zmdan kapitalizme geçi şi yaşarken OsmanlI’lar bu çizgiyi izleyememiş, loncaların da-; ğılması sonrasında Avrupa’nın açık bir pazarı haline gelmiştir. Şiinkü fabrika üretiminin rekoltesine dayanamamıştır. Bu etken­ler bir emek arzı oluşturmasına karşın bağımlı ekonominin olma­

sı yatırım olayının gerçekleşmemesi sonucunda emek talebi söz konusu olmamaştır. Bu durumda emek sahiplerinikoruyacak nitelik­te resmî otorite tarafından hiç bir önlem alınmamıştır*

Ote yandah işçi sınıfının gelişmiş bir nicel ve nitel yağ pıya sahip olamaması nedeniyle kendi haklarını isteyebileeek şe k’İde bir baskı unsurunu oluşturamamıştır. Gerçi bu dönemde bir takım sendikalar kurulmuş ve hatta 1908’debir çok grev olmasına karşın pek. etkili olamamışlardır» VeI909 yılında da “Ta t il-i Eş — gal”‘ kanunu çıkarılarak kamu hizmeti gören kuruluşlarda sendika lar kapatılmış ve yenilerinin kuruluşu yasaklanmıştır.

Sosyal güvenlik alanında yukaridaki önlemlerin dışında özellikle askerler ve memurlarda sınıflı bazı işyerinde çalışanl- larm belirli riskleri karşı korunması amacıyla resmi ve ya ö- zel bir takım emeklilik ve yardımlaşma , kamu kuruluşları kurul muş tur.Bunlardan ilki 1866 yılında kurulmuş askeri tekaüt sandı :;ı i di^bazı kaynaklar bu sandığı çağdaş anlamda sosyal güvenliği ğin ilk uygulaması olarak vurgulamaktadırlar. DİE. 1983 İstatis tik yıllığı) Bunu 1881’de sivil memurlar için kurulmuş emekli s sandığı izlemiştir, (fürkive İstatistik Yıllığı, 1985)

Cumnuriyetin ilânından önce, ilk yasa, Zonguldak ve Ereği li Havza-ri Fehmiyesinde mevcut Kömür tozlarının amele menfaati u uıumiyesin- e fürühtuna dair X92l tarihliIX4 sayılı yasadır.

İkinci yasa, ureğli Huvza-i Fehmiyesi, maden amelesinin hukukuna mütealit X92l tarih ve!5I sarılı yasadır. Bununla çalış ma şartları düzenlenmekte, ihtiyat ve tevaün oandığı adıyla yar­dımlaşma sandıkları kurulmakta ve banların amele içinde birleşti aiTmesi öngörülmüştür.

Amele Birliği günümüze kadar çalışmalarını ve bölgesel sempatisini devam ettiregelmiştir.

Cumhuriyet_Dönemi :

UXu- önder Atatürk,”Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimse sidir.” diyerek iıimaveye muhtaç vatandaşları bu rejimin nimave edeceğini en güzel bir vurgulamış t ır(Ünver, I98I,s.I—-10)

Anayasanın k8. maddesi kuralına göre:” Herkes, sosyal gü­venlik nai-CKind sahiptir.Buhakkı sağlamak için sosyal sigortalar ve sosval vardım teşkilatı kurmak devletin ödevlerindendir.”

Bu suretle Anayasamıza göre Türkiye’de (Birleşmiş Milletler) in­san hakları beyannamesi anlamında cins, ırk, hatta tabiyyet gö­zetilmeksizin herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olması ve bu haktan yararlanması Anayasanın emirlerinden biridir.

Sosyal Güvenlik hakkının muhtevasi tabiatiyle insan halci ları beyannamesindeki ve Anayasamızdaki anlamından çok geniştir. Ve kısaca: Millitlerarası normlara göre herkese asgari bir yaşa­yış seviyesi ve hastalık, dul,yetimlik, yaşlılık, hatta işsizlik ve ferdin iradesi(yani kendi kusuru) dışında husule gelen her türlü tehlikeye karşı güvenliğinin sağlanmasıdır, Bu bakımdan sosyal güvenlik hakkı, sosyal yardım konularını da kapsamaktadır. Mi biz burada kendimizi sosyal sigortalarla sınırlandıracağız. (Çubuk,1082,s.33)

Anayasa’raızın ferde tanıdığı sosyal güvenlik hakkı; ni­teliği bakımından ferdin devlete karşı yönelen sübjektif kamu> hakkı niteliğinde bir temel hakkxdar, ‘/e devlet içinde bu muhte­vanın sosyal güvenliğinin sağlanması için kaide olarak doğru­dan doğruya sosyal sgorta Teşkilatı kuracaktır., fakat yine dev­let gerektiğinde kendisi değil diğer kurumlara veya hatta fert lere bu tür gerçekleştirilmesi amacına yönelen objektif anlamda bir ödev ve kamu hizmetidir. Anayasanın bu kuralına göre; Devlet iertlerinsosyal güvenliği . sağlayıcı teşkilatları kurduravaktır. takat her iki halde de sosyal güvenlik kurumlarmın kurulması, curdurulması,gözetim ve denetimi devlet eliyle olacaktır.

^iğer bütün ülkelerde oluuğu gibi bizde de sosyal güvenlk hizmetleri ilk önce memur ve işçi kesimlerindeki sabit ücretli emekçilerden başlayarak geliştirilmeğe çalış ilmiş tır. Zira sos­yal güvenlik hizmetinin en öneinli vasıtası olan ‘sosyal sigorta” yeknesek bir prim sistemine dayanmaktadır.Teknesak prim ve temi­nat daha açık bir devimle,sigorıanıu kapsamına girecek kişilerde den aynı miktarda eşit pnim almabilmesiiçin bu kişilerin veya bunların teşkil ettikleri grupların vesati gelir seviyelerinin avnı olması ve bu gelirin de muntazaman prim Ödeyecek nitelikte (intiicasız; olması gereklidir .hunit e likt eki intilcasız sabit gele lir ise ancak her toplumua sosyal politixa açısından sabit gelir li denen memur, müstaudem ve işçi dediğimizücretli veya maaşlı olarak çalıdan emekçi gruplarının kazançlarında görülmektedir, ilkemizde sosyal güvenlik hizmeti, cumhuriyet devrinden önce kurulan ve çok sınırlı bir alanı kaplayan tekaüt ve yardim sandıkları vasıtasıyla yürütülüyordu.

uınhurivet dönetainde ilk önce memur kesiminde yapılan sta t ti İslahatı ile birlikte ve buna paralel olarak TC Emekli Sandı ğı kuruldu. Bu suretle kamu hizmetleri sektöründe çalışan memur! ların ve müstahdemlerin emeklilik haklarının sağlanması ve gelee çeklerinin teminat altına alınması görevi 5^3^ sayılı kanunla muhtelif tarııılerde yapılan bir çok değişikliklerle kapsamı ge«d niş letiidı.   sayılı emekli sandığı kanunu bu kurumun hem kus?

rmuş kanunu nem de ou günkü kamu personeli s tatüslinüdüzenleyen 657 sayılı devlet memurları kanunu kapsamına giren iştirakçi hac minin de bir milyona yaklaşacağı tahmin edilmekledir.

Toplumumuzun sosval güvenlik sisteminde TC bmekli Sandığ ğmdan başka, diğer önemli sosyal güvenlik müessesesi sosyal si gortalar kurumudur. Sosyal sigortalar kurumu ve bu kunumun uygu­ladığı 506 sayılı sosyal sigortalar kanunu sosyal sigortalardan faydalanan işçi ve işçi benzeri olan emekçileri kapsayan bir emekçi.olarak TC Emekli sandığından güvenlik hizmetinin karşıla­maktadır. cundan başka TC rtmekli Sandığının f onksiyonunun kapsa­mına giren kamu personelinin grup olarak büyüklüğü DPT raporları na göre 1969 yılında OI35T4 iken, xy70/71 döneminde 700.000 oldu ğu(dolavısile takriben) hesaplanmaktadır.Aynı planlama raporları na göre yakın bir gelecekte bu ıvurmuıı devlet personelinin sosyal güvenliklerine ıir9hn kuralları ±ntiva eden Dır sosyal sigorta kanuiiu^ui’.Bu’ sosyal güvenlik kurumu yönünden kapsamı dar olmak la beraber avrıca bu teşkilatın kapsamına giren memur statüsünde olanların kitle itibarivle genişlemesi de sınırlıdır. Mesela 3«

5 yıllık plân döneminde emekli sandığı kapsamına gireceklerin miktar itibarıyla bir milyona varacağı tahmin edilmektedir.

Halbuki sosyal sigortalar kurumu kapsamana girenler için tama- miyle başkadır. Zira sobyal sigortalar kapsamına girenlerinsa- yısı dolayisiyle kapsam bakımından genişleme sosyal politika yönünden yeni yatırım imkanları ve buna paralel olarak açılan yeni işyerinin sayısının artması ile orantılı olarak kısa süre li bir devrede büyük bir genişleme hızı kaydetmektedir. Nite­kim bundan birkaç vıl önce sigortalı işçi sayısı ikiyiizbin ci­varında iken bu miktar X969’da II67ÖII’e yükselmiştir» Ve yi­ne 3. plân döneminflHin sonuna kadar J milyona ulaşacağı tahmin e dilmektedir. Ülkemiz sosyal güvenlik düzeninde başlıca önemliiki büyük sosval sigorta kuruluşu yanında, banka ve sigorta şirketle rine ait özel sandıklarla Amele Birliği, Ordu yardımlaşma Sand dığı gibi kuruluşlarda vardır. Bununla beraber bu teşekküllerin büvükliikleri yönünden ülkemizde etkili sosyal güvenlik fonksiyo­nu ifaetmeleri beklenemez. Sosyal güvenlik hizmetlerinin sağlan ması bakımından çok küçük bir grubu kapsamaktadır. Ve hem de ma-! lî olanakları sınırlıdır. Esasen DPT tarafından yapılan bir ça-r lışmada bu kurumlarm kapsamına giren kişilerin 506 sayılı ka­nun kapsamına alınarak sosyal güvenliklerinin daha etkili bir bi cimde sağlanması da önerilmiştir.

Anavasa’mızın (TüğT An.) 48. maddesinin (Bugünkü (82) A- navasa’da 6o.madda) emrettiği kural karşısında sosyal güvenlik! 1 erinin sağlanması zorunlu olan diğer gruplar tarım işçileri ıJA esnaf ve küçük zanaatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlardı. Ta­rım işçilerinin devleain sosyal güvenlik sistemi (düzeni) içine alınmaları kişisel görüşümüze göre (Çubuk, 1982,s.33)» bu grup emekçilerin ilk önce çalışma ilişkilerinin(yanı ücret teminatlar nnın, çalışma koşullar ınmvb 2 ) bîr düzene konmasına bağlıdır. B’ da herşevden önce tarım iş kanununun çıkarılmasının gerektirmek tedir. Ancak bu grubun teşlcilatve statüleri kesin bir biçim al­dıktan sonra haklarında anavasanın 48.maddesi kuralının emrettiğ Tİ bir biçimde devletin sosyal güvenlik sistemini sokulmaları o- lanağı hazırlanmış olur.

Devletin sosyal güvenlik düzeni dışında kalan diğer iki grup esnaf ve zanaatkârlar ile bağımsız çalışanlardı. Her ülkede olduğu gibi, bizde de yeknesak ve mecburi bir prim esasına daya nan sosval sigorta teşkilatı kapsamında her iki grubun da top­lanması, bu sorunun kendine özgü bir esasa bağlanması yönünden çözümü kolav olmayan bir problemdi. Daha önceleri birinci Erim hükümetinin reformu çerçevesinde DPT’de toplanan ‘sosyal güven-! lik ve sosval refah hizmetleri özel ihtisas komisyonu” 1 nda da her iki meslek .grubunun sosyal güvenlik sorunu ele alınarak ince leme sonuçları raporla saptanmıştı. Bundan çok daha önceleri “Es naf ve zanaatkârlar sosyal sigortalar kanunu ve serbest meslek toplumsal güvenlik kanunu” teklif ve tasarıları TBMM’ne sunul­muştur. Sn sonunda 1479 savılı “esnaf ve zanaatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu kanunu ” 2.9. 1971 gününde kabul edilerek 14.9.1971 tarih ve J-39 56 sayılı resmî ga« zetede de yürürlüğe girdi.

I. Erim Hükümeti’nin reform programı çerçevesinde DPT’de coplanan “sosyal güvenlik ve sosyal refah hizmetleri”özel ihtie sas komisyonunda da her iki meslek grubunun sosyal güvenlik s o— runununçöznmü ele alınarak inceleme sonuçları raporla saptanmış—

Bundan çok daha önceleri “Esnaf ve sanatkârlar sosyal sigortalar kanunu” ve”Serbest Meslek Toplumsal Güvenlik Kanunu” teklif ve tasarıları TBMM*ne sunulmuştu. En sonunda 1479 sayılı “Esnafve sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalan Kuru mu ıvanunu’1 2.9.t97î gününde kabul edilerek 14.9.19 71 tarih \e 13956 sayılı resmî gazetede yayını ile yürürlüğe girdi.

:osval güvenlik kurumlarının birleştirilmesi ve yardım- hrarasınca kurumiararas1 bir istikrarın sağlanması yönünden ça­lışmalar sürdürülmektedir.

00syal güvenlik Bakanlığı i974 tarihinde kurulmuştur. Bu -.9 70’1 erin iIkyarısında yapılan en uüyük ve en önemli değişikii lik olarak kabul edilebilir. Bu’ süretle bu hareket sosyal güveni liğe verilen önemin de bir bakıma resmen tescili sayılmaktadır.

Sosyal güvenlik kurumlarının bir çatı altında birleş ti- r! İmesi fikri sürekli olarak işlenmekte olan bir fikirdir. Kalk-i kınma -olanlarında da bu konu sürekli olarak işlenmektedir. Türk insanının tamamının sosyal güvenliğinin sağlanması -\nayasa1 da hükümetlere verilen bir vazifenin de ifası anlamına gelecektir.

I, Çubuk, 19 8 2 , s . 30-3 5)

  • 2)Türkiye’ de sosyal güvenlik ve sosyal yardım kuruluş

larmın kısaca tanıtılması:

Sosyal Sigortalar Kurumu:

Türkiye’de sosyal sigortalar uygulaması, ilk olarak Z946 yılında 4-772 sayılı kanunla kurulan iş kazalarıyla, meslek has-% talıkları ile başTamış, 1951 yılında kurulan hastalık sigortala rı izlemiştir. Uzun dönemli bir sigorta kolu olan ihtiyarlık sig gortası çeşitli kanunlarla getirilen değişikliklerden sonra 1957 yılında kaldırılarak yerine uzun dönemler sosyal güvenlik yardıklarının tamamını kapsayan maluliyet, ihtiyarlık veelüm si— gortalan kurulmuştur.

Bu’ gün uygulanmakta olan 5°6 sayılı sosyal sigortalar ka­nunu 1/3^1965 tarihinde yürürlüğe girmiştir.Başlangıçta 10 ve da ha fazla kişi çalıştıran ve 3008 sayılı iş kanununa tabi iş yer! lerini 1952 yılından başlıyarak 50.000 ve daha fazla nüfuslu yer lerdeki 49 kişi çalıştıran işyerlerini de kapsayan sosyal sigor! ta uygulaması 506 sayılı kanunla değiş tirilmiş,asgari çalışan ki şi sansı tahdidi kaldırılarak kapsam büyük ölçüde genişletilme miş tir, Ancct«.r şehir ve kasabalarda belediye sınılan içinde ^ki­şiden,-bunlar m dışındaki yerlerde de 3kişiden az kişi çalış çıran ış yerleriyle ilgili uygulamanın gerekli sağlık ve diğer örgüt! lerin kurulmasından sonra başlatılması uygun görülmüşkür.

506 sayılı sosyal sigdrtalar kanunu, ondan önce sosyal gü venlik sistemini düzenleyen kanunlardan ayıran başlıca özellik, kapsamını genişlenmiş oluşudur. Daha önceleri yalnız 300S,5953 ve 6379 savılıkanunlarm kapsamına giren işyerlerinde çalışanla rın sigorta haklarından yararlanmasına karşılık bu kanunla, ka­nunda belirtilen istisnalar dışında, bir hizmet aktine dayanarak çalışanların tamamının sosyal sigorta haklarından rararlanması e öngörülmüş tür.Böylece kanun, otomatik sigortalanma düşüncesini d de gerçekleştirmiştir. Söyle ki çalışanlar işe alındıkları tarih ten itibarenkendiliginden sigortalı olmaktadır.Kapsam dışında ka lan kişiler şunlardır.

-Tarım işlerinde çalışanlar,

—Kendi nam ve hesabına çalışanlar,

-Kanunla kurulu emekli sandıklarından birine aidat ödemek­te olanlar,

Sosyal sigortalar kanunu, kanunda belirli şartlarla aşağı da sayılan sosval güvenlik haklarını gerçekleştirmektedir.

-Iş kazaları ile meslek hastalıkları sigortası

-lş kazası veya meslek hastalığı sonucu bedeni veya ruhî arızava uğrayan sigortalıya şu haklar tanınmaktadır.

-Sağlık vardım ve bakımı

-Protez araç ve gereçlerinin sağlanması,

Tedavi için gerekirse yurticinde başka bir yere veva yurt dışına gönderilmesi,

-0-eçici is görmezlik süresince günlük ödeme verilmiş sü­rekli iş görmezlik halinde gelin bağlanması,

Sigortalının ölümünde hak sahiplerine gelir bağlanması, -Cenaze masrafıkarşılığı verilmesi

31

* Hastalık sigortası: îş kazalarıyla meslek hastalıkları dışında hastalanan sigortalıya şu, hakları tanımaktadır;

-Sağlık yardım ve bakımı,

-Protez araç ve gereçlerin sağlanması,

-Tedavi için gerekirse vurt içinde başka bir yere gönde riB’.mesi,

-Geçici iş görmezlik süresince günlük ödenek verilmesi..

Sigortalının eşi ve geçindirmekle yükümlü olduğu çocukla rıvla ana ve babasının, gelir ve aylık alanların eş çocuk ve ana babalarının hastalıkları halinde sağlık yardım ve bakımın sağla lanması. Ayrıca sürekli işgörmezlik geliri, malûllük ve yaşlılık aylığı alanlarda hastalandıklarında sağlık yardımı yapılması,

  • Analık Sigortası: Sigortalı kadına veya sigortalı erke­ğin eşine analık halinde şu hakları tanımaktadır;

-Gebelik ve doğumda gerekli sağlık yardım ve bakamının s ağlanması,

-onzirme yardımı verilmesi,

Analık sebebiyle gerekirse yurt içinde başka bir yere gönderi İme si,

-Sigortalı kadına is göremediği günler için ödenek veril»

nesi ,

  • Malûllük Sigortası: Çalışma gücünü yitiren veya çalışafe- bilir durumda olmadığı tesbit edilen sigortalıya malûllük aylığı hakkını tanımaktadır.

«-aslilik Sigortası:Belirli bir sigortalılık süresini dol durmuş sigortalıya vaşlılık aylığı hakkını tanımaktadır. Çalıştığ ğı isten ayrılan ve yaşlılık veya malûllük aylığı bağlanmasına hak kazanmavan sigortalıya toptan ödeme yapılır.

«ölüm Sigortası: Sigortalının ölümü halinde hak sahipleri ne şu hakları tanımaktadır;

-Sigortalının eşine, çocuklarına, ana ve babasına aylık

bağlanması veya toptan ödeme yapılması.

-Cenaze masrafı karşılığı verilmesi.

BAĞ-KUR:

iğ Eylül 1971 tarih ve 139 5^ saplı resmî gazete de de va camlanarak yürürlüğe giren I‘‘>79 sayılı kanunla “Esnaf ve Sanat karlar ve diğer bağımsız çalışanlar sosyal sigortalar kurumu ” kısa adı ile “BAĞ-KUR Genel Müdürlüğü : kurulmuştur. 1.10.72’de Bakanlar kurulunun 12.6.1972 gün ve 7/ A- 532 savalı kararı ile bü­tün yurtta kademesiz olarak tüm hak ve yükümlülükleriyle uygu­lamağa girmiştir.

sosyal sigortalar kuruntunun kapsam dışında kalan bir iş verene bağlı olmadan, kendi adana ve hesabına çalışan, mesleğini sürdürebilmesi için kanunla kurulu bir meslek kuruluşuna girmesi zorunlu bulunan esnaf ve sanatkârlar, kollektif şirket, limited şirket ortakları, adî komandid şirketleri, komandite ve komandi­te ortakları, sermayesi paya bölünmüş komandit şirketlerin, Ko­mandite ortakları, donatma şirketleri ortakları, andnim şirketle rin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortaıcları BA( -KUR kapsamına girer.

1479 sayılı BAG—KUR kanunu 2229 sayılı kanunla değiştiril

miş tir.

2229 sayılı kanun 4.5.1979 gün ve 166 27 sayılı resmî- ga­zete de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu? kanuna göre ev kad dmları , yurt dışındaki Türk vatandaşlarının yanlarında bulunan ve herhangi bir işte çalışmayan eşleri Türkiye’de ikamet eden Türk asıllı yabancı uyruklular dahil belirli bir işi olmayanlar, “arım işi vapanlar da yazılı olarak başvurmak suretiyle isteğe – bağlı sigortalı olabilmektedir.

BAG—KUR ilgililere aşağıdaki sosyal güvenlik haklarını

sağlar:

^tMalüllük bigortası: Çalışma gücünün en az 2/ J’ ünü kaybe­den sigortalıya malûllük aylığı bağlanır.

se- Yaşlılık Sigortası; Yaşlılık sigortasından sağlanan haıc lar şunlardır:

-Belirli bir sigortalılık süresini doldurmuş sigortalıya vaşlılık avlığı bağlanması.

Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrılan fakat bu hizmet süresi aylık bağlanmasına yeterli olmayanlara ödedikleri primle rin toptan ödeme şeklinde verilmesi.

Sigortalının,yaşlılık veya malûllük aylığı almakta olanla ım ölümleri halinde cenazeyi kaldıran kişiye ödenen yardım.

Sosval sigortalar kurumu,BAG—KUR ve TC Emekli sandığı gife bi temel sosval güvenlik kuruluşları dışında ülkemizde bankalar sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret ve sanayi odaları ve fce borsaların kurduğu sosyal güvenlik kuruluşları da faaliyet göste termekt edir.

Iş ve İşçi Bulma Kurumu :

Çalışma Bakanlığına bağli bir kuruluştur. Görevi, iş ve işçi bulma çalışmalarını yurt içinde ve yurt dışında bir kamu hizmeti olarak düzenlemek ve yürütmektir.

Diğer Sosyal Yardım Kurumlan:

Ülkemizde hayır derneklerince yapılan sosyal yardım çalış maları genel sosyal güvenlik sistemi dışında kalan sosyal yardım faaliyetleri arasında ver almaktadır. Bu alanda çalışan başlıca dernekleri Kızılay, vocuk Esirgeme kurumu ve fardım sevenler derneğidir.

.A i:

Sosyal alanda en geniş yardım çalışmaları olan dernektir. 1363 yılında kurulan Kızılay, yurdumuzda meydana gelen çeşifli afet ve felaketlerde yapılan yardımlarda önemli görev almaktadır valışmavarı arasında sunnl organ yardımları, yoksullara, muhtaçi iara, göçmenlere, sakatlara, fakir öğrencilere yapılan yardımlar gençlik kampları, kan merkezleri, sağlık tesisleri,ilkyardım is- tasyaonları gibi kanunlar yer almaktadır.

Yardımseverler Derneği _:

Çeşitli sosyal vardım kurumlarında çalışan bir dernektir, -.uhtaç genç kızlara atöİyelerihde ücret karşılığı çalıştırmak yoluyla yardım eder. Ayrıca muhtaçlara belirli nakdî ve yiyecek giyecek gibi aynî yaruımlaraa bulunur.

Emekli Sandığıt

Esas amacı devlet memur ve hizmetlilerinin emeklilik haklarım gerçekleştirmek olan T& Bmekli Sandığımın 5434 sa­yalı kanuna göre ilgililere sağladığı haklar şunlardırı » Etaekli Aylığıs

Bglirli bir hizmet yılı süresini dolduranları, sandık ta– rafından ödenmesi taahüt edilen aylıktır.

«Görev Malüllüğü Aylığı s Görevi sırasında görevden doğan malûllük hallerinde malülliiğün derecesine göre kişiye bağlanan avlıktır. Görev malûllerinden, sayılan harp malûllerine, ayrıca harp malüllüğü zammı ödenir. Ve bazı ek yardımlar yapılır.

*Adî Malullük Aylığı: Bedenî veya zihnî bir arıza dolayı­sıyla, görevinden ayrılmak zorunda kalan enaz on yıl hizmet sür resini tamamlamamış olanlara bağlanan bir aylıktır.

  • Dul ve Yetim Aylığı: Hizmet süresi belirli bir yılı doldurmuş olanlardan ölenlerin, görevden doğan nedenlerle ölenle ri’n ve emekdi, adî malûllük veya görev malüllüğü aylığı almakta iken ölenlerin dul ve yetimlerine (karı koca çocuklar,ana ve bafe ba ) ödenen aylıktır.

stSmekli ikramiyesi: Emekliliğe sevk dolayısıyla kendileri ne ilk defa emeklilik, adî malûllük veya görev malüllüğü aylığı bağlananlardan hizmet süraleri belirli bir yılı doldurmuş olan­lardan ölenlerin dul ve yetimlerine görev aylıklarının belirli bin katı tutarında ödenen ikramiyedir.

»Ölüm Yardımı: Ölen emeklilerin dul ve yetimlerine veya sağlığında bildirdiği kişilere ödenen yardımdır.

■»Evlenme İkramiyesi:Evlenme nedeniyle avlığı kesilen dul ve yetimlere, bir defa için aldıklani dul ve yetim aylıklarının belirli bir katı tutarında ödenen ikramiyesidir.

*■ Toptan ödeme : Ölüm, emeklilik, yaş haddî, adî malûllük sicil gibi nedenlerle görevlerinden ayrılan ve hizmet süreleri avlık bağlanmasına yeterli olmavan kişilere ve bunların dul ve — yetimlerine yapılan ödemedir.

  • Kesenek ladesi: İstifa etme, açıkta kalma, cezai ve benzeri nedenlerle görevinden ayrılanlardan hizmet süresi: 5—10 vıl arası olanlara sandıkta birikmiş emekli keseneklerinden geri yev eriİm e s i dir.

Emeklisandığına bağlı kuruluşlarda çalışan görevlilerin doğum-ölüm yardımları ila çocuk zammını ve tedavi giderleri birne- nem kanunları düzenlenir£Ünver, 1981, s. ±-I0)

  • 3) SOSYAL GÜVENLİK KURULUŞLARI GENEL MÜDüRLuGÜNÜN AMAÇLARI VE ÖRGÜTSEL ŞEMASI

J-J-T: AMAÇLARI (GÖREVLERİ)

Sosyal güvenlik Kuruluşları Genel Müdürlüğü, Türkiye’de oosvai güvenlik politikasının uygulanmasını ve sosyal güvenliğin çelişmesiyle ilgili görev yapmak üzere çalışma ve sosyal güveni İlk nakanlığma bağlı olarak kurulmuş ve çalışmaların sürdür­mektedir» Bakanlıkça hazırlanan bir raporda bu genel inürünlüğün amaçları şöyle belirtilmektedir.

bakanlığımızın ana hizmet birimi olan Sosyal güvenlik ^.uer ruluşları genel Müdürlüğü hakanlığımıza bağlı kuruluşlardan sosvalsigortalar Kurumu genel Müdürlüğü ve Ereğli Kömür Havzası ■mele birliği biriktirme veYardımlaşma Sandığının, yaygınlaştı­rılmasını sağlamak, yasa düzenlemelerinde katkıda bulunmak, I darı ve mevzuat rle ilgili çalışmalar yapmakla görevlidir.

Genel Müdürlüğümüz Anayasa’mızm 62. maddesi uyaranca vurtdış mda çalışan v atandaşlarımızın sosyal güvenlik nakıaruıın sağlanması için sosyal güvenlik sözleşmeleri, idari anlaşmalar yapmak, bunların işlerliğini bağlamak ve uluslararası kuruluşla­rı ile sosyal güvenlik konularındaki çalışmalarını izlemek hu­suslar ıda görevleri arasındadır.

Bu genel görevlerin yasal dayanakları da belirtilmek sure tiyle tadat edilerek aşağıda açıklanmıştır.

a;Sosyal sigortalar Kurumu:

T-bü oçesiuin açıklanması ve onaylanması: 4792 sayılı sosyal sigortalar kurumu kanunun Il/A maddesi uyarınca kurumun yıllık bütçesi genel müdürlüğümüzce incelenip bakanlık makamı­nın onavım müteakiben yürürlüğe konulaı aktadır.

  • Bütçe Aktarmalarıyla ek veya dlağnüstü ödeneklerin onay lanması:4792 sayılı sosyal sigortalar kurumu kanunun Il/B madde­si uvarınca kurumun bütçesinde yıl içinde bölümler arasında ak-r tarma yapmak ek ve olağanüstü ödenek teklifleri Genel Müdtirlük-ş çe incelenin Bakanlık makamının onayını müteakiben yürürlüğe ko­nu İm ak t ad ir .
  • Bilanço ve netice hesapları hakkında yüksek denetleme kurulu ranorlarının incelenip görüş verilmesi: Başbakanlık yük­sek denetleme kurulu hakkında 24.6.1983 tarih ve 72 sayılı kanun hü’cmünde kararname hükümleri gereği sosyal sigortalar kuru munun yıllık bilanço ve netice hesapları yüksek denetleme kuru lıınca İncelenmektedir. 72> sayılı K*H.K.nın 30/3 maddesi gereği yüksek denetleme kurulu raporları genel müdürlükçe incelenerek belirlenecek, bakanlık görüşü Başbakanlığa sunulmaktadır.
  • Yönetmeliklerin onaylanarak Yürürlüğe konulması:Sosyal Sigortalar Kurumunun, kanun veya kararnameler gereği hazırla­nır ak, yönetim kurulununu tasvibinden geçen yönetmenlik taslakla? n ek veya değişiklikler genel müdürlüğümüzce incelenerek, Ba- kanlık makamına sunulmakta ,4792 sayılı kanunun Il/ü maddesige- reği onayını müteakiben (gerekli hallerde resmî gazetede ya­yınlanarak) ybriirlüe konulmaktadır.
  • Genel Kurul Toplantısı ve çalışmaları: 4-792 sayılı lcanu nun X2. 13. maddeleri gereği olarak sosyal sigortalar kurumu ge nel Kurulların her yıl yapacağı toplantılar ile ilgili işlemler

Genel Müdürlüğümüzce yürütülmektedir.

Genel kurullarda kurulan komisyonlara ilişkin raporlar Genel Müdürlükçe değerlendirilerek, gerekli görülen hususların uygulamaya konulması sağlanmaktadır,

  • Tüzük Çalışmaları: Sosyal Sigortalar Kanununda öngörüle len tüzük ile hükümler ve bu tüzüklere ek ve değişiklikler günün ihtiyaçlarına göre genel müdürlükçe hazırlanarak, Bakanlıkların görüşünü müteakiben Danıştayca incelenerek, Bakanlıklar- kuru­lu kararı ile vüriirlüğe konulmaktadır,
  •  Bakanlar Kurulu Kararları ile ilgili Çalışmalar: 4-792 sayılı ve 50b sayılı kanunlar gereği Bakanlar Kurulu kararının gerektiren konular hakkındaki kararname taslakları Genel Müdürl lüğümüzce hazılanarak Başbakanlığa sunulmaktadır,
  • Sosyal sigorta tehlike sınf” ve derecesine itiraz: 506 sayılı kanunun 75- maddesi uyarınca işr verenle:ın, işyerlerine ait Kurunca belirlenen tehlike sınıf ve dereeesine ait itirazlar 18,3 I98Itarih ve 8/2569 sayılı Bakanlar Kurulu1 Karan ile yürür lüğe konulan iş kazaları. Meslek Hastalıkları Prim Tarifesi üze­rinden incelenerek, bu konuda alman Mokam Onayı ile sonuçlandı? r1İm akt adır.

9)Topluluk Sigortası:

506sayılı Kanunun 86, 1512 sayılı Noterlik Kanunun 203,i1* II36 savılı Avukatlık Kanunun 191’nci maddeleri uyarınca toplu­luk sigortasının genel şartları Genel Müdürlüğümüzce incelenerek Makam Onayı ile yürürlüğe konulmaktadır.

  1. Asker±i işyerlerinin Denetimi:

Sosyal Sigortalar Mevzuatı yönünden Milli Savunma Bakanlı ğma bağlı askeri işyerlerinde çalışan ve işkazası, meslek hasta lığı geçiren işçilerinin dumanlarının incelenmesive bu iş yerle** rinin 1475 sayılı İş Kanunun 88.maddesi uyarınca denetlenmesi ve denetim raporlarının sağlanması,. Genel Müdürlüğümüzce yapılmakta dır.

  1. Sosyal sigorta lüksek oağlık Kurulu:

50o sayılı kanunum j.29, maddesine göre teşekkül ettiren sosyal sigorta lüksek oağlık ıvurulunun oluşturulması, yıllık ça­lışma raporlarının değerlendirilmesi vxenel – -üdür lüğümüze e yapıl m aktadır.

b;BAG—KUR Genel Müdürlüğü^

  1. Blitçe sinin Onaylanması: 1479 sayılı Bağ-Kur Kanunim 10- IO/a maddesi uyarınca Bağ-Kur’un yıllık bütçesi, Genel Müdürlü­ğümüzce incelenip, Bakanlık Makamlarının Onayı müteakiben yürür­lüğe konulmaktadır.
  2. Bütçe Aktarmaları İle Ek Ve ya Olağanüstü ödeneklerin Onavlanması:

1479 Sayılı Bağ—Kur Kanunun 10/b maddesi uyarınca Bağ— Kur’un Bütçesinde yıl içinde bölümler arasında aktarma yapmak ek ve olağan üstü ödenek teklifleri Genel Müdürlüğümüzce incelenip— Bakanlık Makamının Onayını müteakiben vururlüğe konulmaktadır.

3)Bilanço ve Netice Hesapları Fakında Yüksek Penetleme-

Kurulu Raporlarının incelenip Görüş verilmesi:

1479 savılı Kanunun I. Maddesinin son fıkrası 24.6.1983 tarih ve 72 sayılı Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Hakkında Kanun Hükmünde Kararneme hükümleri gereği Bağ—Kur ‘un yıllık Bil lanço ve Netice Hesapları Yüksek Denetleme Kurulunca İncelenmek­tedir .

72Sayılı K.H.K.nm otuz/J maddesi gereği Yüksek Denetleme Kurulu “Raporları Genel Müdürlüğümüzee incelenerek, belirlenecek Bakan!» lık rir;i:; Başbakanlığa sunulmaktadır.

Yönetmeliklerin Onavlanarak Yürürlüğe Konulması:

1779 Sayılı 2926 sayılı Kanunda ön görülen ve diğer ida*»- ri işlemleri düzenleyen yönetmelik taslakları ek ve değişikleri Genel Müdürlükçe incelenerek Bakanlık Makamına sunulmakta, 1^79 sayılı “anunun 10/c maddesi gereği onayını müteakiben (gerekli h hallerde Resmi Gazete’de yayımlavarak) yürürlüğe konulmaktadır.

5- Genel Kurul Toplantısı ve Çalışmaları:

177° sayılı Kanunun Değişik II-T2. maddeleri gereği Bağ- kur G«n”l v-“dürlüğünün (Kurulunun) üç yılda bir yapacağı toplan^ tıkr ile ilgili işlemler Genel Müdürlükçe yürütülmektedir.

Genel “urulda Kurulan Komisyonlara ilişkin raporlar Genel vDdürİHNümüzee değerlendir’lerek gerekli görülen hususların uygu lama vn konulması sağlanmaktadır.

i- Hakanlar Kurulu kararları ilgili Çalışmalar:

1770 Sayılı Kanunu ile 2G2S sayılı mrımda Kendi Adına ve Hesabına r-n lisanlar Bosval Fi gortalar Kanunu hiik! ‘m 1 er i n e göre ‘akanlar “urulu Kararı alınması gerektiren konular hakmdaki ka*» r er nem o taslakları Genel “* ’üdür lüğümüze e hazırlanarak Haşbakanlığ ra sunulmaktadır.

  • Konut ve Toplu İs veri “redi Limitlerinin Belirlenmesi:

1779 Sayılı Kanun değişik 16. maddesi uvarınca yürürlüğe konulan ^ağ-kur Üyelerine verilecek ‘onut ve Tonlu İşyeri Kredi! lerino İlişkin Yönetmeliğin II. maddesi uvarınca Kredi limitleri rene1 vödürlüğümüziin teklifi Bakanlık Makamının Unavı ile tesbit e diİm ektedir.

S— Cenaze Masrafları ‘arş ılığının Belirlenmesi:

1779 Sayılı Kanunun 77. maddesine göre Bağ-kur sigortalı Iarının ölüm; halinde ödenecek cenaze vardımı, Genel Müdürlüğümü zün tekli ^i “akanlık Makamının onan ile tesbit edilmektedir.

o ) Gre vli Kömür Havzası Amelebirliği Biriktirme ve ”’ardım 1a s m a Sandığı:

  1. B-‘itcenin Onaylanması:

Kreğli Kömür Havzası Amelebirliği Biriktirme ve Yardım­laşma Sandığı Yönetmeliğin 7/c maddesi uvarınca Sandığın yıllık süteesi Genel Müdürlüğümüzce incelenip Bakanlık Makamının onayı nı müteakiben vürürlüğe konulmaktadır.

  • Gayrımenkul Alımlarm İncelenip Müsada Verilmesi:

üg ili Kömür Havzası Amelebirliği Biriktirme ve iardımla laşma .-andığı “^önetmeliğinin 7,/b maddesi uyarına a andığın gayri­menkul alım ve satım kararları Genel ıM üdürlüğümüze e incelenerek :nVoniı^ Bakamının Onavını müteakip uygulanması sağlanmaktadır.

  • Yönetmeliklerin onaylanarak i ürürlüğe Konulması: reğli Kömür Havzası Amelebirliği Biriktirme ve »ardımia

İnsma Sandığı Yönetmeliğinin 7/ b maddesi uvarınca, Sandığın

mevzuatına ilişkin (yönetmelik taslakları ek veya değişiklikler) teklifler Genel Müdürlüğümüzce Bakanlık Makamına sunulmakta 0- naylanmasını ra- teakiben yürürlüğe konulmaktadır»

  • Bilanço- ve netice hesaplarının incelenmesi:

Ereğli kömür havzası Amele birliği Biriktirme ve yardım­laşma Sandığı Yönetmeliğinin 21* maddesi uyaranca Sandığın Bilan çO’ ve Netice hesapları Bakanlığınızca denetlenmektedir»

Her vıl yapılan denetimlere ait Teftiş Raporları ve teme- menniler Genel Müdürlüğümüzce değerlendirilerek gerekli çalış­malar yapılmaktadır,

  • MÜSTSkRK KONULAR:

T-Kamulaştırma:            Bağli kuruluşlarımızın istimlâklerine

ilişkin olarak teklifleri 4.11.1983 tarih ve 294-2 sayılı ivamuie laştırma Kanunun 6/9 maddesi uyarınca Genel Müdürlüğümüzün incel lenmesini müteakiben, ^akanlık Makamının Onayı ile kesinlik ka­zanmaktadır.

  • Vatandaş Dilek ve şikâyetleri:

vatandaşlarımızın bağli kuruluşlara ait işlemlerden, uy gulamalardan doğan uilek ve şikayetleri Genel Müdürlüğümüzce in celenerek, değerlendirilmekte ilgili kurumlara intikal ettiril lerek alınacak sonuçlar kendilerine bildirilmektedir.

  • Soyal Güvenlik Sözleşmeleri: Anayasa ’mızın 6 2.mad-d desi uyarınca yurt dışında çalışanvatandaşlarımızm sosyal güven ıik haklarınınkarunması, menfaatlerinin sağlanması için II ülke ile (Alraanva, ^elçika, Hoİlanda^İsveç, Norveç, Danimarka,İs­viçre, Avusturya, aransa, Libya ve K.A.T.Devleti ) Sosyal uliven-li- lik Sözleşmesi yapılmıştır.

u sö z leşme lerinq günün şartlarına göre revizyonuna i-i 1i şki n ek s d şle şmeler ve idari anlaşmalar yapılması,bunların uyğ gulamava konulması, özellikle İslam ülkelerinde çalışan işçiles? rimizin sosyal güvenlik haklarının sağlanması İçin bu ülkeler nezdinüe teknik düzeyde çalışmalar yapılması görevleri Genel Mü­dürlüğümüzce yapıİmaktadır.

^-Uluslararası kuruluşlarla olan ilişkiler:             Bakanlığı

mızın ve bağlı kuruluşlarımızın sosyal güvenlik hizmetleri ile ilgili olarak Avrupa Konseyi, Avrupa Ekonomik topluluğu, 1L0 (uluslararası Çalışma Teşkilat® ) ISSAlUluslararası Sosyal uüve yenlik kuruluşları Teşkilatı ) İle ilişkileri , çalışmalar,burs ve diğer konular Genel Müdürlüğümüzce yapılmaktadır.

  • İstatistik! Çalışmalar’:    Bağlı kuruluşlarımızın ça­

lışına alanlarına ilişkin istatistiki bilgi ve dökümanterler Şene 1 Müdürlüğümüzce düzenlenmektedir.

  • Başbakanlık, Bakanlık Talimatları,Denetirler:

Bakanlık Hizmetleri, Bağlı kuruluşlarımızın çalışma koft

nuları, taşra ( sağlık ve idari ) teşkilat! ile ilgili olarak Cu^nurbnşkanı,Başbakan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının tet kik veder.etim1 enine ilişkin raporlar talimatlar Genel Müdürlükçe do derlendirilerek Bakanlık Talimatı olarak bağlı kuruluşlarımla za intikal ettirilerek gerekli çalışmaların yapılması sağianmalc- t aüır.

konuda

  • Yatırımlar: Bağli kuruluşlarımızın yatırımları, bu v’rürlüğe konulan Bakanlar Kurulu Kararlarında belirti-!

len esaslar ve süre içinde hazırlanması Devlet Plânlama Teşki­latı Müsteşarlığına sunulmaktadır.

Bakanlar Kurulu Kararı ile Yürürlüğe konulan yatırım Proğramları yıl içinde takip edilerek çıkabilecek sorunların çözümlenmesine çalışılmaktadır.

  • Tebligatlar:   Sosval Sigortalar Kurumunun yurt dışında

1 t i vatandaşlardan olan alacakları için düzenlenen tebligatlar 720i sayılı Tebligat Kanunun 25. maddesi uyarınca Dışişleri Bakanlığı yurtdışı teşkilatı aracılığıyla çalışmalar yapılma maktadır

  • Sakatlara Hizmet Bürosu: Genel Müdürlüğümüz bünye­sinde kurulan sakatlara hizmet bürosu ile sakat vatandaşlarımız zm dilek,şikâyet ve iş talepleri incelenerek gerekli yardım ça lışmaları sürdürülmektedir.

Yukarıda açıklanmağa çalışılan Sosyal Güvenlik Kuruluşla rı Genel Müdürlüğünün amaçlarını şöJTe özetlemek mümkündür.

  1. Sosval güvenlik Politikasının gerçekleşmesi için gerek-4 li tedbirleri almak.
  2. Bakanlık ile bağlı kuruluşlar arasındaki ilişkileri dü zenlemek ve yürütmek.
  3. Sosyal sigorta fonlarının kuruluş amaçlarına uygun o- larak değerlindirilmesi için planlar yapmak.

^-Vatandaşların sosyal güvenlikle ilgili hak ve menfaat-! lerinin korunması ve geliştirilmesi için çaba sarfetmek .

  • Yabancı Ülkelerle yapılacak sosyal güvenlik sözleşmele ri için gerekli çalışma ve hazırlıkları yürütmek.
  • Bakanlıkça verilecek benzeri görevleri yapmak.

Sosyal Güvenlik Kuruluşları Genel Müdürlüğüne hitaben yeni ata»» nan bir müdürün, Genel Müdürlük personeline görev dağılımı ile statü ve rollere ilişkin olarak hazırladığı bir yazı aşağıda ay» nen verilmiştir.

“30»9.1985 Tarihli kararname ile vekaleten yürütmekte ol duyum sosval Güvenlik Kuruluşları Genel Müdürlüğü görevine asale ten atanmış bulunuyorum.

Yurt içi ve Yurtdışmdaki bütün Türk vatandaşlarının sos val .güvenlikleriyle ilgili olarak mevcut sosval güvenliği daha i yiye götürmek yolunda kanun, tüzük ve yönetmelik çalışmaları yap pan genel Müdürlüğümüzün önemli bir görevi gerçekleştirdiği malü munuzdur. Bu önemli görevin yapılmasında ise bütün personel bui» lunduğu göreve orantılı olarak sorumluluk taşımaktadır.

İıri bir görev ancak işin sevilmesi, çalışanlar arasında uvumlu bir ilişkinin bulunması karşılıklı savgı ve sevginin esas alınması ile ’mpılabilir.Bu itibarla herkesin birbirine karşı i yi nivetli olması, doğabilecek küçük anlaşmazlıkları iseahlirleri ne intikal ettirmeden hoş görü ile yorumlayıp kapatmaları, çalış ma hayatının gereğidir.

Günlük hayatımızın biivük bir bölümünü geçirdiğimiz İşye­rimizde Huzur ve sükunetin sağlanması kadar temiz ve intizamlı olmasında’da her birimize ayrı, ayrı görevler düşmektedir.

Bilindiği üzere bir kamu kuruluşu olan gelen Müdürlüğü»» miizde 657 sayılı devlet memurları Kanunu hükümleri uygulanmakta^ dır. Bu itibarla, bütün çalışanların tutum ve davranışları kanu» nungtMir hükümlerine uygun olmalıdır.Bu cümleden olmak üzere

X— Mesai saatlerine tam olarak uygulamalı, mesai saati»» nin başlangıcında ve devamında bütün personel görev yerinde bui» lunmalıdır.

  • Fazla mesai isteğe bağlı olduğu cihette kalma mecburi­yeti olmayan ücretli bir çalışma halidir. Ancak mesaiye kalan -pe personel mesai süresinde görev yerinde bulunmak zorundadır.
  • Görevlerin bekletilmeden ve titizlikle yerine getiril­mesi esasına göre, işler günü gününe yürütülmeli* görevlerin yap pılması sırasında yetki ve sorumluluk Hiyerarşisine kesinlikle u yalmalıdır.
  • Devlet memurunun Ksndiome has bir vakası ve cemiyet i cinde mümtaz bir yeri vardır. Bu nedenle memurun her türlü harek ket, davranış ve yönetmelikler hükümlerine uvgun olması gerekmek cedır.

3 Amir, mamur münasebetlerinde gerekli memuriveı adabına ıiayet edilmesi şartır. münasebetrerae Konuşma lisanına ve hitap şekline de dikkat gösterilmesi, ^1;{ıre ismi yada ünvanı ile hitap edilmesi gerekmektedir.

b Saatlik izin konusunda şube Müdürlerine yetki verilmiş tır. Ancak saatlik izni aşan durumlarda daire başkanları yetkili lir. Diğer taraftan her ne oürctid vö ner Kim -lursa olsun görev verini izinsiz terketmeyecektir*

  • Çalışan insanlarm’da misafirlerinin geleceği tabiidir. Ancak ziyaret oiıresmin Kısa tutulması şarttır. Diğer taraftan memurla r m

görev yerlerini terkedereik şubelerde bir araya gelmeleri ve soiri» bet etmeleri yasaktır.Ayrıca mesai saatleri dahilinde ek işleri— yapılmayacaktır.

  • ber konudaki müracaat ve şikayetlerde hiyerarşik sıra­ya kesinlikle uyulacaktır»
  • Caamiamız içersinde huzur sukun ve intizamın sağlanma-» ında her birim um ir i öncelikle itendi biriminden sorumludur.

Ayrıca memuriyet âdabına aykırı hareket edenleri uyarmaya ve ge­rektiğinde davranış sahibinin bağlı bulunduğu ünüte âmirine ilet meye yetkilidir»

aanun görevinin gerektirdiği itibar ve güven duygusunun sağlanmasına yönelik tüm tedbirlerin alınmasına ilgili âmirlerce azami gayret gösterilecek, mevzuata aykırı davranış, emir ve ta-± limatlara riayetsizlikle!1 ilginin gizli tezkire varakasında de— ğerlinairmeye tuoi tutulacak, gerekli cezai mueyide uygulanacak t ır »

  1. Genel -.üd ur lüğümüz gübe müdürlükleri ve daim başkanrlsr 1ıklan aşağıda gösterildiği şekilde tanzim edilmiştir» yazışma­larda memur, şef çb/ıd,fve Gn.rd.Yrd, tarafları açılacak niyer— arşik düzen bu sırayı taıcip edecektir».

Bilgilerinizi ve gereğinin buna göre yapılmasını rica e- cier, hepinize başarılar dilerim.

Zahit GÜN En CAN Genel Müdür

Genel Müdürlüğün yapısını şu şekilde şematize etmek m ümkündür«

G’enel nüdür

ı.Şube2.ş ub ej.Şubek.Şube
SSKBağ-‘c ur ÖzelK. id.İşi. ve Per.Y.Dış. Çal
D. Bs k,D. B s k.D.Bşk.D. Bs k.
Sb. Md.S.Md.Ş.Md.Ş.Md.
ŞefŞ efŞef5 . Md .
MemurlarMemurlarMemurlarŞ.Md.
  DaktilolarŞefler Memurlar
5. Ş ub e6.S ub e7.Şube8 . Ş ub e
İİBK Amebe biri.Sakatlar
D.Bsk.Mali İşlerD. Bsk.i>. Bşk.
Ş.Md.Ş.Md.S. Md.S.Md.
ŞefŞefŞefŞef
MemurlarMemurlarMemurlarMeurlar

oosya1 Güvenlik kuruluşları Genel Müdürlüğü’nde ^yukarı da da yazılı olan) bütün şubeler Genel müdürlüğe bağlı olarak görev yalamaktadırlar. Şubelr görüldüğü üzere daire başkanlıkla­rı, Şube müdürleri şef ve memurlardan oluşmaktadırlar. Üçüncü şubede daktilolar statüsü fazla iten, dördüncü şubede üç şube mü*} diirününvarlığı ile 3ve4. şube diğerlerden farklılaşmaktadır. An­cak bu durum 3 ve ‘4. şubeyi diğer şubelerden daha üstün bir iconu ma getirmemektedir.

Ayrıca her şube için ayrı bir Daire Başkanı bulunmamaktaki dır.örneğin, 1,2 ve 6? şubelerin daire başkanlıgnda bir kişi bu­lunmaktadır, iıne 3,4,5 ve8. şubelere- de bir aaıre başkanma bağlı bulunurken sadece ?. şubenin bir daire başkanı bulunmaktadır.

. 3-k) SOSYAL GÜVENLİK KURULUŞLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN A- MAÇLARINA YÖNELİK ÇALIŞMALARI

Sosyal Güvenlik Kuruluşlara Genel Müdürlüğü’ ne sorulan so­rulara yanıt olarak Genel Müdürlük Personalinden bir fotokopi a- lmmıştır. Bu fotokopide Türkiye’de sosyal güvenliğin durumu ve bu konuda alınmış olan tedbirler sıralanmaktadır. Söz konusu fotokopi aşağıya aynen alınmıştır.

SOSYAL GÜVENLİK

A)Durum:

T9 8k yılı sonu itibariyle aktif sigortalı olan 5*528.800 kişinin toplam istihdam edilen nlifüsa oranı ,1$1 dur;aktif si­gortalıların genel nüfusa oranı % XX,32’olmuş tur.

Tarımdakendi hesabına çalış anlarila, işçi olarak çalışanla rın sigortalanma uvgulaması olumlu sonuçlar vermiş tir. 198^+ yılmd da her iki gruptan 60.500 kişi sigortalı olmuştur. I985 yılında te bu rakamın 20n.000 civarında olması beklenmektedir.

Aktif sigortalıların bağımlıları, emekliler, malûller ve te bunların bakmak zorunda olduğu nüfus, dul ve yetimler artmış ve •i TOP’ı. vılmda 18.775.700 kişiyi bulmuştur. Aktif sigortalılarda d dahil edildiğinde sigortalanmış nüfusun toplam niifusaoranı ı987 vılmda ch ‘4^,16 olmuştur.

Sosval sigorta kuruluşlarının gelir-gider durumları dikkat te alınmaksızın getirilen sosyal haklar, uygulanan erken emekli-ü- likve erken emekliye derhal maaş bağlanması, emekli maaşlarında yapılan vükselmeler, avrıca sosyal sigorta kavramının dışında oA lan bazı sosval vnrdımlarm sigorta fonlarından ödenmesi, bu kuru luşları önemli finansman darboğazlarına itmiş bulunmaktadır.

1987vılı içinde sosyal sigortalar kururau’nda prim tahsil o oranı yaklaşık % 87 düzevine ulaşmıştır.Bağlcur da ise bu oran °/o6 5 gbi düşük bir değerde kalmıştır.

Finansman sistemi olarak her üç sosyal güvenlik (sosyal si gorta ) kurumunda “kapitalizasvon finansman sistemi” kanunî ola— rakvaz edilmişse de uvgulamada karma bir yol izlemektedir. Ge­nellikle klasmanların gelir oranlarının düşüklüğü fonları yıpra— tırhalo gelmiştir. Tablo 252’de de görüldüğü gibi plasmanlar genellikle bankalarda bulundurulmaktadır.

2926 savalı “tarım işçileri Sosyal Sigortalar Kanunu” ile 2^25 sayılı “Tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal si gortalar Kanunu”na ait bütün yönetmelikler yayınlanmış ve yürürlü ğe girmiştir. 9.11.19S4 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile 1.1 1985 tarihinden itibaren Ankara, Çankırı, Eskişehir, Kayseri, siv vasve Yozgat illeri de 2926 sayılı kanun kapsamına alınmıştır.

“alışma ve Sosval Güvenlik Bakanlığı’ nm teşkilat ve göne- r^’d^ri hokkanda 2176 savılı kanunla, Yurt Dışında Bulunan Türk “-‘■vdaslarının Yurt dışında geçen sürelerinin Sosval Güvenlikle? ri Bakımından Becrlendirilmesi hakkında Kanun (3201 Savılı Kanuık vp.vınlnnmıstır, Avrıcal779 Sayılı Bağ—Kur Kanunun bazı maddelerin ni de ğiş tirenÇlö 5 Sayılı Kanuflla Bağ-Kur üyelerine belirli şart­larda of edici, hükümler getirilmiştir.

506 Sayılı Sosval Sigortalar Kanunu ile 57 37 Sayılı TC E—

mekli Saıidiği Kanun bazı maddeleri değiştirilirak eşlerden ka­dının ölümü halinde geride kalan erkek eşe de emekli aylığı bağ4« lanması kabul edilmiştir.

Tablo:251 Sosyal Sigortalar Programlarının Kapsadığı Nüfus s«n( 1984 yılı sonu itibnriirla)

~î ^ (hin)

X-     TC.3MSKLÎ SANDIĞI TOPLAMI!İJ…………………. ?. 6.137,1

  1. Aktif’ Sigortalılar……………………….. 1.375*0
  2. Aylık alanlar (Bmekli*¥alül*-Dul»Yetimler),,       60,8
  3. Bağımlılar ( Aile fertleri)………………… 4.111,3

IX- SOSYAL SİGORTALAR KURUMU TOPLAMI (2)…………….. 11.699*4

  1. Aktif Sigortalılar………………………… 2.419*0
  2. Tarımda aktif sigortalılar (4 )………………… 5*0
  3.  Aylık alanlar^Smekli,ivialül, Dul, Yetimler)………………….. 901,8
  4. Bağımlılar( Aile fertleri)………………… 8.313,6

1X1—   Bağ—KurToplamı ( 3) …………………..  ……  5.910,1

İ— Aktif Sigortalılar………………………………… 1* 578,3

  •  Tarımda Aktif sigortalılar ( 4)..  …………………………………..  15*5
  • Aylık alanlar ySmekli^Malül, Dul, Yetimler)….. 216 ,3
  • Bağımlılar \Aile   fertleri)……………….. 4.019*5
  • ÖZEL SANDIKLAR TOPLAMI ………………………… 217,9

1- Aktif Sigortalılar               …………………….. 76*0

2 Aylık Alanlar(Emekli,Malül,DulyYetimler)……… 30*0

3 – Bağımlılar (Aile fertleri) …………………………. 111,9

  • SAĞLIK HİZMETLERİ BAKIMINDAN SOSYAL SİGORTALARIN KAPSAMI

( I T II 4 IV) ……………………………………  18.034,4

  • GENEL TOPLAM ………………………………..    24.004,5

Aktif Sigortalılar………………………………… .. 5.528,8

  • Aylık alanlar{Emekli,Malül,Dul,Yetimler)………. 1.819,4
  • Bağımlılar!Aile fertleri)

Kavnaklar: DPT

(1/ Bu savıya , madalya,vatanî hizmet tertibi,Kore aylığı aylığı alanlar ile 2022 sayılı Kanundan istifade edenler dahil edil­memiştir. ou gruba, prim esasına dayanmadan karşılıksız olarak sosval vardım niteliğinde avlık gelir bağlanmaktadır.

! 2; Bu sayıya, dış ülkelerde çalışan Türle işçilerinin aile fdrt leri olarak Kurumun sağlık yardımlarmdan yararlanan yaklaşık 2,5 milyon kişi dahil edilmemiştir.

^3/ Bağ-Kur üyelerine 1984 yılında sağlık hizmetleri sağlanama­maktadır.

\4)  2925 ve 2926 sayılı Kanunların uygulamalarına göre sigortala-

kis ilerdir.

Plasman AlanlarıTC Emekli s andığıSSKB ağ— KurÖzel sandıklar
Banka mevduatları Tahvil, Bonolar ve68,0130,0189,-36
Hisse senetleri ^avrı Menkuller10,0326, Ö-30,4045,40
(sabit Değerler;2,035, 232,3954,60
Krediler (x)17 ,791, 54
Borç verme Tahkim ve tecil17,96w  
olan alacaklo, 5u
iğer Plasmanlar1,984,h-06 ,31 
TOPLAM:100,00100.00100.00190.00

Kavnak:TC Emekli Sandığı, SSK, Bağ-Kur, verilerinden DPT’ce der­lenmiş tir.

Tablo

2 52-

sosyal Sigorta Kurumlanılın ( lyö4 yılı itibariyle)

Plasmanlarının Dağılımı (Yüzde)

(x) Konut, işyeri ve İşletme ve tesis kredileri

3203 Sayılı Kanunla Sosyal sigortalar Kurumunda prim tah silatını artırma ve gecikme zamlarını günün şartlarına uygun hale getirme esaslara belirlenmiştir.

5333 Sayılı T.C Emekli Sandığı Kanunununbir maddesini de­ğiştiren 3157 Sayılı Kanunlaişej köy,kasaba ve mahalle camilerin­de dernek, vakıf ve köy bütçelerinden ücret alarak çalışanların borçlanmamalarının tevsiki sağlanmıştır.

Yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarının sosyal güveni likleri ile ilgili olarak 4.9.1983 tarih ve 3043 Sayılı Kanunla hansa ile ek sözleşme onavianmış t ır. 4.9.1984 tarihinde 3044 Sa­yılı Kanunla Avubturya Cumhuriveti ile nihai protokol onavlan- mıs Feleral Almanya Cumhuriveti ile “Sosyal Güvenlik Sözleşmesi­nin” uvnlanmasi Bakanlar Kurulu Karar ıvla yürürlüğe konulmuş tur2 Danimarka Krallığı ile aktedilen 22.1.1984 tarihli “Sosval Güveni lik sözleşmesinin ” uvgulanma şekline dair anlaşma Bakanlar Ku­rulu Kararivla onavlnnmıştır.

b) TEDBİRLER :

  1. . .İm karşilğığı alınmadan sosval güvenlik kuruluşla­rından varılan sosyal güvenlik transfer harcamaları şeklindeki ödemelerin kaldırılması ve bu ödemelerin başka kavnakâardan vapıl ması için hazırlıklar tamamlanacaktır.
  2. Sosval güvenlik kuruluşlarının fonlarını olumsuz fonla? nnı olumsuz vönde etkileyerek emekli maaşlarının d^şük kalması na vol açan erken emeklilik uvgulaması değiştirilerek, Planda

öngörüldüğü şekilde kademeli olarak yükseltilmesi için çalış­malar sonuçlandırılacaktır.

  • Sosyal Sigorta Kurumlarınca sağlanan asgaıi sosyal Güvenlik hakları dışında , ilâve ilaklardan faydalanılmasmda özel sigortacılığın kullanılmasında gerekli çalışmalar Irog ram donemi içinde yapılacaktır.

l/Sosrral Sigorta kuruluşlarıma’ kavnakları ile orantı­lı olarak, verimli ve hızlı hizmot verebilmelerini temin etmek ü» zere reorganize edilmeleri sağlanacaktır.

  • Sürekli olarak değiş ikliklaıce uğraması sebebi ile izleme ve uygulamasında güçlüklerle karşılaşılan 5^3^- Sayılı T.C Emekli sandığı Kanunu’nun gelişen sosval güvenlik anlayışına uygun olaya rak düzenlemesi ve yenilenmesine yönelik çalışmalar 1986 yılı iş-e çersinde tamamlanacaktır.
  • Bütün sigorta iştirakçilerin, emekli, dul ve vetimlerin arşiv kavıtlarının bilgi-islem volu ile tutulması ve tam otomasyo na geçiş için ön çalışmalara başlanacaktır.

?)Tarım sektörüne sosval güvenlik sağlamak amacıyla yürür­lüğe konulan 2923 ve 2926 Savılı kanunla sağlanan sosyal sigorta haklarının tanıtılması ve yaygmlaştırılmasısağlanacaktır,

3) Prime esas kazançların ‘*A.lt-üst sınırları” farkı geniş le tilecek ve va urim tavanısigorta İmin isteği halinde aşılabilecek tir.Bu konudaki kanunidüzenlemeler ile ilgili çalışmalar Program döneminde sonuçlandırılacaktır.

^^336 Savılı Kanun’un geçici 29.maddesine tabi Banka ve Si gorta Şirketleri Sandıkları’nınhukukî durumu, görevleri ve idari şekilleri hakkında çalışmaları tamamlanacaktır.

19)çırakların sosyal güvenliği konusunda 2Uy8 Sayılıçırak- lık kanunu nda gerekli değişiklik yapılacaktır.

lı)uta ıoğu‘ ve İslam ilkelerinde Türk müteahhitleri ve ya yabancı müteahhitlerinin yanmdaçalışan işçilerimiz ile yanların^ da ve ya ülkemizde bulunan aile fertlerinınsosyal güvenliklerinin teminat altmaalmabilmesi için yeni bir anlavış ve yaklaşımla ! “Sosval Güvenlik Sözleşmesi” yapabilme vo1ları araştırılarak bu -k konuda gerekirse Sosval Sigorta Kanunları1nda gerekli düzenleme!* ler yapılacaktır.

3.5.ülkenin îhtîyacina cevap verip vepmemesî:

Türkiye’de Sosyal Güvenlik uygulamaları son yıllarda hızla

genişlemekle birlikte yine hızla artan nüfus ve büyüyen gereksin* nîmler karsısında oldukça v^tersiz kalmaktadır. Hu1 konuda bazı k« Revnaklarda su ifadeler ver almaktadır:

”Çalışma bir bakıma risk karşılığıdır. Çalışırken insan «a saklıhna de&er vermek, muhtemel hastalıklara karşı koruvucu ted­bir aİmak,çalış irken hastalanan insanlariçin de etkili teşhis ve tedavi vöntemlerini aravıp bulmak,zorunlu hale gelmiş,bu sebeple do Sosval Güvenlik Kurum ve Kuruluşları yaygın hale getirilmiştir iş kazaları ise insanın kendi kusuiları dışında maydana gelmekte, bezen ölümle bazen de sakatlıkla sonuçlanmaktadır,\İzüntü ile kavd detmek gerekirse Türkive iş kazaları bakımından dünyada maden i is kolunda birinci,insaat işkolunda ise ikinci sırayı almaktadır. (SSK rakamlarına göre 1983 yılı içinde 145.293 iş kazası meyda­na gelmiş, 2?6o isçimiz sakat kalmıştır. 1324 işçimiz de hayatını vitirmiştir1. Hervıl iş kazaları nedeniyle milyonlarca iş günü kavbolmakta, binlerce insanımız ölmekte veya sakat kalmaktadır, -‘■leslek hastalarının ise sağlıklı bir envanteri çıkar ılmamış bulun maktadır, ‘”eslek hastalarına vakalanan işçilerimizin sayısı ve hastalı1‘ dereceleri maalesefsağlıklı bir biçimde bilinmemektedir( Yi Imaz, 19 8 a ) ” .

i’ürkive’de Sosval Güvenlik Uygulamasının yeterli olmadığı bilinen ve v^tkililrce de pavlaşılan bir gerçektir. Bu gerçeklik, kentlerde açıkça görüldüğü gibi kırsal yerleşme birimlerinde de kendini göstermekteair. Kırsal yerleşim alanlarında feodal iliş­kilerin hakim olmasının sözkonusu olduğu dönemlerde Çağdaş anlam da aosyal Güvenlik Uvgulamalarına pek gereksinim duyulmadığı için buralarda oosyal Güvenlik uvgulamaları daha geç başlamıştır.

“Ülkemizde toplumsal yardam ve gönenç hizmetlerini kırsal niiıusu da içerecek biçimde tek elde toplavarak malî,yönetsel, oersonal ve hizmet ölçüleri yönünden bütünleşmeyi sağlıvacak olan ve sal düzenlemeler gerçeileş tirilmemis tir(, Ergun, s . 28.1984 ) .

Sosya1 Güvenlik Sisteminin Türkive’deki işlevişine somut örnekler için bu çalışmanın sonunda örnekolavlnr verilmiştir, bu örnekolavlardan ilki inşaat işçiliğinde to sva1 Güvenlik Uygula ma 1arıvla ilgilidir, burada isçinin iş verindeki yaşamı ve Sosval Sigorta ile ilişkileri konu edilmektedir. İkinci örnekolavda i-e s? Sok Pastanesinde Hasta—doktor ilişkileri ile ilgili olarak g« gösterilen bir televizyon -programından bir kesit sunulmaktadır.

~u ornenolavda açıkça görüleceği gibi hastalar hastane kapısında uzun süre bekletilmekte, uzak verelerden buraya gönderilmişvsevk ediİmiş) hastalar otel odalarında ve hastanenin kapısında adeta 5:,ründ-‘irU İmekt edir. hastalıklar va geç teşhis edilmekte, va teda­vi geciktirilmekte va da hastalar geo Düo vuruda bulunarak hasta—

1ık ilerleti önektedir. hastalıklar bu kadar ilerlemiş olmasına <=>n ilgililer ilgisiz kalmaktadıılcu’.

Çalışma ve Sosval üvenlik _akanlığı ilirkiye’ nin diğer örgütlerinin de içinde olduğu topiuuual ortamdan soyutlanamaz, ^iğer Hakanlıkları türkive nin gelişmişlik düzeyi naiıl etkile

inekteyse, Milli ^elir dağılımındaki uçurumun getirdiği sonuçlar, işsizlik, yaşlılık kimsesizlik vs. gibi durumları yaratan etmen ler, şüphesiz bu üakanlığı da etkileyeceklerdir. Ülkenin gelişmiş •lik düzeyinin getirdiği çelişkiler bu Bbakanlığı belki de diğer Sahanlıklardan daha fazla etkileyecektir. Anayasa1 nın 65. maddesi nde şu hükme yer verilmektedir;”Devlet, sosyal ve ekonomik alanla larda Anavasa ile belirlenen görevlerini, ekonomik istikrarın ko runmasını ^özeterek,mail kaynaklarının yeterliliği ölçlisünda ye­rine getirir.’’ vasada da belirtildiği üzere Sosval Güvenlik Hak-k kı da dahil olmak üzere bütün haklar ancak kaynaklar elverdiği ölçüde korunabilmektedir.

ka

(İRİN EKuLAY-1

İNŞAAT İŞÇİLİĞİNDE SuSYAL GÜVENLİK üYGULANALARIYLA İLGİLİ üıR ORNEKOLAY

Bu yazı, araştırmacı Lardan Dirinin bir vs z tacili bovunca Da a t ndan ~<=>een ı.-‘rı ‘tonu ecir n- •-‘kredii”. öu t: r çan 3 r • ar 1 tı i ık.Lı »özlem o Larak ni t elendin İnekte, v gözlemci ob.jektıl davrr tıaoi lirse ) o Id’ikça avantajları olan bir teknik oıaras değerlendir ılmelct sair.

çalıe~a 1984-85 nlı yaz tatılindetrzurunıun üç tüyünde geç­mektedir. olaylar aşağıda betimlenmiş tır.

bire t im yılı sonunda Erzurum deprem icuiıuSiaii inşa­atında çalışm– !c için konunun geçtiği yere araştırmacının gitmesiy­le baştaban bu çalışma, orada işçiler arasında işçilorcen biri ola rak katılarak”) yaşadığı iliş kilerle ilgili gözlem ve betimlemeler­le devam e tnekt en j.r.

nundau sonrasını araştım cıya bırakalım;

” T”> 5 r eker ’?vramınır. beşinci günü bir çok kişi apar topa r ■^vden çıkıvor, arabalara biniyor, ‘■dizi er indeki tebessüm ve neşeyle Erzuruma gidivoruz” diyorlardı. Soranlara erzuruma ç alış m a ğagi diyor olduklari’’i söylüyorlardı, iş buldum diyen soluğu Erzurumda alıyor du. çok geçmeden bu curcunana ben de katıldım. Ben de diğerleri gi­bi kendime bir “atak uydurup ro ta çıktını.

İlk çalıştığımız yar Şekerli köyüydü. Şekerli, Erzurum’un Kanan ilçesine bağlıydı. Şekerli Karman1 a uzak olmadığı için bura­da, vivecok, içecek, yatak vs. yönünden pek sıkıntımız olmadı.Ancak bur-da pek. o kadar rahat da sayılmazdık, Çünkü,çevrede yılanlar do­laş ıvordu ve zaten derme çatma olan barakalarımıza girerek, asker kovuğu gibi sırada yatan işçilerden birini sokabilirdi. Bir kaç kez barakalarda görüldüğüyle ilgilisövlentiler de yayıldı nihayet.Di^e ğer bir tehlike de akreplerin varlığıyla ilgiliydi. Akrepler bize yılanlardan daha yakındı. Uyuduğumuz zaman yarın varacağımız işler­den çok, bugece sabaha çıkıp çikamiyacağımızı düşünüvoduk. Altı kişiden de , avnı z-manda sorunlu olduğum için, bir sev olması ha­linde, ben daha zor durumda -çalacaktım,

Biz,Cevlan A.ş.’de çalışıyoruz. Çatı çakıyoruz. Ancak işin teknik yönüyü, bizim ekin ben ‘cimse bilmiyor. Ben de, bu işin ilk örnet1 ni gördekten sonra, bu is i vn rabi 1 e c e ği r:s e inandığım için gel­miş b-1 i.unuv -run . Bizim, değme bir hana bile taş çıkartacak büyüklük­te olan haini (pardon koğuşta), benim altı kişilik ekipten başka, ;Teb”et Çimen’ in ona ! vı ( 1-5 ) kişilik, duvarcı lardanve sıvacılardan oluşan e cibi de var,

°i zim de,Eehme11erin de işleri,ilk günlerde oldukça i’i git­ti,Bu arada çalıştığmız vere isçi ve ustalar, adeta akıyorlardı.Her gecen .»ön biraz deha artan sayıda usta ve işçi gelivordu. Erzurum1 da der>nem konut 1 arında bir kaç şirket iş vapıvordm. işini önce bit ir e ne ‘İzal Pükümeti, ödül vaadedivor :u, ödül alma hırsı, Şirketler ara­sında zaten varolan rekabeti, biraz daha kızıştırmaya votivordu.

İsçi ve usta savısı arttıkça, hem şirket vönetici 1 erinin iş­çi ve ustalarla olan i’ls’k ‘erinde olumsuz yönde d ’ cisme 1eroluyor h»m da, bu durum, varolan isin çalışanlar için vetersiz kalması sonucunu do yuruyordu. Iş götürü usülü verildi »i için, herkes daha çok i^% sahip olabilmek istiyor, dolayısıyla makinalar daha temel için çukur kazmadan kalıpçılar vetişivor, daha kalınlar sökülmeden duyarcalar koşuşturuyor, duvarlar yarıva gelmeden sıvacılar bir bö-4 lümünü sıvavıp gidiyorlardı. Aynı durum çalıcılar için de söz konu— S’ 1 vdu.

Daha lentolardan kalıplar sökülmeden yetişip, makaslarımızı binaya atmamız gerekiyor. Toksa,bu yarışta geri kalacağız. Bazan ^hatta çoğu zaman) malzeme yüzünden- anlaşmazlıklar çıkıyor bu anlaşmnzlıklar,kavgalara dönüşüyordu. Erzumun köylüleriyle işçiler arasında da zaman zaman kavgalar çıkıyordu.

kendilerine konut vapılan Şekerli köylüleri, işçilerin köy­lerinden geçmesine izin vermiyorlardı, ladınlarmn ve kızlarına kö­tü gözle b-kıl lığını , buna gerekçe olarak gösteriyorlardı. Bu yüz­den çıkan kir kavgada işçilerden biri hastanelik olmuş, diğeri a- vakta tedavi görmüş tü.

Yılan korkusu,akrep korkusu,köylülerden dayak yeme korkusuyl la o da işin kendine özgü sorunlarıyla birleşince, adeta bir tauna lira durumu ortaya çıkıyordu, bunun üstüne üstlük patron, birgiin bü- t-‘m santı v^ueki isçileri toplamış ve onlara köylülerle en ufak Dir tartışmaya gireni işten kovacağını söylemişti, işçiler, bu durum karşısında ni r kez daha ezilmişlerdi. Bu curcuna ortamda tam lf>gün kaldık. 1$ (onbes ) günde ancal-cüç ( 1 ) çatı çaıcabildik. bunlardan iki­sini tam bitirdik, biri iseaz bir tamirle bitirilebilevek duruma gelmişti. Bu geçi İçme ve yıkanda saydığım nedenlerin vanmda bir baş ka neden de b-zim ekipteki arkadaşların aşırı tembelliği idi. Bu arkadaş Lor ya akrabam va da sınıf ^liseden) arkadaşım oldukları içim disiplini sağlıvamıyorum. Buarada ateş pahası malzemeleriyle, kan­tine, vereceklerimiz ile şantiyeden alacağımız hesabın denkleştiği» ni farkettik. mantin şantiyeye ait olduğu için alacağımız parayı, ”ii9 avnı vore (şantiyeye; ödenecektik, u zaman bizim arava girme­mizin bir anlamı voktu. tvendileri alsın kendilerine versinlerdi. Bize düsen ise buruan bir an önce kurtulmaktı, bizim kalfavı ça­ğırdık, kendisine durumu anlattık; anlayışla karş ıladı. Herr.en tası tabağı toplayıp vola çıkıık.

Şekerliden anrıldıktan sonra Gollü’ ye gitmek istiyorduk. ÇüH kii Gollü de bizim arkadaşlar iş almışlardı. Bunarağmen yine de ^öll l ‘i’de is bulup bulamama konusunda kuşkuluyduk. Yolda giderken ıcarş ı mızaçıken ~ Ik şantiyeye iş olup olmadığını sonduk, işin olduğunu so ylradi 1er. Ke-ıen iş e başladık, aurada çatı için makas vapıyorduk. Bu yantiveninişi diğerinden daha temizdi. işe daha fazla özeniliyordu. nu durum, is çi leri daha cos etkiliyordu. j ö tane marangozun arasın da biz dr h^ -‘■tu olmamıza rağmen onlarla cabuK k • ynas mis t ık.

Burada mbn -’-oktu, ancak akrep ve civanlar varidi. Kazara bir ds kaldırsık,altından va akrep ya da civan çıkıyordu. Buruda da va t arken T‘n da kalkarken giysi1 eri ‘izi, çoraplarımızı kontrol et; ek zorunda ’-n. î i”orduk. Hele yataklara ve doğusun duvar ‘ arma mutlaka bakma • ız gere’ci vordu, Bu şekilde bir yaşam biçimiyle ilk defa ta­nışmıyorduk, ama yılanlar ve akrepleri ı de bu ‘cadar samimi olmamış­tım hiç.

a ır g;;ni=e i”ice da 1~iştik. Birden:             keser-çivi seslerinin

kesildi -ini farkettim. Bizim çalıştığımız verin suratı ilginç bir muasebecisi vardı. Biz kendi aramızda ona maymun suratlı diyorduk, ‘rerçekten de vüzü maymun yüzünü çok benziyordu. Üstelik de takma bir saçları vardı, elinde sigorta kâğıtlarıyla bize doğru gelivordu Ustaları kendi çevresine topladı ve “Bunlar sizin sigorta kayıt ev­raklarınız.” Bunları imzalamanız gerekiyor.”dedi. Elindeki evrakla rısırasıvla imzalatın geliyordu. Sıra bana gelince sadece imzalanma sı gereken köşeyi açtığını diğer yerleri gizlediğini farkettim.

gibi okumadan İmzalIya-

-Okuvabilir miyim? Di ve sorunca adam şaşırdı. Böyle bir çı­kışı beklemivormuş gibidavrandı.

-Havır okuyamazsın; sende diğerleri çaksın diyordu.

Ben,okumam gerektiğini okumadan imzalamiyacağımı söyleyince,

bana :

-Sen bekle o zaman, dedi.Ve diğer ustalara imzalatmaya devam etti, imzalama işlemleri bitince beni çağırdı ve birlikte muhase- ye gittik.Buarada keseri ve çivi önlüğünü de çıkarmamı istemeyi ih­mal etmedi. Çoğu ordululardan ve bir kısmı da çevre köylerden olan ustalar,bu karşı çıkışıma bir anlam veremedikleri gibi biraz sonra işten de kovulacağımı düşünüyorlardı.(Bunu sonradan kendilerinden duyacağım.) Muhasebeye gittik.Bir tarafta evrak dolabi, bir taraft ta çalışma masası ve muhasebecinin yatağı, çliğer köşede ise büyük bir para kasası duruvordu.

Yatağa oturdum ve muhasebecinin masasından uzattığı evrakla*» rı okumaya başladım. Gerçekten de çoğunluğu sigorta ile ilgili olan bu formların içinde,bir de tarihi yazılmamış bir iş akdi(sözleşme) bulunuvordu. Giriş ve çıkış tarihleri olmadığı için boş bir kâğıdı imzalamaktan farkı olmavan bu kâğıdı imzalamak, benim işime gelmi— vordu.

”uhaseb ec i ve bakın:

-Bunun tarihleri nive yok? diye sordum.

Muhasebeci yine biraz şaşkın biraz da sinirli:

-döv1e imzaliyacak mısın? Diya sordu.

“‘en vine:

—Fovıri devince muhasebeci benimle daha fazla uğraşmadı. Ben ni alın patronun odasına götürdü, önce kapıyı tıklatıp “Girin”! em­rini aldıktan sonra içeri girdik, iki büklüm durumu izah edip çıkan muhasebeciden sonra patron:

-Neden imzalamiyorsun? Dive sordu.

Ben i çalamadığımı veya imzalamiyacağımı söylemiyorum, ba­dece iş sözleşmesini tarihi olmadıkı için çıkarken imzaliyacagım.

Patrop benimle konuşurken oldukça nazikti, işçilerin o ka­ba saba Konuşma1 arma alıştıktan sonra böyle bir hitap gururumu ok­şadı. Patron konuşurken tavırlarında kadınsılık dana ağır basıyordu

  • Neden r Bize güventnivor musun*

—borun,size güvenip—güvenmemek o■ayı olmaktan çok,benim boş kâğıda imza atmanın işime gelmemesiyle ilgili.

  • oku “us birine benzıvorsun. Lise 1 de falan mısın*

-haviı1. uise biteli üç vıl oldu, şimdi fakültedeyim.

-Af ferin be; • »j kadar d o var. ettin demek. Ben çalışan ve okuvan genç ı ori severim. Nerde okuvorsun? Ankara uil-tarin•te.

-Çok güzel.nen de Ankara1lıyım. bizim orada fabrikalarımız ver. Kısın eğer işe ihtiyacın olursa orada beni ara olur mu?

-Böyle birteklifte bulunduğunuz için teşekkürler. Ama her­halde ihtivacım olmaz.

Patronla Konuşmalarımız,daha sonra babamın mesleğine, ordan aile nüfusuna, oradan da doğu ve güneydoğu anadolu böIgelerinin bu konuda ‘i tutumlarına kavcıı. sohbet daha da gelişerek, Türkiye • nin geneli üzerinde bazı düşünce alış—verinrine kadar ilerledi.baha son ra patron:

-Sen simdi şu evrakları imzala. İşten a vr ilme a muhasebeciye uğra-adan önce bana gel. Bğer hakettiğin paraya birşey olursa ben bendi cebimden ödeyeyim. Biz, bir öğrencinin hakkını yiyecek kadar diis medikdaha.

—Pğer siz bövle bir güvence verirseniz sorun kalmaz tabii.

Ancak şunu bilmenizi isterimki sadece sizden bu sözünüzden dolayı imzaliyorum.Uerçi patronların sözlerine fazla güvenmem ama,siz dü­rüst birine benziyorsunuz. Patron bir kahkaha kopardıktan sonra:

-Seni sevdim. Dürüst birine benziyorsun, derken aynı zaman­da avnı kalemi uzatıyordu.

Patronun odasından çıkınca ustaları beni bekler durumda bul­dum. «enim çivi önlüğümü ve keserimi “eniden a’dığımı görünce daha .a meraklannrak, şaşırarak ve biraz da şevinmiş bir halde :

-be oldur

  • id e yap 111 ar ?

-Seni işten kovmadılar m? Gibi sorular sormaya başladılar.

kem onlara:

-Beni ne diye kovsunlar yaİ Ben imzalayacağım kâğıdı oku­mak istiyorum di ve , ocni kim kovabilir. Böyle bir olay nerede gö r ü İmiiş ?

Bir usta:

—Peki ne dedi patron? Kızmadı mı?

-¥o kızmadı. Aksine Ankara’da okuduğumu öğrenince bana iş

‘■ile t e k 1 i f etti.

  • Ni,re okumak istedin; di ve soran başka bir ustaya:

-Bize oyun da ovnavabilirler, diye düşündüm. Ne buldum bili ’-or musunuz? Giriş ve çıkış tarihleri olmayan bir iş sözleşmesi de ar. O kâğıdı hepiniz imzaladınız. Ben patron olsam sizin birer ay lı’-mızı keserim, nazır ou kadar enayi bir arada görmüşken niye ke miyevim. Nasıl olsa kanunen bana hiç bir şey yapamazsınız. Si zi kendi imzanızla pusuya düşürürdüm.

“aranşozlarm şaşkınlıkları,yavaş vavaş kayboluyor, yerini umutsuzluk ve çaresizlik alıyordu.

-Peki ne vapacağız şimdi?

-Hakkımızı yer mi bunlar?

-Hakkımı zerlerse hepsini öldürürümi Zaten çoluk çocuk aç v ve açıkta.

Ben ustaları yatıştırmakiçin :

-Yok ya, öyle düş ünmevin. Böylebir şey yapacaklannı sanmam. Belkibir iflas falan ederlerse böyle yapar bunlar.Yoksa ellerindek ki kaliteli elemanları kaçırmak istemezler. Onun için korkmayın.

Bu sözler üzerine biraz rahatlayan ustalar ve iş-çiler ho- murdana hovardana ve küfrede ede iş le r ininbaş ma döndüler.

dski keser-çivhyeniden gelmğğe başladı.

Dİr süre sonraY Yanıktaş 1 tan daayrıl.rak Göllii köyde gitti tide. röllü kovünde işi alan benim memleketlim ve tanış ım dı. Beni zaten ekibimle birlikte daha iş® başladığımdan beri istiyordu. Bir gün traktörüne <~et irdi vebizim eş va lar ırz ıza bizim elimizi devdirt -edenvükletti ve Gollü’ye doğru yola çıktık. Bizim biitüntanıdıkiar oradaydı.Gö11ü köyünde adeta memleketteki ilişkileri yaşıvorduk.

Ancak ver değiştirir değiştirmez farkettiğimiz bir şeyler “ardı. Göllii, sık sık vağmurlu geçen havalardan sonra çalışılmaz oi luvordu.İsçiler boş otürüyorlardı.Gerçi Yanıktaşa bağlı olarak ça­lışıyorduk. Sosyal sigortalar açısından bir sorunumuz yoktu ama bu tido yılan, akrep korkusuna bir de gece ormandan çıkıp koğuşlara doğru gelen an korkusu eklenmiş ti.Zaten diğer şantiyelerde de ya­şanmaz olan koğuş lar burda daha yaşanrnazlaşiyordu.Tuvalet yok, tu­valeti gizlenebileceğin bir çukura vapacaks m.Bunlarda, genellikle isçilerinkendt çalıştıkları , kazdıkları ve sonra diğer bir yere geçtiklerinden,valnız bıraktıkları temeller oluyordu.Banyo için su yoktu.içmek için su tankerle taşmıyordu. Ancak onu da biz buraya geldikten üç gün sonra tanker traktörle birlikte tepeden yuvarlan dı. traktörün şoförü,atlamiş olduğu için kendisine birşey olmamış ama , ne traktörde ne de tankerde hal kalmıştı. Traktör yapıldı. Ama içme suyumuzu sağlıyan tankerimiz, artık hiç olmadı. Bütün şan tive,ş imdi tek bir tankere bakıyordu. Bu da gündüzleri sıvacılara su iaşivor, geceleri koğuşlara içme suyu taşıyordu. Kendi bidonla*» rımızla su alabilirsek alıyorduk.Yoksa gündüz öğle zamanı çoğunluk la ekmekle birlikte yediğimiz tek yiyecek (katık) olan halva ile birlikte, içecek suyubulamıvacaktık. Çoğu zaman da böyle oluyordu. Yağmur yağdğı zaman oluşan çamurdan akı loiBad-a^S-, için koğuşlarda, ya okev ya da kâğıt oyunlarına dalar,sohbetleraederdik.

Köylülerle kavga, burda da sürdü. Birgün birkaç işçi şantiy yenin aşağısına doğru biraz açılmışlar, dereninle kenarına oturmuş larçlıt Orava yakın bir tarladaç alışan kadınların kocaları kötü nivetle orava gittiklerini sandıkları işçilere saldırmışlar. Diğer iş çiler,yetişmesevdik,oraya gidenlerin üçü de tırpanlarla biçilmiş olacaklardı, oraya,yaklaşık 60 tane işşi kaçmıç ancak bir arkadaş imizm bir kulağının neredeyse düşecek kadar kesilmesine engel ola ma’- ıs lardi . Kö yİ” ler le de düşman hale geldik. Aramızda kan davası ğibi bir dava başladı.

Avı korkusu, köylü korkusu, yılan, akrep, yağmur korkusu bir birine karışınca ve bunlara iş kazasına denemediği için ve sosyal güvenlik tedbirleri bu tür şeyleri (korkuvu yenmevs. psikolojik sorunları) kapsamına almadığı içih ne yapacağımızı da şaşırıyorduk Zaten akşama kadar bedensel vorgunlukhemen yatağa itiyor, fazla düşünmeğe fırsat da tanımıvordu. Havatı rastlantılara dayanan bir çok insanın Sekerli köyünden tek bir farkı vardı. Burda SSK’ya ka yıklıydılar.Pirimlerin ödenip ödenmediği z&fcen pek de ilgilendir» mivor bizi. Sonra sosval sigorta da övle havatımıza girmiş değil.

işçiler için, düşünecek o kadar çok şey var ki, sosyal gü­venliğe belki de en son sırada bile yer verilmeyecek.

Herkes bir an önce “aileme para vetâştirevim de ne olursa olsun “dive düş ünüvordu. Iş kazası, ma luliyet,hastalık vb. Allah’ y tan gelen seklerdi. Onları düşünmek yerineişi düşünmek gerek. Al­lah’ına şükretmek, inanmakve ibadet etmek gerekirdi. Gerisi boştu. Nevini düşüneceksin? Yok güvenlikmiş, yok bilmem nevmiş, hepsi boş .

ÖRNEKOLAY-.II

SSK HASTANESİNDE HASTA-DOKTOR İLİŞKİLERİ İLE İLGİLİ OLARAK GÖSTEPİT EN BİP TEI.SVİZYON PROGRAMINDAN BİR KESİT

“T Ocn.k 1936′ da SSK (soyal sigortalar kurumu) hastanesiyle ilgili bir TV programı yayınlanmış bulunmaktadır. “Bede 1” adlı bu haber programmkonusu, çeşitli nedenlerlerden dolayı teşhis ve te­davisi yapılamivan hastalıklardır. Programın spikeri programı şöy­le sunmaktadır.

”İvi akşamlar’.

Hepimize acı veren, üzüntü v->ren,bu üç tehlikeyi ekranımıza ger iri veruz. Hi ç bir kuruluşu, kişiyi hedef* almadık. Eiz, sorumsuz! luğu, cehaleti ’m-lef aldık. Hedef* aldık çünkü, insan hava tını doğ­rudan ilgilendiren bir olay bu. Ele aldığımız konu hastane, hasta­cık, hasta üçgeninden oluşuyor. Ve geç kalmanın sebep ve sonuçları nı bu üçgen içinde sergilemeğe çalışıvoruz.”

■’Sa’un sevirciler, her zaman olduğu gibi programımızın ama­cı daha iviye, daha gazele, daha doğruya ulaşmaya yardımcı olmak­tır. “utsuzlum göstererek sizi, eri rahatsız etmek değildir .Hasta dolu, hastalık dolu, telaş dolu, üziintüdolu bir binayla sîzleri ba şbaşa bırakıyoruz.”

sunucu hu. s ‘zlerden sonra goruncvz olur. Binanın genel çeki mi-mpı liiiıştır. kamera , hastanenin kapısına doğru ilerlemektedir. Kacaba.lık bir insan topluluğu kapıdaki görevlilere birşevler sev­inmektedir. Karıcı içeri girmeğe çalışanları engellemeğe çalışmak tadır. Kamera ekibi konuşan kalabalığın içinde, onları dinlemeğe ça cışmaktadır,

-Yaşlıca bir kadın: Ben hastama çorba getirmek için gelmiş-, tim. Ki hemşireler değil , talebeler hastama iğne yapmak istivor, Raş Lrında da hiç bir s rumlu yoktu, hastama 7 defa tek bir enjek­törle iğne vsptılar. 7 def*a tek bir enjektörle.

Başka bir kadın:

-Ben, diiamnndan geliyorum, saatlerdir befcli vorum. Acil du­rum dahi olsa aImivorlar. Heosi avnı, bize vatandaş olarak bnkmiyo r 1 o r.

Bir doktor:

—iğne ve muaveneİtrimizi, saatlerce arttırmamıza rağmen bu izdihamı öulemeve imkân bula -amıs bulunuyoruz. Bunun başlıca sebep 1°T’i şua 1 ardır;

Polikliniğimizin yalnız muayeneler kısmında 200-250’ye va~ km hasta müracaat etmiş, muayenelerine bakılmaktadır. Ayrıca 50— 1° 9 arası ionsiİt asvon muayeneleri gelmektedir, unlara da bakılmak tadır. Bunları topkdırı ız zaman, günlük muayene miktarımız 300- ’40a • fin üstüne çıkar.

Bir kadın:

— Gölüsün doktoru II:3°’da gelecek.

Haska biri s^zo karışır»

6 : 30 ‘ –ca geldik biz bur va. Doktor i: e saat 11: 30 ‘ da gelecek. Ne d oh’tor var, ne bir şey var.

ede-

yemek saati diyecek, varımda gidicek. Ne zaman muayene

cek?Benim okula gidecek çocuğum var. Çocuğu okula götüreceğim. Hem buraya sağlam geldim, hasta gidiyorum. Ben, hasta diye geldim. Mua yene olacağım. Bu saate kadar beklersem. Benim, çocuğum okula gide c ek.

^ir hemşire:

-idare edin artık, bu benim haddim dışı.

Şi di, açık bir kalp ameliyatı seyrettiğimiz söyleniyor. Dok tor ameli vatı şöyle ahlaÜıyori öurada gördüğünüz vaka bir kalp has tası. 8 vaşmda. Doğuştan olan kapağın darlığı zaman içinde gittik çe artıyor. ıvapaklar normal yapısını kaybederek kalmlaşıvor. İşte burada zaman faktörü çok önemlidir. Bu kapaklarmdaha fazla bozul masını, kalbin daha fazla yük altında kalarak zaman içerisinde yet mezlik göstermemesini temin için bu ameliyatın zaman geçirmeden ya pılması gerekiyor.

balkın vakmmaları sürmektedir:(bir kadın masada dmran hemş ire 1 ere)

-Bize bakıvor musunuz? Yardımcı oluvor musunuz? Nasıl yardı mcı oluvonsunuzy Kaç saattir burda beklivoruz.Bakanımız yok. işini ze ge’irse bakarsınız ama isinize gelmiyor.

‘ asadakilerden biri:

-‘uavene olmavmca bakama vız.

Bir Bev:

-Ivi de kardeşim fiş almak bir sorun, muavene olmak başka bir sorun.

-Onu belemem o bizim konumuz dışı.

Ekranda kimin ne dediği belli olmayan kalabalık bir insan kitlesi göze çarpmaktadır, kameraman hasta bir kadına vaklaşmaktad dır. kadın derdini şöyle anlatmaktadır,

-Sabahleyin filmimiz çekildi. İkide gelin dediler. (lidip ik kide geldik; yok. TİÇşe gelin dediler. Üçte geldik, bu sefer iiçbu- – çukta velin dediler. Bizim burda yatacak yerimiz de yok kalacak ye rimiz de vok. Öyle sürünüyoruz yanı.

Bir başka hasta (bayan; :

-ürzurumda doktor bırakmadım.çok para harcadım. Tespitini voramadılar. sol kolumda bir uyuşma başladı, ondan sonra sol meme ve attı.bir uıruşma oldu, undan sonra doktorun yanma ge İdim. noktor nana miğdenle vanmdaki bağırsağında bir zayıflık var uedi. iesbit yarıvor1ar.

DOKTOR KKVAL «A^EZiD ( aAçHEKİM):

-Kasta,gördüğünüz gibi rahat konuşabiliyor. Ve böylece bu a- meliyattan sonrah hastanın vaşam süresi ve yaşam konforu da mükem­mel hale vetiriİmiş oluvor. Türkiye’mizde, bu ameliyata ihtiyacı o ^an zannediyorum öuOO civarında hasta var. Ama aueliyatı yapılan hasta adedi seferde 10Oo (bin;1! buluyor. Diğer taraftan vine bu hastalık dolayısıyla 700 * ün üstünde yurt dışına çıkan uastadan söz etmek mümkündür, simdi, 8000 civarında ameliyat ihtiyacı olan in-sa san ır ar.

7aten burada önemli bir noktaya geliyoruz, uecikmenin sebe­bi önce teşhiste çekilen sıkıntılar. Bir hastanın Leşhis edilebil» usi için ve a^elivata karar verilebilmesi için, krinalsıde anji- vografi dediğimiz vöntemin uygulanması gerek, ou montemin uygulan ması gereken o lav, jO .000 civanndadır.Araa Türkiye’de krinal anji- vovrafı 2.000 civarında vapılıvor. Bu konuda gecikmenin, zanneder­se en biivik nedeni bu. biz hastanemizde lğOO civarında kronel an- 1 •; yorrafi va pı voruz. 500 ’ ün üzerinde de Day-Fass cerrahisi uygulu- vo ruz.

Bu güne kadar, x300‘ün üzerinde Bav-Pass cerrahisi uyguladık. Diğer olaylar yurdumuzdak endi akibeileriyle başbaşa kalmak durumundalar, hastanemizde hastalar koronel anjiyo için bir sene zarfında bir bek leme süresine tabi tutuluyor. Bu ise, aslında doğrusunu isterseniz onların vaşamı için endişe verici bir sorundur,

doktorun konuşmasından sonra kamera diğer bir hastaya yakla­şır. Hastanın akrabası:

-Sivastan gelivoruz.Bu hasta orada X5 gün kadar SSK hastane­sinde yattı. Bir daha mecburen taburcu edildi. Müdahale günü olmadı ğmdan,biraz da evde istrahat etsin dediler. Bunun üzerine acil du­ruma geldiği için, onu buraya Ankara SSK hastanesine naklettiler. Simdi, çarşamba gününe gün aldık. Kalacak yerimiz olmadığından otel odalarında çok büyük sıkıntılar içindeyiz. Hastanın durumu,gördüğü­nüz gibi gayet acil. Hiç yatamıyor. Ayakta duruyor. Oturunca kalbi sıkışma vapıvor.

Başka bir hasta -vücudunun sağ tarafını gösteriyor ve şöyle

diyor:

-Sağdan üç da-marı tıkalı dediler. Dün bana,profesör söyle­di. Ameliyat olur musun? dediler. Gerekirse olurum dedim. Bana iki gün verdiler. İki gün sonra geldim. Şimdi 8 aylık gün veriyorlar.

TV ekibi hemşirelerle hastaların aralarında geçen bir diya­loga tanık oluvor.

Hemş ire:

-Sizin hastanız?

-Benim hastam, tatanoz o ldu. Satriiner damarım tıkalı olduğu halde, taburcu oldum; Taburcu oldum buyrun. (diyerek elindeki kâğı dı hemşireve uzatıyor.)

-Bakın beyefendi sadece bir hasta değil…

-Havır durumumu göz önüne getiriniz.

-O kadar çok büyütmeyin.

-Büyütmüyorum, konu meydanda; konu meydanda.

-Ameliyat olun.

-olmadı. Hak aradım ya kötü oldum. Taburcu oldum.

-Gidin Mehmet Bey’le görüşün. Taburcu eden Bev le görüşün.

-Sokakta mı göreyim? nasıl göreyim?

Başka bir hemşire:

-Ya “amam, kiminle görüşürseniz görüşün.

Başka bir hastayı izliyoruz;

-Miüem aşırmaca başladı. Doktora başvurdum. İlaç verdiler. İlaçla baktım basedemedim. Numune hastanesinde birinci yattım.Biaraz ivileştim çıktım, ikinci yattım, üne düzeldim çıktım. Üçüncü dr a- meiriata götürdüler. Filmimi çektiler. Bir şey bulamadılar. Ameli-‘ yat ol dediler, hastalığımı bilmeden ameliyat olmam dedim.

DOKTOR MUSTAFA S TRİF ONARAN:

-Demen dinlediğimiz Bey hastamız, aşağı-yukarı 15 yıldan be ri hastalığının derdine deva bulmak için koşuşturup durmuş. Bizy,a zannediyorum ki hekimler, bunun teşhisine varmakta geç kalmışız.Br- ken tedavi yöntemlerinin neler olabileceği üzerinde duracağım. Ama daha önce, hastaya Yönelik iki önemli neden var. Daha doğrusu eko— mik nedenlerden psikolojik nedenlere kadar,pekçok önemli neden var.

Bir hastanın geç kalmasında ekonomik neden, hepimizin bildiği husus Kövden kente gelip dş,doktorunu buluncaya kadar harcayacağı panayı nerden bulacak. Nihayet bu hastamız da,stostatik tedaviyi nasıl ka ldıracak, bunun telaşı içindedir.

Psikolojik neden: Hele kanser üzerinde halk doktorlardan da ha çok etkili olabiliyor, hasta üstünde. Aman kanser mi? Kansere bioak vurulmaz, deniyor. Bu düşünce hastanın geç kalmasında etkili oluvor. Nihayet bu hasta da geç kalmış bir olay, i’ankreas gövde tii mörü.

“adın bir hasta:

-İki gündenberi bekliyorum. Daha sıramı yeni verdiler. Ne zaman gireceğimi de bilmiyorum. Ameliyat gerekli gördüler. Kendim rahatsızım. Ayakta duramıyorum. Hemşireler ise içerde oturmuş örgü örüvor.

Başka bir hastamla doktor arasında geçen bir divalog da şöy

le :

-Merde otur’uvorsun?

-Neci örende, Ankarada.

-Ankaradasm ve buna rağmen bir hafta hasta hasta yattın, övle mi?

-Yo evde vatradım. Ayakta gezdim. İki kere vattımj yine kal

ktım.

-Ama doktora gitmedin.

-gitmedim.

Doktor daha sonra şu açıklamayı yapar:

-Hastayı,derhal ameliyata aldık. Aldığımızda safra kesesinin patlamak ‘”zere olduğunu gördük. Ayrıca safra kesesi kanalının,bir tasla tıkalı olduğunu gördük. Taş alındı. Safra kesesi kalisriktum dediğimiz ameliyat şekliyle alındı. Ve hasta gördüğünüz gibi rahatladı. Takat buna rağmen,sarılık durumu (yanı ekteri) fevkala­de ilerlemiş olduğundan ve karın zarı(Batina Perintorit)nda gelişmis olduğundan, hasta ileri derecede bir ameliyat rizkine girmiş oldu. Hasta eğer zamanında gelmiş olsaydı, bu kadar riske girmemiş olacaktı. Temennimiz hastanın bir an önce sağlığına kavuşmasıdır.

Başka bir doktor hastası hakkında açıklama yapmaktadır.

-Efendim burada gecikmiş bir hastayı takdim edeceğim. Hasta mız dokuz evlülde bir doğum yapıyor. Hemen taburcu edilivor. Bir gün sonra şiddetli karın ağrıları yizündan tekrar doğum vaptığı hastaneye nr-racaat ediyor. Hastanede ikigün kadar bekledikten son­ra tekrar taburcu edilivor. Fkat hasta tekrar eve gider gitmez bir karın akışıyla bize müracaat ediyor. Bu arada üç gün geçmiş tir. üç gün sonunda bize müracaatında hastayı ameliyat ettik. Has tada banrsak düğümlenmesi tespit ettik.

Dr. Mehmet ‘tıldırıra(Başhekim) 1 in hastaların gecikme nedenle rivle ilgili görüşleri şövle belirginleşiyor;

-Hastaların,hastanelere başvurmasının en büyük geçikme nede ni ekonomiktir. Ücretli bakımı ödeyemeyen hasta, ücretsiz hastane­lere gönderilmektedir. Hasta kendi hastalığının önemini bilemiyor ve ‘u.ı norionle geç müracaat edivor. Bu da, hayatı tehlikeye atan bir gecikme oluvor, çoğu zaman. Doktor arkadaşlardan, genç arkadaşlarımdan ricam sudur ki. hastaların, teşhis için uzun süre hastanede bırakmamalarıdır. Eğer teşhisini koyabiliyorlarsa tedaviye geçebilirler. Eğer teshis koyamıyorlarsa hastayı derhal merkezî bir yere göndermelerinde varar vardır.

Bir bayan hasta doktora derdini şöyle anlatıyor;

-1$ Mayıstan beri 17 defa geldim.

Bir baş ha hasta:

-İki defa ameliyat oldum. Üçüncü ameliyata geldim. Kolum kı­rılmıştı. Burada uğraşıp duruyoruz işte.

Başka bir hasta ile doktor arasındaki diyalog ise şöyle:

Hasta:

-Simdi her geleni üçer ay geri atarlarsa hastam acil olursa ne olacak?

Doktor:

-O zaman yatırsınlar, yatırmaları lazıfn.

Ha s t a:

—Yatırmıyorlar ki. Bizim halimiz ne olacak böyle?

Programın ve vaşamm akışı içinde,Ankara SSK Hastanesinde hasta-doktor ilişkileri bövle sürüp gidiyor.

Yukarıda TV programmdana alıntılar yapılarak gösterilmeğe çalışıldığı üzere, hastalar, acil bir duruma gelmeden ya hastaneye başvurmamakta, ya da başvurduklarında da günlerce (bazen de aylarca bekletilmekte, tekrar tekrar hastane kapılarında adeta süriindürül- mektedir 1 er.

Türkive’de sosval güvenliğin sağlanmasında kullanılan araç­lardan B^ri o1 an Ankara SSK hastanesi, gerek Türkive’nin merkezinde olması açısından, gerekse işlevi açısından hiç de küçümsenemiyecek bir ö^eme sahirtir. Merkezdeki bir hastanenin durumunun büyle oldu­ğu düşünülürse, kuşkusuz merkeze bağlı diğer hastanelerin incelenme si, bir araştırmacı için zengin materyaller sağlayacaktır.

Doktorların açıklamaları ve hasta-doktor,hasta-hemşire diva loğlarında, görüldüğü kadarıyla,hastaların karşılaştıkları muamele pek içaçıcı görünmemekterir. Bir hastanın, BİZİM HALİMİZ NE OLACAK DİYE dert vanması, sadecebir dert yanma olarak değil, Türkiye’de devlet hastanelerindeki uygulamaları çok iyi özetleyen bir cümle o- larak algılanmalıdır. Bu cümlenin, bir vatandaş tarafından da söy­lenmesi oldukça anlamlıdır.

Atatürk,”Beni türk hekimlerine emanet ediniz” derken bu tür uygulamaların o’acağını bilse, herhalde sözü söylemekten vaz geçer* di.

ÖRNEKOLAY-III

DİNLENCE KÖYÜNDE SOSYAL GÜVENLİK UYGULAMALARI

Dinlence köyünde, yaşamandan birer kesit sunulacak olan ve bu çalışmada bir örnekolavlar serisi teşkil edecek olan bu ki­şilerin, olağanüstü özelliklerinin olmadığını belirtmek gerekmek­tedir. Aövde yaşamını sürdürürken yoksullaşmış, kimsesiz kalmış çeşitli nedenlerden dolayı muhtaç duruma düşmüş, yaşlanmış, ya da vainiz lığa itilmiş kişilerden pek farkları olmuyan bu kişilerin vasammdan alman örnekler, konu açısından ilginç olacaktır. Bu kişilerin,sosyal yardım alıp almadıkları, ne kadar vardım aldıkla rı, vardımm kendilerince nasıl algılandığı bu çalışmanın ana te>” masını oluşturmaktadır.

Kövde yardım alması gereken ama başvuruda bile bulunmamış olanlardan biri Hamit Atalay’dır. Hamit Atalay hakkındaki bilgiyi kendisinden ve köydeki komşularından elde etmiş olan araştırmacı, söz konusu kişivi vakmdanda tanıdığı için büyük ölçüde de kendi gözlemlerine dayanmaktadır.

I- Hamit Atalay:

Ha^it Atalay, f4 5 yaşında olup, köyün en yoksul kişilerinden biridir. Evi, köyün en ilkel evi denilebilecek kadar eskidir, kış avlarında genellikle damlıvan bir dama sahip olan bu ev, en ufak bir ver sarsıntısında yıkılacakmış gibi bin intiba bırakıvor in­sanda. bu evde kalabilmek için insan, ya deprem olayını hiç düşün me”eli(ki deprem bölgelerinden birisi de burasıdırve sık sık depy rem o 1 ur burda.)f ya çok cesur olmalı, ya da kaderci olmalı. Ha­mit için bu sonuncu neden geçerli. Yani Hamit, kaderci bir felse-f fe”e sahip bulunuyor. O’na göre”Tanrı, verdiği canı istediği za- ’>an a! ır. Gerisi boş “.Bu inançtan cesaret alıvor, Hamit. Toplum t ar af mdan( Icö y toplumu) oldukça beğenilen bir ahlâka sahip. Nama­zını kılar,orucunu tutar, kimseile uğraşmaz. Suva-sabuna dokunmaz köyde is bulursa köyde kalır, bulamazsa dışarıda bir vere iş aram m ava gider. Kısaca Hamit, dini bütün bir vatandaş.

Hiç toprağı vok. I karısı, 2 erkek, 3 kız toplam 5 çocuğu v^r. En büviik çocuk erkek ve X5 yyaş ıc.da. ikinci çocuk kız ve 13 vaşmda.Di 3erleri esi 7(erk. ),                              3 (kız) yaşlarında. Çocuklar-

dan biri (en büyük), köy ilkokulundan mezun olmuş. Şimdi (19 0— cak 1986) köyün en zengini olarak bilinen bir aileve hizmet edi­yor. Diivük çocuk, sözkonusu hizmetin karşılığı olarak da 6 avda 70.00^ “’L alıvor. 13 yaşındaki kız okuma—yazma seferserliğinden bitirime belgesi almış.şimdi ev işlerinde annesine vardım ettiğini söylüvor. 7 yaşındaki erkek çocuk bu yıl ilkokula başlamış.

Hamit’in karısı,köylüler tarafından , ağzı bozuk, ona buna satasan, rahat durmayan biri olarak algılandığından pek sevilmem mektedir. Hamit ise buna zıt bir kişilik özelliklerine sahip bu­lunmaktadır. Karısının korkaklık ve pısırıklık olarak nitelendir d-i ~i Hamit’in bu davranışları, evin içindeki sosyal ilişkilerin bozulmasına ve evde —artık olağanlaşan— huzursuzluklara neden ola rak gösterilmektedir.

his mevsiminde genellikle iş olmadığı için çalışama dığını s~vlöven Famit, bu mevsimi borçlanarak geçirir. Yaz mevsiminde bu borçlarını ya borç şahinlerine çalışarak, va da başka yerde çalı­şarak kazandığı parayla öder, Bamit,devlettenn hiç yardım görme’ dibini söylemekterir. Başvuruda bile bulunmamış durumda. Sosyal gevenlik kavramına oldukça yabancı olduğunu gizlemiyenHamit1 e, sadece dışarda (Ankara, İzmir, İstanbul vs.) çalışırken (inşaat­larda) kendisine bir kağıtlar imzalanmış. Adına da sosyal sigor­ta kâğıtları deniyormuş. Sonra ne o aramış, ne de kisee onu ara» mis. Sosyal sigortaların hiç bir şeinden de yararlanamamış,”Sağol sun köylüler, komşular yardım ediyorlar” diyen Hamit’in, bir ara oğlu hastalanmış. Doktor ve yol ederlerini komşular,kendi arala» rında ödemişler, ilimi doktor parası, kimi ise yol parasını ödemiş

borçlanma işini nasil hallediyorsun? Diye sorulduğunda şu yanıtı vermektedir: “Bir köylüden bir koyun alırım. Onu satarak gereksinimlerimi karşılarım. Bu yetmesze yeniden alırım. Yazın çalışarak piyasadaki koyun fiyatına göre öderim, ^.oyunların fiya tı artmışsa yeni fivat ma göre ödemezsem bir daha vermiyorlar.

Bamit, köylülere karşı sürekli borçlandığını, her geçen yıl bu borçları ödemekte daha çok zorlandığını , çeşitli örnekler le kanıtlamava çalışıyor. Bir hastalık sırasında kövliilerin deyar dimi olmazsa, vaşamanm imkanı yok deyen Bamit, tek u udunu büyü­mekte olan çocuklarına (özellikle de oğullarına) bağlamış durumda, ilerde çocuklar büyüdükleri zaman kendisine bakacaklar.

2- Kâm i 1 Ata lav:

Hamit’in kardeşi olan Kâmil, kZ yaşında. 2 oğlu, 4tane de kızı var. iivi olmavan ve bir köylünün evinde kira ödemeden kalan Kâmil, karısıvla, oğluvla, zengin diye nitelendirdiği köklülere hizmet ediyor. En büyük oğlul^,öbür oğlu I2yaşmda. Bu yıl köylü­ler zekat vermişler. Abisi gibi dini bütün, ahlaklı,, hakkına razı olan, namazını, orucunu kaçırmayan, her şeyin Allah’tan geldiğine inanan Kâmil’in, çocukları, hırsızlık, huysuzlukve yaramazlık ede rek köylülerin antipatısını kazanmış durumda. Kâmil’in karısı da kendisi gibi oldukça uvsal olduğu için kimsiyle fazla kavga etmez ancak haklı olduğunda bir kavgaya girer, hamit’in karısı gibi her olur olmaz verde kavga etmez.

Kâmil, geçen yıl b av çalışması karşılığında 60.000 TL al­mış yaylık 10.000 TL). Kâmil’de ağabeyi namit gibi nerşeyini satın almaktadır. Buğdayını bile. kâmil, sosval güvenlikle hiç tanışma­mış ,ne olduğunu da biİmiyor.Bildiği tek şey, Bu dünyanın geçici olduğu ve Tanrı-nm bizi denemek için” yarattığı. Aorlandğı za man^hasta olduğu, bir sorunu dlduğu zaman) muska yaptırır ve ziya retlere gider. Bine periyeinanır. köyden Kimse onlara oturmaya le gitmez çoğu zaman. Ancak onlar hemen her gün başkalarının evi» ne misafirliğe giderler, köyde sevilmelerinin en büyük nedeni, za rarsız ve ahlâklı o imalarıdırlBamit ile kâmil’in).

Kamil’in de Bamit’in de geleceklerivle ilgili olarak söyle vobiIdikleri tek şev”çocuklarımız Düyüvünce başkalarına muhtaç ol maktan kurtulacağız.Bizi bu durumdan onlar kurtaracak, unlar ol­mazsa da ianrı süyiik nasıl olsa”.

  • Haşan Enterli;

Haşan enterli dört vıldır ölümle pençeleşmektedir. Ağır hasta vegözleri görrhüvor. 115 yaşında olan hastanın en büyüğü 30 vaşmda k oğlu var. kendisine oğullürının büyük yardımı oluyor.

110 dönüm toprak,oğullarca işletilir. Burdan elde edilen gelirle ailenin giderleri ve doktor masraflara karşılanır, Buğday ve hay van yemini bu toprak karşılar,Oğulları çalışarak evin olası gi­derlerini karşılıyor. Dahaönce, çok hayvanlara varda. Oğullarını evlendirince bütün hayvanlanana şatta. Şimdi evlenecek yaşta i-‘ ki oğlu var, ikisi de çalışıyor.

Haşan, devletten de sosyal yardım alıyor. Ama devletin ya ptıgı yarana çok az. üç ayda 9ouu İL ^ ayda j2oyj) ki bu, sigara parasını bile karşılamamaktadır. Haşan Enterli sosyal güvenlik kavramını bu yardımla özdeşleştirmektedir, bu konuda başka bir şey bilmiyor. Ona göre, bu yardımın alınması yeterli, başka bir şey de bilmek gerekmiyor ona göre. Yardımı da oğulları aracılı^ ğıyla başvurarak almış.

k- Şükrü Enterli:

100 yaşında , hâlâ dinç olan Şükrü Enterli köyde değir­mencilik yaparak geçimini sağlamaktadır. 5 oğlu ve 110 dönüm toprağı var. arazisinden aldığı buğdayı hiç hesaba katmazsa da değirmenden elde ettiği gelirle rahatça geçimini sağlayabilir.0- ğullarmdan biri evli ve askerliğini yapmış bulunuyor. Diğer ağu 11ar buğday ekiminden artan zamanlarında inşaatlarda çalışıyor­lar. Şükrü Enterli’ de sosyal güvenlik kavramını, kavram olarak bilmiyor. Biraz ne olduğu hakkında açıklama yapınca, devletten ■ aldığı yardımı hatırlıyor. Bunun dışında bir şey bilmiyor.

  • Sülevman Kula:

Süleyman Kula, 35 yaşında, sağır ve dilsizdir. Bn bü-J-ük ağabeyi tarafından bakılan Kula, çok eski ve oldukça kirli tricr giysiyle dolaşıyor. Köylülerle el ile yaptığı bir takım hareket­lerle ve ağzıyla çıkardığı bir takım sesler aracılığıyla ileti­şim sağlıyor. Kula’nın yanında olduğu abisinin,iki ortakla bir­likte bir traktörleri, bir taksi si,hayvanları ve 220 aönüm arazi leri var. Ayrıca Köylülerle ortaklaşa 1000 dönüme yakın bir ara zi işletebilen ağabeyinin evinde Süleyman, çok kötü bir muamele görüvor. üvin bütün islerine yardımeden, koyun güden, Köyün çeş­mesinden eve su getiren ama diğerlerinin içinde yatırılmayan Sü­leyman’ nm, yatağı, ahırda hayvanların bulunduğu bölmede bulunu­yor. demeğini genellikle komşularda yiyen rüleyman’a, köylüler daha fazla yardımda bulunamıyorlar. Ağabeyinin gururu buna engel oluyor. Köylülere göre Süleyman’ın kulağına zamanında gereken tıbbi müdahale yapılsaydı, bu gün ne sağır ne de dilsiz olacak m ış .

Sülevman’da aevletten yardım alanlardan. Ancak bu yardı mm varlığından bile habersiz, uevlet babanın uüvük fedakârlık- larlavi ) verdiği 3^001ira ne yazıkki sahibine ulaşamamaktadır. Köylüler, Süleyman’a acıyor, ona vardım etmeğe ve ağabeyine kar­şı savunrnava çalışıyorlar. Fakat pek etkili bir müdahale olamadı ğı ortada.

  • Bir kan davası:

Dinlence köyü de anadoludaki birçok köy gibi ilk bakışta oldukça sakin ve sessiz bir görünüm arz ıdar. Yine bir çok köy • gibi Dinlence köyünü de daha yakından tanımağa başlayınca hiç de ö vl e gö’-‘ündü.ğü gibi sakin ve sessiz olmadığı görü İnektedir. Doğu ve güneydoğu anadolunun toplumsal yapısının bir gereği ola* rak ortava çıkan çelişkiler bu kövde de kendini göstermektedir. Doğu ve güneydoğu anadolu halkının yaşamsal çelişkilerden biri ya da bir kaçı kendini kan davaları yolukla açığa çıkarmalctadıy Bu celis’dleri,toplumun bir parçası olarak dinlence köyü deyya— ş amaktadır.

sözkonusu edeceğiniz hu kan davasının kendine özgü özelli klerl olmakla birlikte aslında genel çelişkilerden bazılarının ortava çıkmasından başka bir şey değildir. Bu kan davası,iki ak roba aile arasında devam etmektedir, bu davanın bir namus soru­nundan do lavı başladığı söylenmektedir.

lutbettin lelek’in babası Dinlence köyünün yerli imamı ve bi r zamanın oldukça saygıdeğer bir şahsiyeti idi. Kutbettin babası tarafından teyzesinin kızıyla evlendirildi. Bir süre ge- ünlfi ‘Mvnata i,ri geçindiler. l)ha sonra ikisinin arası açılmağa başladı. Karısının arasının açılması kutbettin’in , baba evim d’-n anrılınasma neden oiau, karısını alıp teyzesinin evine gi­den Kutbettin, burada oldukça ivi karşılandı. Teyzesinin kocası da b.ma çok ‘evinmiş ti.çünkü malı çoktu ve bu mala bakacak, koyu nları otaracak kimsesi yoktu. Aslında kamıatanın ^Muhiyettin’in) çocukları vardı, Kma bunlar daha çok küçüktüler. Böylece Kutbet- tin çok geçmeden yeni işine başladı, curada kısa sürede 60-70 koyunu bir do evi olmuştu, tsu arada 2u yıl geçmişti. Muhiyettin ‘in k’;çük çocukları da büyümüş, hayvanlara bakabilecek ve tarla­ları isletebilecek hale gelmişlerdi, ikisi askerliğini yapmış bi risi de evlenmişti, kutbettin artık görevini bitirmiş gibi görün nüyordu. Artık varlığı muhiyettin’i de oğullarını da rahatsız e divordu. Dinlenceden köylüler de bu durumun farkındaydı. Kutbet­tin’ ikaç kere köye çağırdılarsa da yararı otîımadı. Köve geri dön mQvi reddeden Kutbettin, yeni evli gencin karısına da göz dik— m-1 stil va da övle bir söylenti çıkmıştı). Evli genç bir gece evi no , gittiği ilçeden dönünce Kutbettin’in ,kardeşi tarafmdanöl- d’;r;: Idü’ünü gördü. Olav, kendisine,Kutbettin’ ino onun karısıvla o’mastığı için öldürüldüğü şeklinde vansıtıldı. (0 gece veni ev­li gene evde değildi. Kutbettin, bundan yararlanıp gelinin odası na girmiş.Gei in odasında yabancı birini görünce bağırmış. Bu se s i duyan ve o anda -vde bulunan diğer genç bulduğu bir tüfekle o anda kaçmakta olan “utbettin’i öldürmüş. Olav kamuoyuna da bö yi e var sıtıldı) ,

Olaydan sonra Kutbettin’in cesediyle birlikte karısı ve çocukları, Dinlene eliler tarafından Dinlenceye getirilri. Muhi­yettin ve çocuklar başka köylere kaçarken iki okul silahlarıyla birlikte Sıkıyönetim Van Bölge Komutanlığına teslim oldular.

Kutbettin lelek’in babası önceleri oğlunun canına karşı­lık bir can istiyordu. Muhiyettin ise önceleri Şemsettin’e Ödeye

ceği bir miktar kan parasıyla anlaşmak istiyordu, ikiside bu is­teklerinde uzuiı bir süre direndiler. Bir süre sonra Şemsettin Bi raz biraz taviz vermeğe başladı. Cana can istemekten vazgeçti.Bu nu duyan Muhiyettiu ve taraftarları sözünü ettikleri kan parası nı vereceklerini, ancak Şemsettin’in kendisine değil de babası öldürülen çocuklara ödeyeceklerini ileri sürdüler. Şemsettin ise köyde sevilmedeiği ve söz dinlemediği için yalnız kalmış, batta babası öldürülen çocukları bile kendinden uzaklaş t irmiş 1ı$ bunun la birlikte o,karşı tarafın iddia ettiği gibi parayı başkasına değil, kendisine alacağını iddia ediyordu. Şemsettin, durumugit tikçe kötüve giden çocuklara kendi bakamadığı gibi köylülerin vapmak istedikleri yardımlara da engeli oluyor; sadaka kabml et­mediğini söylüyordu. Köylülerden biri yardım etmeğe kalkıştığın da karşısında Şemsettin! buluyorlardı.

kurum simdi de değişmiş değildir.

Bu anlamsız idia ve çeliş çilerin, karşılılclıi iddia ve çe ki.şa^lprin en çok çocuklara etkisi olmaktadır. Çocuklar bu dava nm bütün olumsuzluklarını yasamaktadır. Köyde yardıma en fazla kimler muhtaç diye bir araştırma yapı1ırsa,bütün köylülerin, üze rinde birleşecekleri tok alla konumunde bu aile. Bu aileye dev l’-t henüz e1 atmış bulunmamaktadır. Yardıma herkesten daha muh­taç olan bn çocuklar açlığa terkedilmiş durumda bulunuvor ner devse.

Dinlence kövünde yardıma gerçekten ihtiyacı olanlardan çok, yardım olmadan da geçimini sağlanabileceklerin çok az bir miktarda da olsa devlet yardımından yararlandığı gözlenmektedir. Famit ve Kâmil Ata lav kerdeşler işsiz kaldıkları için muhtaç du- rumad düşmekte, vazmiş bulurlarsa kış avı boyunca edindikleri borçları ödemeye çalışmakta ve bu da her geçea yıl biraz daha zorlaşmaktadır. Kâmil çocuklarıvla karısıyla tam bir köle hava tı sürdüHirken, ttamit’in de durumunun pek parlak olmadığı orta dadır. bunlar vaşlarmın yaslılık yardımı için elvermemesinden, amca çalışabilir olduklarından dolayi da kirassesizlerin varar- landığı vardımdan vararlanamamaktadırlar. Sosyal güvenlik kavra vmı ilk defa bu arastıhma sırasında duyan bu kardeşlerin bu yardımı alsalar da durumüarının pek düzeleceği yok.

Yardımdan yararlanan Şükrü ve tasan Enterli kardeşlerin dırumu da , bami t ve Kâmil kardeşlerden biraz daha ividir. Buna rağmen aldıkları vardrın kendilerine varamadığı düşüncesini ta şıyan bu kardeşler, neden olarak da devlet yardamı olarak veri­len pararan cok az miktarda olmasını göstermektedirler. Oğulları (oğlu olan oldukça şanslı savılmaktadır)-, toprağı , içinde kal dıklnrı evleri v° hayvanları olan bu kardeşlerin birçok kövlüden daha ivi durumda oldukları gözlenmiştir.

Yardım alan bir diğer örnek de Süleyman Kula’dır. Süley­man gerçekten horlanan, sakat !sağır ve dilsizj, içi temiz ve dı şı o 1 dukca nis biri s-i dir .Kendisine bakan asabevinin durumu, diğer krîvlülere oranla ivi olmasına karşın Siilevmanm üç avda bir alması gereken vardımı da almakta ve bülivmana bundan söz etme­mektedir. vardım almak için sülevıanan adeta bir araç olarak kul Yanıldığı farkediinektedir. Yardım, Sülevmanın kendisine veri­lir veva hirihtirilirse belki tedavisi mümkün olan sakatlığından kurtulabilir. Ancak bunun için pek kimse çaba harcamamaktadır.

Di Şer bir örnek de bir ai leden verilmektedin. Bu aile kan kavası sonucu en temel gereksinmelerinin bile karş11ayam a ya c’k duru- da olan bir ana ve çocuklarından oluşmaktadır. 0 durumda ol masına çevresinin sosvo—ekonomik ilişkilerinin bir ürünü olması­na borçlu o1 an bu ailenin durumu, gittikçe kötüleşmekte \re köylü ier her çeçen gün ‘mptıkiarı vardımı biraz dalıa kesmektedirler, •vöırde en fazla vardım almağa hak kazanan bu ailenin var­lığından devlet de haberdar bulunmakta, ancak pek bir girişimde bulunan olmamaktadır.

Özet olarak da kövde vardım alanların durumu, vardım al m^vanlın durumundan daha ividir. Ancak yardımın miktarı, bundan vararlananla-vararlanmayan arasında pek tezat yaratmamaktadır. Bir isçinin günlüğü (inşaat işçisi) 4000 TL iken, aylık vardım miktaranın 220^ jl L olması kuşkusuzbir farklılık varatmamaktadır.

4. BÖLÜM

SONUÇ VE ÖNERİLER

Bu çalışma Türkiye’de sosyal güvenlik uygulama­sının yetersiz olduğunu göz önüne serdi. İnşaat isçile­rinin sosyal güvenliğe ilişkin bilgilerinin 7/etersiz oluşu, yine köylülerin sosyal güvenlik hakkında bilgi­leri olmadığı bu araştırma ile dile geldi. Yine bu a- raştırmanm sağladığı bir başka olanak sosyal güvenlik sisteminin aslında insanın yoksulluktan kurtulması de­ğil (özellikle kapitalist ülkelerde) ölmeden yasayabi­lecek kadar bir yardımın yapılmasını ve yardımların bu amaca yönelik olduğunun belirtilmesidir. Sosyalist bir ülka olan SSCB’de ise sosyal güvenlik sisteminin üretimi arttırmak amacıyla teşvik politikası şeklinde uygulanma­sının belirtilmesi de araştırmanın bir başka katkısı sayı­labilir.

Türkiye’de Sosyal Güvenlik Sisteminin güçlenmesi ve geneslemesi büyük önem taşımaktadır. Dünyadaki sosyal güvenlik uygulamaları örnek alınarak geliştirilebilecek olan sosyal güvenlik sistemi insan onuruna en yakışan ve mutluluğa götürecek olan yolu açacaktır.

Sosyal Güvenlik ,üretimi teşvik ve bütünlemeye yö­nelik olursa daha başarılı olabilir.

Araştırma sonucunda ülkemizde bugün başlangıç yıl~ larına göre sosyal güvenlik uygulamalarına verilen önemin arttığı ve kapsamının önemli ölçüde genişlemiş olduğu gösterilmiştir. Böyle olmakla birlikte sosyal güvenlik uygulamalarının Türkiye’deki durumu Batı Avrupa devlet­leriyle karşılaştırılacak olursa, gerek bütçeden bu ala­na ayrılan ödeneğin çok az olduğu ve sosyal güvenliğin içeriğinin (anlamının) sınırlı tutulduğu görülür. Dola?- yısıyla sosyal güvenliğin kapsamının hem sayıca hem de sağlanan olanaklar yönünden yetersiz olduğu görülmüştür.

Oysa Anayasamız herkese sosyal güvenlik hakkı tanımaktadır» fiesyalçSrivenliğin bu anlamda gğiiştirilmesi ve genişletil-

mesi için ilke ve tedbirler konması yeterli olmamıştır.

Bu nedenle sosyal güvenliğin sağlanması yönünden en yetki­li kuruluşlardan biri olan Sosyal Güvenlik Kuruluşları Ge­nel Müdürlüğünün yasal çalışmalar yanında denetleyici ve eğitici çalışmalara da ağırlık v rmesi gerekmektedir, örnekoiayiarcla kişilerin sosyal güvenlikle ilgili hakların nı bilmedikleri; bunun nedeninin de eğitim düzeylerinin düşük olması ve denetleyici bir düzen noksanlığı olduğu ortaya çıkmıştır.

Belki ülkenin ekonomik koşulları sosy al güven­liğin herkese sağlanması konusunda yetersiz olabilir, rakat örnekolaylarla ilgili yapılan çalışmalarda görülü müstür ki kamu kutuluşiarında çalışanlara (neredeyse her­kese^ sosyal güvenlik hakkı sağlanmışken bazı özel islet­meler (inşaat şirketleri,Küçük atöjyeler vb.),sosyal gü­venlik koşulları sağlanmamış işçileri çalıştırmaktadır.

İste bu nedenlerle sosyal güvenli-Lk konusunda eğitim ça­lışmaları yapılmalı, seminer ve konferanslarda sık sık bu konu islenmelidir. TV., radyo gibi kitle iletişim a- raçlarında bu konuda eğitici programlar düzenlenebilir.

Ayrıca yukarıda vurgulandığı gibibu konuda eğitici yönü ağır basan iyi bir denetleme sistemi getirilebilir.

Bu çalışmalara paralel olarak da sosyal güvenliğin olanak­lar yönünden geliştirilmesine çalışılabilir.

Araştırmamın basında yapılmak istenen ; Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin belli bir sistemler bütünü i- çinde ele alınması, çevrebiyle ilişkilerinin sapranmasılü idi. Zaman ve olanakların elvermemesi açısından bu yapılama madı. Oysa çalışmanın yapılması sosyal güvenlik sisteminin anlaşılması içir bir gerekliliktir.

Sosyal güvenliğin sürekli değişen bir sistem oldu- ğundansöz edilmesine rağmen bu değişmenin neye bağlı ola- rakgelistiği hakkında somut bir çalışma yapılamamıştır.

Yukarıda açıklanmaya çalışılan nedenler yüzünden daha ggnis kapsamlı böyle bir çalışmanın yapılmasına gereksinim

olduğu açaktır.

h.l. ÖZET:

lu’ calıgmava Sosyal Güvenlimin tanımlanması ile başlanıldı. Bir kaç derişik tanım verildi. Bu tanımlardan her birinin aynı ger. çekliği farklı vönden irdelediğine değinildi.

Galışmava Sosyal güvenliğin yatay ve dikey kapsamlarının an­latılmasıyla devam edildi. Yatay kapsamın, tehlike gerçekleştikten sonra zararların ödenmesi olduğundan, dikey kapsamın ise tehlike ortava çıkmadan önce alınantedbirler olduğundan söz edildi.

Bundan başka Sosyal güvenlikle ilgili diğer kavramların da tanımı verildi.Sosval Sigortanın alınan primler aracılığıyla sigor_ talinin kendisine ”’yardımı sözkonusu edilirken, Sosval vardım kavra mmda devletin hiç bir karşılık beklemedem bireye, ihtiyacı olan verdimi vapması, Devletçe Bakılma kavramında ise devletin bireyin bütün ihtiyaçlarını karşılaması sözkonusu edilmektedir, denildi. Sosyal güvenlikte tehlike kavramı başlığı altında tehlike ile müe cadele şekillerine de yer verildi. Tehlikenin kendisivle ve zarar! larıvla mücadelenin anlatıldığı bu konuda bireyin mücadelesi ve devletin mücadelesinden sözedildi.

Sosval Güvenliğin tarihçesi ve diinvadaki durumu ise şöyle varildi*. Sosval güvenlik 2. Dünva Savaşından sonra uygulanmağa beslenmiştir. Daha önce kurulmuş olan bir takım örgütler varsa da Modern anlamda ilk Sistemler bu tarihten sonra vavgmlık kazanmış­lardır. Pocial Sficur4tv adıvla ilk defa ABD[1]de uygulanan Sosyal Güvenlik daha sonra Lord BeveridgçP1anının uygulanma kolavlığı sağ­laması ve Uluslararası anlaşmaların da etkisiyle ülkelerde hükümet h’rin bir numaralı hedefi haline gelmiştir.

A.vrı avrı Dazı ülkelerdeki Sosval Güvenlik Uygulamasın] ö-a z «rlemeve çalışıldığı konulardan sonra (ki bu ülkeler şunlardır: tngi İt -‘re, Sovvetl-^r pirliği, ABD, Almanya, Fo İlanda ve Fordik U14t ’-nion Ho rıanü hn Norveç, İsveç ve Danimarka’dır) Uluslararası Sos— vel güvenlik Sözleşmelerinde genellikle Avrupa ülkelerinin birbiri ne is ç1 alıs-v°rişi yaptığından söz eden bir konu sunuldu.

yal Sigortalar, Ba.ğ-Kur,Iş ve işçi Bulma Kurumu , Kızılay, Yardım sevenler Derneği ,TC Bitekli Sandığıidi.

Sosyal Güvenlik Kuruluşları Genel hüdürlüğünün amaçları ve örgütsel şemasının anlatıldığı ve açıklamaların yapıldığı r ayrıca şematik yapının sunulduğu bir bölümden sonra Sosyal Güvenlik Ku­ruluşları Genel Müdürlüğünün amaçlarına yönelik çalışmalarına ge­çi İdi. Bu genel Müdürlüğe sorulan sorulara toptan bir vanıt olma-s sı d1‘is :;ncesi vle verilen fotokopi avnen aktarıldı, fotokopide Türki yedeki durum ve almaası düşünülen tedbirler özetlendi. TürkiyeJ- deki durum belirtilirken birtakım istatistikleri içeren iki tablo veri İdi.

ivrıca bu gerçek vasamdaki gözlemlere ve bu konudakmiğili kişilere yöre Türki ve’de Sosyal Güvenlik Sisteminin, ülkenin bu a–, landaki gereksinimlere karşılık veremediği anlaşıldı. Bu s’ava ör-j-; ne’: olması açısından örneko la vlar a dikkati çekildi.

çalışma daha sonra ornekolavlarm sunulmasıvla devam etti. jju örnekoiavların ilki: İnşaat işçilerinin vaşammı anlattı. Bu ay arada da bu vasamm Sosval Sigorta ile ilşkileri gözlendi.Bu tür bir yas^m biçiminin Sosyal Güvenlik uygulamalarına uzakta kaldığı vur yulardı.

ikinci örnekoia^, aslında, bir çok olayı içeren bir IV proğra mıdır, -arada dile getirilen asıl sorun ilgili olması gereken kişi lerin ilgisizliğidir. Bazı hemşirelerin işbaşında örgü örmeleri, uo korların hastaneve geç gelmeleri , hastaların SSK Hastanesi kaş pısında ne t ir işlemlerle karşılaştıkları konu alınarak bazı dokğ torların açıklamaları ve bütün hastaların vnkırımaları devam etti.

‘ vrıca bövlo merkezde olan bir hastanede bu tür ilişkiler vaşanır-s Scı taşradaki hastanelerde yapılacak olan oir araştırmanın araştır«ı m’-cıva bol materval sağlıyacağı vurgulandı.

;’ncü örnekolay doğuda oir kövde Sosyal Yardım alan ve al«* irsi gereken ve bu halde iken bile alamavan bir kaç kişinin karşı­laştırılmasından sonra avnı kövde vaşavan fakat bir Kan davasın»* dan do lavımuhta ç aürumu düsen ve kimseden y rdım alamaı^an bir aile nin nik-‘1 ve si ne ver verildi .

in çalışmada sorun oosval Güvenlik Kavramının tanımlanma-s sı ve T’”rkıve: dek1 durumun sat tanmasıdır. Hu^na çatışıkken bosval “-O s va 1 G’ ’ v enlimin ounvada ki ve Tüteki ve * d eki gelişimine ve dünya d – ‘.-i birin c u lkede oo e va 1 uüvenliğin durumuna da derinildi,. ,al ış— ma Sos yo ! ■Güvenlik olgusu ve Türkiye’de -osval Güvenlik kuruluş la** rı ..ene 1 üdürlugonin Çalışmaları ile sınırlıydı. Pu genel Müdürlü ;w;n çalışmalarının tümü v Kurulusundan bu vana) bizi avrmtılarıvla iLgilendirmivordu. Çalışma daha çok Türki ve’de araştırma sırasınd a… varolan uy güle m a lanın bir dökümün*” vapmaktı. »e o unların vet er- li olup olmadığının betimlenme sivdi. Ancak elde etliğimiz bulgula­rın vetersizli :i bu alanda iddialı çıkışlarda bulunmamızı önıedi. S’>ciece bu konuda vazılmıs olan kaynaklar.-in bir kısmı tarandı, i ig guı kişilerle vgpılmaoi u is ünü 1 en röportajların verine (zamanın araştırmanın bitirilmesi için vo terli olmamasından do la vı) ö rnek®lâ«^ araştırma tekniği kondu. Yi -e ilgili kişilere sorulmak üzere hazır’ t -ı ^ n – as t irme c^tv^li gereken ver lere götürü İm e s ine ra.ğmen soru 1 • nmızn 4 st edi Hmiz vanıt hrı alaladık.

“ulgular gösterdi ki, Sosval Sosyal Güvenlik Politikasıybir sistem olarak içinde vaşadıeı toplumsal sistemden sovutlanamıvacağ

ğı gibi , aksine, genel sorunlara sıkı sıkı bağlı bir özelliğe sahip bulunmaktadır. Toplumdaki sorunlar bu sis­teme de yansımakta, bu sistemin başarılıl- bir uygulama­sı toplumdaki olanaklarla sınırlı kalmaktadır, ilgilileri rin iyiy niyetli gayretleri bu barajı asamamaktadır.

vardie

=5 .B ÖLÜM

_XLER

I-SSY ( Sosval Sigortalar Kurumu) : alSSK’nın görevleri nelerdir? b’lSSY’nın u’^gul maları nelerdir?

C)fCE’nın çalışmalarının Türkiye’nin gereksinimlerine kar •ıl ık  o v~ ren e di “’i Vı’ikin da rt° 1er söylenebilir? SSK Türkiye ‘

nın bu-‘ ’ anma ki gere‘C3inim Lirini karş ılavami’nrsa bunun sizco nede­ni nedir?

?_p.

a )iüAG— TTJT’ un suru Luş anaçlarından söz eder misiniz? b ‘ı T3AG—’”TP’ un u’igı lamalarından söz eder misiniz? c ‘İBİG-^UT* un kendi alanında yeterliliği hakkında ne söyle­nebilir? Yetersiz kalıyorsa bunun nedeni ne olabilir? l-Idarilsler ve Personel:

al İdare ve personelin rahatça çalışmasına engel olan şey­ler! varsa) nelerdir?

o 1 sizce bu engeller nasıl ortadan kaldırılabilir? Bunun i- çin kimlere ne gibi grevler düşüyor?

d-vurt dışında Çalışanlar:

  1. Yurt dışında ne kadar insan çalışıvor?
  2. Yırt dışında çalışan işçilerimizin ülkelere göre dağılım mı nasıldır?

c1 Yırt dışına giden işçilerimizin eğitim düzeyleri nedirV Ç)   ”    ”             ” iş çileri”‘iz en çok hangi işkollarına

dağılmışlardır?

d> Yurt dıs indeki işçileri; linin sıy’tau’.i’: ve sendikalı­lık durumları hakkında neler söylenebilir?

  • Yurt dışındaki isçilerimizin iş kazalarına vs. karşı gli*– ve -> e e ! erı rsı 1 d ır?
  • isçilerimiz yurda döndükten sonra da daha önce çalışmış olduk! arı ü l.k ■> i.eru’-ki haklarından sosyal güvenlik haklarından) Tur Tem1 da de var ar lana bi 1 i –ror L ar ~ı?

“-t. T. Y. î Tş ve işçi Bulma ‘ürumul :

a1 r. 1. T . . ‘nun TörevLerind-n söz e d e r misiniz r b ,) l . 1. B . ” . ’ nun uygu ‘.ar a 1 imim – ö z o er e: i iniz? c ‘ İş ve isçi bnlnrk-n ne sil bu- yont em izli”or sunuz? d’ ise ver!. -s tirdi ğiniz is çilerin durumlarını is -“-rınue de İ Z \ İ “O r -Ucunuz?

e’1 bru’ un ^et ‘»rsızlı •’inden s’ksdebi lir miyiz? Bueksik il ce — ren nrt°ri İme s i için kimler ne vor.abi lir? f)

a – MS li İş 1er :

” ‘ Sosval üre us vuruluşları Genel î-‘üdiir lü günün gelir kay­nakları hakkımla o i irri verir misiniz-»

b) l>o’ ir kovmaklarınız yeterli midir? Yetei’oiz ise yeter li he le pe ai”^ ‘i l”:ek için kim lor ne vaprr.alı?

c ) Giderle” en vuk hangi alanl- rdn o Imaktaddır? d) Devletin kuruma malî vönuan yardımı nasıl o Lma’ctodır (

7 .) AMELE BİRLİĞİ:

  1. Amele birligininkuruluş amaçları nelerdir?
  2. Amele birliğinin u-‘gu Lamalar ınaai söz eder misiniz?

cjAmele birliği uygulama sırasında ne tür güçlüklerle İcar- ş * leş i”^r r Bu T::clükl rin gi ci eril ‘esi için ne ier yapılmaktadır?

3-SAkaxLAR:

a I Sakat 1ar için llirkiye de nuıer yapılmaktadır? b)Sakat balinanın nedenleri hakkında neıer sovienebiıır? c’)îSakat kalmadan önce bu konukla ilgiline tür önlemler alı

nıvor?

d)Daha i^i hizmet için neler gereklidir?

YARARLANILAN KAYNAKLAR

KİTAPLAR :

ÇUBUK, Ali

1982               Sosyal Güvenlik ve Sosyal Güvenlik Kurumlan.

Ankara.

D ELİK, Sait

1972               Türkiye’de Sosyal Si gorta lar î İk t i sadî Açıdan

Bir Tahlil Denemesi. Ankara.

BROUN, T? ve POLATOĞLTJ, A.

1981+               Kamu Yönetimine Giriş. 2 .Bsm. , Ankara, TODAİE

vayınları.

ILLİCH,İvan

Okulsuz Toplum. Çev. î T. Bedirhan ÜSTÜN? Ankara Birev-Toplum Ya vınlan.

LEWİS,Oscar

19^6-197k İşte HavatC Belgesel roman). 3.BsmÇev.:Vahit Çelikbaş. BTY OFSET- e Yayınları, İstanbul.

F^SK^LL^OGLU, Ali

1982               ^zttirkçe Sözlük. 7.Bsm., Ankara, Turhan Kitabe*

vi .

S BLVİ,Oya

1967               Sosval Güvenlik. Ankara, AÜ DTCF. Sosyoloji

‘Yayınlanmamış Lisans Tezi).

TALAŞ,Cahit

l0?’”)               Sosval Ekonomi. 2. kitap, J .Bsm. , Ankara.

Ts Güvenliği Hukuku. Ankara, Sevinç Matbaası, Savaş Yayınları.

‘FAKTLLT, Server 19S’+  vİi z vı 11 ar m Gerçeği ve Mirası. C. : I, 2.Bsm.,

İstanbul, Sav “‘”avınlan.

t-, – rıp- * ppc nv ” f

1 O s R

cosval Güvenlik Milletler arası (çalışma Teşkil tı. Cev.: Turan Yazçan. Ankara.

TUNÇ OH AG,K.

j.075                cosval Güvenlik Kavramı ve Sosval Sigortalar.

Is tanbul.

YAZGAN,Turan

1970         İktisadi ve Malî Yönüyle Sosyal Güvenlik.

T s tanbul.

TTLV IZ, G i der

1982         ”ukuk Sözlüğü. 2.3sm., Ankara, Yorum Matbaacı­lık    lık-Ya vmc ılık.

AKALGLBR:

İZDGM^P, Kaya

1°85         İşçi Sağlımı ve İş Güvenliği Bülteni, l.sayı

f Mart) , Ankara, Türk-iş Yayını.

S evket

19 8′

T.Gçi Sağlığı ve İş Güvenliği Bülteni, l.savı, Ankara, Türk-iş Tavını.

V v—                                               ,         1- J

1981         Sosval Güvenlikte Bütünlük.Ankara, Millivet

Ga z e t e s i ‘■ 21/ 12/ 8 5) •


[1] böl-ö-ıde ise Türk i ye’ de Sosval Güvenlik uygulamaları ko« nu edildi. Burada Usmnnlı devrinde oluşturulan vardım şekillerini den başlanıldı. Aile içinde yardımlaşma, meslek kuruluşlara içinde vardımlasma ve Sosval Yardıklar bu konunun alt baslıklarını olus-t« turdu. Cumhur! ve t Döneminde ise Anayasa’ca Sosyal Güvenlik hakları nın güvence altına alındığından söz edildi. Ancak devlet bu hakla? ra koruma va alırkende kendi olanaklarını as anlamaktadır denildi.

ilk defa TC Emekli Sandığı ve Urdu Yardımlaşma Kurumu, dah ha Sonra da sosval Sigortalar burumunun kurulduğun» dikkati çekil di. Sonra da sırasıvla diğer kuruluşların kurulduğu söylendi.

Sonraki başlıklarda Türkiye’de Sosval Güvenlik ve Sosval kuruluşlarının kısaca tanıtımı vapıl^ı. Bu kururasLar, Sos


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir